Siyasetin nevbaharı mutluluk rüzgarı estirmektir. Şarkıları dinlerken mikrofonda Ümmügülsüm varsa, bilin ki nutuklarda Bad ül Arap' dır. Ahenk çok önemlidir. Eğer size yemek müziği diye "cilveloy nanayda" çalıyorlarsa yoğurdunuz ayran, fasulyeniz de çorba olur. Ve siz terbiyeli çorba içmiş olursunuz.
Siyasette her gün atak üstüne ataklar görüyoruz. Tek amacı futbolda olduğu gibi meşin yuvarlağı iki direğin arasından içeriye sokmak değil, oyları sandıkta buluşturup sonrada nanidana nanidana şarkısını koro halinde söylemektir. Gol ile oy arasında nasıl bir farklılık vardır diye düşünürseniz eğer golü elle atarsanız sayılmaz. Hele hele top ceza sahası içerisinde elinize çarparsa penaltıdan gol yersiniz. Siyasette ise sandık farklıdır. Oraya giren oylardan bir oynama çıkar, Tarkan' da onun adını şıkıdım koymuş bir de oflama çıkar ve İbrahim Tatlıses' ten şu türküyü dinlersiniz " Ağrı Dağın eteğinde uçan bir kuş olsam". Çünkü hayaller ölmüştür. Zaten dünyaca ünlü yazar Harold Robins' de kitabının adını " önce hayaller ölür" diye koymuş. İşte bu ataklar gördüğünüz gibi gol atakları değildi. Bu ataklar bir yöreye ve neticede koskocaman bir ülkeye hizmet ataklarıdır. Yani gol atakları değil. Çünkü oyunuzu elle atarsınız golünüzü ayakla. Hep beraber Gölcük' ü kuş bakışı seyrettiğimizde manzarayı çıplak gözle görüyoruz. Şimdi bu ataklarda faul yapanlar ve kasti tekme atanlar bilsin ki kırmızı kart görecektir. Lakin bu kırmızı kart Selçuk Dereli' nin Zapo' ya gösterdiği maçlık kartlar değildir. Çünkü hakemin gösterdiği kırmızı kart sonrasında kasti tekmeye üç küfüre beş maç ceza verirler. Ama halkın gösterdiği kırmızı kartın yerel seçimlerdeki süresi tam 5 yıldır. İşte o zaman herkes bilecekki Gölcük için sahaya çıkıyorlar. Bütün adaylar aklı selim olacak. Orhan Veli' nin İstanbul için dediği gibi " Gözlementepe' ye çıkıp gözlerini kapayacaklar ve Gölcük' ü dinleyecekler.Sesleri, kulaklarını dört açıp iyi duyacak, kafalarını çok çalıştırıp iyi anlayacaklar. Yoksa bilsinlerki Aziz Bahriyeli Makber' i okumak için hazır bekliyor.O bize yakışmaz be gülüm. Biz arkadaş şarkısını söylmek istiyoruz. Şarkılar böyle söyler böyle söyler masallar.
Kasteder antenler renk renk sinemalar. İşte ey sevgili adaylar Gözlementepe' den sonra sağa doğru inin Şirinköy ve İhsaniye' yi bulursunuz. Sol tarafta Gölcük ve sahil var. Ulaşlı' dan Yazlık' ın bir ucuna kadar çalıştırın bakalım şöyle antenlerinizi alıcılarınıza ne gibi veriler takılacak. Bak Hanife suratını bir karış asmış oturuyor, İrem' in ne derdi var bilinmez bugün yeşil giyinmiş biraz daha neşeli, Erol varmısın yokmusun yarışmasına katılmak için Acun'u arıyor ama onun derdi para kazanmak değil, Türkiye' nin en ünlü kuaförüne kafasına saç ektirmek. Bak şu adamın derdine yahu! Millet aş, iş, doğal gaz derdiyle yanıp tutuşup gelen faturalara küfürleri boğaz köprüsüne doğru savururken Erol'un derdi Acun ile. Nurdan' ın ne derdi var bilinmez şu sıralarda bebeği ile uğraştığı için belki bir kaç ay sonra kreş derdi olabilir. Evet sevgili adaylar işte bunlarda yurdumun günlük insan manzaraları. Kimi Şam'ın şekerinin peşinde kimi Kanlıca' da yoğurt yiyor. Yani her telden var. Önemli olan sazın tellerini iyi akord edip türküleri çalmak. Yoksa bu ataklardan öyle bir ters atak yersiniz ki tam 90'dan gol olur. Maçları izlemek bizim spor servisinin işi. Objektif hazır Erol makineyi Gölcük' ün en tepesine koymuş bekliyor. İki şık var ya siyasiler bu atakların gol atağı değil hizmet atağı olduğunu anlayıp sahaya çıkacak yada golü kendi kalesine yiyecek. Biz hazırız ya siz? Şimdi Acun değil ama Gölcük halkı soruyor varmısınız yokmusunuz?
Bir yastıkta kırk yıl dile kolay ne hoş ve ne güzel. Yahya ve Nimet Kanpara çifti gençlikte başlayan ölmsüz aşklarını evlilik ile resmileştirdikten sonra 40 yıldır birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Rüştü, Erdal, Ahmet, Özlem ve Hatice bu güzel aşkın meyvesi olarak onlara Allah tarafından evlat olarak verildiler. Ben yakın aile dostları olarak 40 yıldır bu güzel çiftin ahenk ve uymunu yakından bilen can dostları olarak onlara şu şarkıyı armağan ediyorum; " Bu ne sevgi ah bu ne aşk böyle". Nice 40 yıllara Nimet Abla ve Yahya Ağabey. Haydi bakalım bugün sizin dans gününüz 40 yılın hatırına önce bir vals Vivaldi' den sonra Ravelden bolero, ardından Emel Sayın' dan " bakınca gözlerinin içi gülüyor kendimi senden alamıyorum" şarkısı ve sonunda da yöresel bir tat "Cilveloy nanayda". Mutlu yıllar sevgili dostlar. Sağlık ve huzur sizinle olsun.