1 Asırlık Semiha Nineden Dünden Bu Güne Kadın

[-]Normal[+]

Türk kadını tarihin anahtarıdır. Çağ açıp kapatan, tarihin nice isimsiz efendilerinin anasıdır. Türk kadını olmak asil Türk milletinin bekası ,geleceği,güvencesi olmak demektir diyen bir asırlık Semiha nine dünden bu güne kadını anlattı

8 Mart Dünya emekçi kadınlar gününe özel olarak bir asırlık 1091 doğumlu 109 yaşındaki Semiha Nine dünden bugüne kadın olmayı anlatı. İlçemizde Örcün köyünde yaşayan Semiha nine bir asrın yaşayan şahidi olarak 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününde özel olarak gazetemize dünü ve bu günü ile kadın olmayı anlattı.

Okuma yazma bilmeyen fakat 6 çocuğu dönemin zor şartlarında okula gönderen torunlarının torunlarını gören Semiha nine bayanların sokakta oturamadığı kız çocuklarının okula gitmesine karşı olan bir dönemden elinde yıkadığı çamaşır günlerinden teknolojinin imkanları ile gelişen ve kolaylaşan ev işlerine kadar her evreyi gün ve gün yaşarak değerlendirdi ve “ Geçmişten bu güne kadın olmak hep zor oldu ama en zoru bir anne olarak vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirmektir çünkü gerçek şu ki bir kadın hayatı şekillendirir” dedi Semiha Yıldız 109 yaşında 1091 Uzuntarla Ketence doğumlu.

17 yaşında iken 1963 doğumlu Emin Yıldız ile evlenerek Gölcük Örcükköyü’ne yerleşti. Ve bu güne kadar Örcün köyünde bulunan evlerinde yaşamını sürdürmekte. Okula dönem şartları nedeniyle hiç gidemeyen Semiha Nine 6 çocuk 60 torun sahibi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısı ile görüştüğümüz Semiha ninenin 1999 yılında iki gözünü kaybetti ve tansiyon problemi hariç hiçbir sağlık sorunu yok. Türkiye’nin gidişatına yön veren tarih kitaplarına yer alan birçok olaya canlı şahitlik eden Semiha nine kadın olmanın her dönemde zor olduğunu belirtti “Kız çocuğu olarak dünya gelmek vebal gibi yaşatılırdı” 2 odalı bir toprak evde hayata gözlerini açan Semiha nine bakın kadın olmayı ve yaşadıklarını nasıl anlattı “ Benim genç kızlığım dediğim zamanlar şimdi öğrencilerin tarih kitaplarında yazan yıllar. Okuma yazma öğrenme şansım olmadı çünkü kötü derlerdi. Köylerimizde ki bölgelerimizde ki büyükler kız çocuklarının okula gönderilmesine kötü bakardı. O zamanlardan vardı ezilen bastırılan taraf bayanlardı. Kız çocukları derelerden sular taşır çamaşırları yıkar, tarla, bağ bahçe ile uğraşır ve söz söyleyemez. O dönemlerde değil evlerimizde suyun akması elektriğin olması hayal gibiydi. Kız çocukları Ama! Neden? diye hiçbir şey soramazdı. Bildiğimiz iki kelime vardı büyüklerimize diye bildiğimiz iki kelime… “Olur ve siz nasıl isterseniz” başka bir şey söylemezdin çünkü sen kız çocuğu olarak dünyaya geldin. Kız çocuğu olarak dünya gelmek vebal gibi yaşatılırdı “Evlendiğimde doğduğum köyün dışında da yaşam olduğu gördüm” Vakti gedin de ki, 14-15 yaşından sonra evlendirildi. Bende genç yaşta evlendim, Emindi beyim adı. Evlendiğim gün köyümün dışında da yaşam olduğunu gördüm. Gölcük Örcün köyüne gelin geldi. Kadın olarak tarla, bahçe hep çalıştık. Özel hayat dinlenme, eğlenme yeni entari nedir bilmezdik. 6 çocuğum oldu evliliğimden. Eşim o zamanlar köyün muhtarlığı yapan yani bilgin dediğimiz kesimden di. 2 kızım vardı 4 oğlum kızlarımı okula göndermek için direndiğim de eşim bile bana karşı çıkmıştı. Ben öğrenememiştim okumayı onlar öğrensin istedim. Ve kızlarımı okula gönderdi. Eşime rağmen kızlarım okudu.

Öyle doktor, mühendis olamadılar ama okudu, okur yazar bilir oldu. İşte kadın olmak böyle bir şey doğru ve aydınlığına inandığın bilgi erdemliktir derken kız çocuklarının okula gitmesine karşı çıkanlara rağmen direnmektir kadın olmak “Kız ve erkeği böyle ayırırlardı” Daha sonra kızların okula gitmesi de yavaş yavaş toplumca kabul edildi ama yine hep bir kız bir erkek çocuğu arasında ayrımlar yapıldı Özellikle ülkemizde kız çocuğu bir hayal kırıklığıyla doğar.. neden mi? anne için sorun yoktur ama babada..”erkek adamın erkek çocuğu olur”ya ondan. Bir maskot gibidir kız çocuğu.. süslenecek.. püslenecek.. çamurda oynayamaz.. üstünü başını batıramaz.. saçları uzun olmak zorunda.. anne o kadar zahmet çekmiştir onları taramaya.. elinden alınan özgürlük ve kısıtlamalar daha o yaşlarda başlar.. zordur kız çocuğu olmak. erkek çocuğu yüzlerce oyuncağı kırar,parçalar nasılsa yenisi alınacaktır... kız çocuğuna bir oyuncak bebek yeter.. O onun dünyası olur, onunla yatar,onunla kalkar,ona can verir konuşur onunla... Bu anne ruhudur, bu kadın ruhudur. Kız ve erkeği böyle ayırırlardı. “Büyüklerin yanında çocuklarımızı sevemezdik ayıptı” Gel zaman git zaman evlere ilk gelen siyah beyaz televizyondan bir tek 1 kanal seyrettiğimiz dönemin en lüks çağına geldik. Kadın ve hakları biraz daha bilinir hal aldı. Ama atasından erkeğinden ve en önemlisi şiddetten korkan çekinen çaresiz kadın hayat için hep mücadele etmeyi bildi. Bir erkeğin 'erkek' olduğu için faydalandığı çoğu imkandan 'kadın' olduğunuz için faydalanamadığınız anlar bizler onları çok gördük çok yaşadık. Tek göz odalarda yaşandı her şey, hiç taşmazdı sokaklara. Bizim zamanımızda evli kadın düğünlerde oynayamaz kayınpederinin aile büyüklerinin yanında ağlayan çocuğunu sevemezdi ayıptı. “Kadının başara bildiği zor kabul edildi “ Çamaşırlar elde değil merdaneli makinelerle yıkanır oldu, sonra otomatikler çıktı sonra sonra bir sürü yenilik ama yenemediğimiz tek şey her dönemde kadının başarılı olduğunu kabul etmek. Neden hiç bilemem kadın başarısı ve insan olduğu kabul etmek zor gelir. Kadın olmak hep çok zor oldu. Çünkü kadın dır erkeğe yön veren ve kadındır vezirde rezilde eden. Kadındır geçmiş dönemlerden günümüze kadar bastırılmaya çalışan, ama her şeye rağmen mücadele eden şimdi birçok işin başına varolamayıbilen kadındır. Kadındır her şeye rağmen başara bilen. Kadının en zor görevi ise anne olmayı bilmek çünkü dünler bugünler ile yer değiştiriyor ve annelerin yetiştirdiği yöne verdiği nesiller hayatı şekillendiriyor. “Türk kadını tarihin anahtarıdır” Bir insan ömrü öncesinde yaşadığımız var olma mücadelesinde, ,askere mermi yetiştirmeye çalışan ve kışın o en çetin şartlarına rağmen, çocuğunun üstünde ki battaniyeyi alarak ıslanmasın diye kağnısındaki cephanenin üstünü örten ve karargaha birkaç yüz metre kala ,donarak şehit olan ,Türk kadınlarını bu millet unutmadı ..unutmayacak da.. Türk kadını olmak ,bir kadın için, yer yüzündeki en büyük payedir,onurdur,gururdur,iffettir,namustur, fedakarlıktır,sadakattir.Türk kadını tarihin anahtarıdır.Çağ açıp kapatan, tarihin nice isimsiz efendilerinin anasıdır.

Türk kadını olmak asil Türk milletinin bekası ,geleceği,güvencesi olmak demektir.Analarım,bacılarım bunu böyle bilsin ve bu gerçeği hiç unutmasın.Bilsinler ki, bu asil millet onlarla var olmuştur ve yine onların sahip olduğu yüksek erdemlerle var olmaya devam edecektir. Kadınlarımız geleceğe şekil veren asil kişilerdir” şeklinde konuştu

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.