Türk tiyatrosunun en büyük isimlerinden biridir Yıldız Kenter... Enerjisi, mimikleri, sesi ve birikimleriyle insanın aklını başından alan bir yıldızdır. 80'li yaşlarını süren taptaze bir genç kadındır.
Geçenlerde, bundan bir yıl kadar önce Ayşe Arman'la yapılan bir röportajını okudum, tesadüfen... Farklı bir Yıldız Kenter çıktı karşıma; kendi tabiriyle "İngiliz gâvur anayla sarhoş baba"nın küçük kızı... Nasıl Yıldız Kenter olduğunu, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını o kadar güzel anlatmış ki, tarzına ve üslubuna bir kez daha hayran kaldım. Yaşadıkları, verdiği mücadele, rahmetli eşi Şükran Güngör'e duyduğu aşk ve özlem okuduğunuz satırlarda gözünüzün önünde canlanıveriyor. Ama sizinle asıl paylaşmak istediğim bu değil...
Yıldız Kenter daha gencecik bir kız... Rockfeller bursuyla Amerika'ya gidecek. Gitmeden önceki akşam babasıyla kavga ediyor, içkisi yüzünden. "Birkaç sene yokum. Üç beş arkadaşımı veda yemeğine çağırmak istiyorum. Ne olur bu akşam içmesen baba" diyor babasına. Çok sinirleniyor babası, "Cehennemin dibine kadar yolun var. Git, gelmez ol. Gelecek olursan da beni bulma inşallah" diyerek uğurluyor kızını... Sanatçının tabiriyle "kıymık gibi batıyor sözler yüreğine" ve kavgalı ayrılıyorlar. Bir süre sonra babası Yıldız Kenter'e bir mektup yazıyor; "Aklım orada diyorsun, yüreğim buruk. Af diliyorsun sonra da. Anam suratlı kızım, sen de biliyorsun ki, af dilemesi gereken benim. Diliyorum da nitekim. Ama ne olmuş yani, bağırdık, çağırdık, attık içimizdeki pisliği, arındık. Bitti. Hayyam'dan bir dörtlükle kapatıyorum yavrum bu bahsi: Neylesem bu benim iç kavgalarımla/ Pişmanlığım, kendi düşmanlığımla/ Sen bağışlasan da, ben yerim kendimi/ Neylesem bu yüz karam, bu utancımla..." Bu mektubu yazdıktan sonra ölüyor babası, daha 61 yaşında ve yanında olamıyor Yıldız Kenter...
Babalar ve kızları arasında hep çok güçlü ve tarifi çok da mümkün olmayan bir bağ olduğuna inandım. Aynı duyguları ben de yaşıyorum; hala babamın küçük kızıyım ve hala o benim ilk aşkım. Belki de bu yüzden etkiledi bu satırlar beni ama başlıktaki o üç kelime var ya, okuyunca aklım başımdan gitti.
E ne diyeyim daha ben, girin Hürriyet gazetesinin arşivine ve okuyun mutlaka bu Ayşe Arman röportajını... Bir güzellik yapın kendinize, ruhunuzu besleyin biraz da...
· Onunla karşılaştığınız her ortamda sizi uzun uzun süzdüğünü hatta gözlerini sizden ayıramadığını fark ediyorsanız,
· Laf arasında futbola ilgi duyduğunuzu söylediğinizden birkaç gün sonra tuttuğunuz takımın ertesi hafta oynanacak maçına bilet aldığını söylemek için sizi arıyorsa,
· Arkadaşı sizinle konuşurken dolaylı yoldan onun hakkında ne hissettiğinizi anlamaya çalışıyorsa ve size onunla ilgili sorular soruyorsa,
· Masanızın üzerinde duran "Tatil İçin En İyi Yerler" kitabınızı gördüğünde size birlikte tatile çıkmak isteyip istemediğinizi soruyor ve cevabı almadan utanıp konuyu kapatıyorsa,
· Daha ilk buluşmada size bir şarkı dinletip bunun ikinize özel olmasını istediğini söylüyorsa,
· Eğer sırf sizinle anlamlı sohbetler yapabilmek için Grey's Anatomy dizisinin sezon DVD'lerini alıp seyrediyorsa,
· Odanın öbür tarafında olsanız bile her an ve her yerde sadece onunla göz göze geliyorsanız ve o size bakmaktan bir türlü kendini alamıyorsa,
· Sizin Gisele'e benzediğinizi söyleyen arkadaşlarınıza karşı çıkıyor ve sizin ondan çok daha güzel olduğunuzu söylüyorsa,
· Erkek arkadaşlarıyla düzenledikleri poker gecesinde aniden içeri daldığınızda gece orada takılmanızı çok tatlı buluyormuş gibi davranıyorsa,
· Arkadaşlarınız şimdiden gittiğiniz her yerde onu da görmeye alıştılarsa, bu iş tamam demektir...
Okuyacağınız satırlar Deniz Mavi'den...
"Derdini dinleyecek bir dosta bir an bile ihtiyacın olursa, olacaksa eğer...
Yüzünde parıldayan gözyaşlarını silecek, kurutacak birini, yakınında istiyorsan eğer...
Herkesten sakladığın sırların varsa ve onları paylaşacak birini istiyorsan eğer...
Sıkıntılarından kurtulmak için bir dost elini, desteğini arıyorsan eğer...
Zor gününü sana geçirtecek cıvıl cıvıl bir ses istiyorsan eğer...
Sana çok önem veren ve seni çok düşünen birini istiyorsan eğer...
Umutlarını paylaşan, tasalarını yumuşatmaya çalışan birini özlüyorsan eğer...
Sana saygı duyan biriyle beraber olup kendini bulacaksan; ben, benim diyeceksen eğer...
Ve etrafında olup bitenlerden nasıl etkilendiğini anlayacak birine ihtiyacın varsa... Buradayım.
Burada olacağım..."
"... Kimse kendisine şu soruları sormaz: Hayatımı yeterince değerlendirdim mi? Başka türlü mü yaşamalıydım? Doğru insanla, doğru yerde miyim? Bu dünya bana ne sunuyor? Doğumdan ölüme hayatlarımız otomatik kumandaya bağlıdır ve akışını değiştirmek insanüstü bir cesaret gerektirir... "
Frédéric BEIGBEDER - Aşkın Ömrü Üç Yıldır!
· 7 Nisan Pazartesi, Dünya Sağlık Günü, Kalp Haftası, fırtına
· 8 Nisan Salı, Sağlık Haftası, yağmurlar, fırtına
· 9 Nisan Çarşamba, Türk Mimarlar Günü
· 10 Nisan Perşembe, Polis Haftası, fırtına
· 11 Nisan Cuma, Dünya Parkinson Günü, yağmurlar, fırtına, hayvanların çiftleşme zamanı
· 12 Nisan Cumartesi, fırtına
· 13 Nisan Pazar, fırtına