Gölcük STK'ların organize ettiği "Sivil Anayasa ve 12 Eylül Referandumunun" konuşulduğu programa Araştırmacı- Yazar Doç, Dr, Ferhat Kentel, Hizmet İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Tiyatro Sanatçısı Ahmet Yenilmez konuşmacı olarak katılırken vatandaşların programa ilgisi yoğun oldu
back1 / 2nextBüyük Göster
Kurulduğu dönemde 10 sivil toplum kuruluşunun buluştuğu çatıya ev sahipliği yapan Gölcük Sivil Toplum Kuruluşları Birliği şimdilerde 14 sivil kuruluşu ile çalışmalarına devam ederken STK'ların organize ettiği Sivil Anayasa ve 12 Eylül Referandumunun" konuşulduğu programa Araştırmacı- Yazar Doç,Dr, Ferhat Kentel, Hizmet İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Tiyatro Sanatçısı Ahmet Yenilmez konuşmacı olarak katılırken panele ilgi yoğun oldu. Gölcük Belediyesi Kongre Saray'ında gerçekleştirilen programda ev sahipliğini dönem başkanı Gölcük Eğitim Derneği başkanı Yasin Alp yaparken Eğitim-Bir-Sen, Hizmet-İş, GİMDER, Büro- Memur- Sen, Din Görevlileri Derneği, Burhan Dergsi Temsilciliği, Anadolu Gençlik Derneği, Kocaeli Eğitim Kültür Vakfı, Öğder, Diyanet- Sen, Mazlum-Der, Dost Eli Yardımlaşma Derneği, Türk- Diyanet-Vakıf-Sen'in Gölcük Temsilcileri'de hazır bulundu. Katılım yoğun olduğu "Sivil Anayasa ve 12 Eylül Referandumu" konulu programda ayrıca Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, AK Parti ilçe yönetim kurul üyeleri ve çok sayıda vatandaş da yer aldı. "Sivil Anayasa ve 12 Eylül Referandumu" konulu programda açılış konuşmasını dönem başkanı Alp gerçekleştirirken sivil toplum kuruluşları olarak sivil anayasaya " Evet" dediklerini belirtti.
İlk Konuşmacı Doç. Dr. Ferhat Kentel
İlk olarak Taraf Gazetesi Yazarı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Kentel yaptığı konuşmada "Anayasa değişiklik paketi için referanduma giderken "evet", "hayır" ve "boykot" cephesi olarak gene bölündük. Bütün kutuplaşma krizlerimize rağmen, bu gayet normal ve iyi bir şey. Çünkü kimileri bu pakete sırf AK Parti'den geldiği için "hayır" diyor olsa da, esas olarak toplumun büyük çoğunluğu gayet samimi bir biçimde "evet"in ya da "hayır"ın anlamlarını, mesela 12 Eylül'le hesaplaşmanın sağlanıp sağlanmayacağını tartışıyor. En azından, 12 Eylül'ün daha önceki dönemlerde olmadığı kadar, bütün toplumun vicdanında yargılandığı bir dönem yaşıyoruz. Yani her şeyden önce, dokunulmaz duvarlar arkasındaki oligarşik kastın tekelindeki bir alan, Cumhuriyet tarihinde neredeyse ilk defa kamunun rahatça içine daldığı, uzman muzman takmayıp, bizzat kendisinin yorumladığı bir alan oldu. Yani bir bakıma "hukukçu" olduk hep birlikte! Askerlerle birlikte yargıçların da siyasete ve sosyolojiye sürekli olarak bilgiççe dalma âdeti artık tersine döndü: toplum da onların alanlarına girer oldu.
Bugün AK Parti'nin paketini beğenmeyen, "bir gün fırsat olursa" kendi yapacakları anayasanın en iyisi olacağını düşünen taraflar her zaman sentezler yapan sağın altında ezildi. Eğer, her şeyi en iyi bilenin kendisi olmadığını öğrenirse o taraflar, yani tevazuu öğrenebilirse, muhtemelen Türkiye siyasetinde anlamlı bir yere oturabilecek.
Arslan "12 Eylül'ün En Büyük Mağdurları İşçilerdir"
12 Eylül'de oylanacak olan referandumu içerik itibariyle yetersiz ama iyi, genel itibariyle de tarihi bir fırsat olarak değerlendiren Hizmet İş Genel Başkanı Mahmut Arslan "12 Eylül'de hem geçmişteki acılarımız adına, hem de geleceğe dair umutlarımız adına oy vermeliyiz. Bu ülkeyi bir açıkhava hapishanesine dönüştüren darbe anayasasından kurtulmak önümüze bir fırsat doğmuştur, bu evet oylarıyla değerlendirilmelidir" dedi. Arslan, açıklamalarında özetle şunları söyledi: "12 Eylül'ü yapanlar darbenin nedenlerinden biri olarak çalışanları ve sendikaları gördüler. İlk etapta sendikal faaliyetleri durdurdular. Bütün sendikacılar hakkında soruşturma açıldı. Takibatlar yapıldı, çoğu tutuklandılar, cezaevlerine atıldılar. Toplu sözleşmelerimiz askıya alındı, mal varlıklarımıza el koydular. Sendikalarımızın binalarını gelip en ücra köşelerine kadar her türlü müdahalelerinde bulundular. 50 yılda kazandığımız pek çok haklarımız 12 Eylül'ü yapanların atadıkları tarafından ne yazık ki elimizden alındı. Dolayısıyla 12 Eylül'ün en büyük mağdurları aslında, çalışanlar ve işçilerdir. Referandumda evet demenin vicdani bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Yenilmez "Bu Utançtan Kurtulma Vakti Geldi"
Ünlü oyuncu Ahmet Yenilmez, ise 12 Eylül'de halk oyuna sunulacak anayasa değişikliği paketini değerlendirdi. Bir yabancı sosyoloğun 'hürriyet bir zehirdir onun sefasını ancak cefasını göze alabilenler sürer" dediğini aktaran Yenilmez, Çanakkale'de bir neslin bu zehri içtiğini, sefasını sürmeyi arkadan gelenlere bıraktığını, ancak onların bunu bile beceremediklerini ifade etti. İnsanlığın aya çıkaracak koloniler kurmayı planladığı bir zamanda Türkiye'nin darbe yapanları koruyan bir anayasa ile yaşıyor olmasının çok yazık bir durum olduğuna dikkat çeken Yenilmez, "Bu utançtan kurtulma vakti geldi." diye konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık'ta kısa bir selmalama konuşması yaparken STK dönem başkanı Alp ile birlikte misafir konuşmacılara günün anısına çeşitli hediyeler takdiminde bulundular. Program yapılan iftar ikramları ile sona erdi.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 06.09.2010 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
12 eylül,
yıldız,
kongre,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.