Açılım aramızı açmadan

[-]Normal[+]

Türkiye açılım lafıyla birlikte fırtınaya tutuldu. Fikret Bila, çözüm derken çözülmeyelim yorumunu yapmıştı. Görüyoruz ki kafalarda soru işaretleri var. Demek ki açılım derken de birbirimizle aramızı açmayalım.

İktidarla muhalefet arasındaki konuşmalar sert laflara dönüştü. Özellikle MHP ve AK Parti arasında yaşanan sert tartışmalar, ülkede zaten gergin olan ortamı daha da geriyor.

Şimdi dün AK Parti Grup Başkan Vekili Mesut Bozdağ'ın konuşmalarını dinledim. Büyük bölümünü MHP'ye yönelik eleştirilere ayırmıştı. Sayın Bozdağ, "Annelerin gözyaşları dinsin istiyoruz" diyor. Doğru. "Bölücü terör nedeniyle şehit cenazeleri olmasın" diyor, bu da doğru. Bu ülke bölücü teröre 10 binin üzerinde şehit verdi. Kanın sorumlusu dış kaynaklı güçlerin maşası PKK. Evet, anaların gözyaşına tabiî ki hayır da çözümün adı ne olacak? PKK'nın nasıl bir formülle bitirilmesi sağlanacak?

Demokratik Toplum Partisi bölücü başı Abdullah Öcalan'ın muhatap alınması konusunda ısrarlı, bunu her yerde bağıra bağıra söylüyorlar ve bölücü başı da İmralı'dan her yere mesaj veriyor. MHP'yi ve ülkücüleri Kandil'e davet ediyor. Şirketliğini öyle boyutlara getirmiş ki "Savaş açarsak ordu falan da kalmaz" diyor. Yakalandığı gün "Benim de annem Türk'tü. Devletin hizmetinde ve emrindeyim" diyen bölücü başı yılıştıkça yılışıyor. Millet de soruyor, bu cesaret neyin nesi diye.

Bildiğimiz bir şey var. Devlet terör örgütüyle ne masaya oturur ne de pazarlık yapar, bunun altını çizelim. O zaman açılımın da ne olduğunu enine boyuna açın ki birbirimizle aramız açılmasın. Gönlüm arzu ediyor ki, bu arzu bu milletin de gönlünde yatandır, çözüm denen formül 73 milyon vatan evladını mutlu etsin. Birinin köpüreceği, diğerinin durulacağı ancak çözümsüzlük getirir. İşte o zaman Fikret Bila'nın dediği gibi çözüm derken çözülmeyelim.

Ben isterim ki çözüme doğu ve güneydoğudan başlansın. Bunu daha önce yazmıştım, dün gece aynı konunun ulusal TV'lerde de özellikle altı çizildi. Bu iki bölgemizde toprak reformu yapılmalıdır. Feodal ağalık düzeninden bireylerin öne çıktığı yapı bence çözümün çimentosu olmalıdır. Topraklar halkın kullanımına açıldığında oradan bereket fışkıracak, birey ağaların kulu olmaktan kendinin efendisi olacaktır. Aslında bölgenin geri kalmışlığının en büyük nedeni oradaki ağalık düzenidir. Öncelikle çözümün 1. maddesine bunu yerleştirin. Bölgenin insanını birey yapacak, özgür yapacak, yurttaş yapacak adımı atın. Çözüm diye her yerde konuşan DTP bölgede önce ağalık düzeninin sonunu getirmelidir. Eğer fakirlikse o sadece güneydoğuda değil, bizim köylerimizde de var ama buralarda ağalık düzeni yok.

Yani demem o ki, açılım öncelikle güneydoğudan başlamalı. Hele onlar vatandaşların önünü açsınlar, bak gerisi nasıl da kolay gelir. İşte bu manada AK Parti'nin açılım diye işe başlamasını doğru bulurum. Mesele açılmadığı için de MHP'nin kaygılarına hak vermek gerekir. Milli Güvenlik Kurulu açılımla ilgili çalışmaların devamı adına bir tavsiye kararı almıştır. Oradaki bir cümle son derece önemledir: "Türkiye'nin üniter yapısı zarar görmeden, ülkenin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğü korunarak..." İşte bu manadaki tavsiye kararının altına ben de imza atarım.

Aslında iktidar partisi gözünü ve kulağını MHP'den çok Demokratik Toplum Partisi'ne çevirmelidir. Her lafın başında bölücü başı için "Sayın Öcalan" sıfatını kullanıp onun mutlaka muhatap alınması gerektiğinin altını çizen DTP, sanki çözümden değil de çözümsüzlükten yanadır. Çözümün yolu ortak ses çıkarabilmektir. Bu da ortak akılla olur.

 

Gölcük'ten inciler

Zaman zaman dostların bahsettiklerinden notlar alırım, onlar benim yol haritalarım olur.

Kalıcı konutlarda mahalle sakinleriyle ve zaman zaman da yüksek okul öğrencileriyle konuştuğumda önemli bir sıkıntıları olarak kalıcı konutlardan direk İzmit'e vasıta olmamasından yakınıyorlar. Çözümün adresi belediyedir.

İnsanlar İzmit'e gitmek için adeta eziyet çekiyorlar. Kalıcı konutlardan minibüse binip Gölcük'e geliyorlar, buradan tekrar minibüse binip İzmit'e gidiyorlar. Bu eziyet değilse ne? O zaman neden kalıcı konutlardan direk İzmit seferi yok? Bir aile herhangi bir iş için İzmit'e gitmek durumunda kaldığında neden beş ekmek parasını heba etsin? Çalışınca oluyor ya, bu konuda da çalışın ve inşallah olduğunu görelim.

Buradan şehrin içinden geçen D-130 karayoluna doğru uzayalım. Yolun yamuk yumuk durumu zaten devam ediyor da bir başka durum şudur: Gölcük'ten Değirmendere merkeze girişe kadar sahil yolu, eski garajlar, Gölcük merkez, donanma, yeni garajlar, Kerim Ağa Rampası, Migros önü, Değirmendere giriş olmak üzere 3 km'lik yolda 8 ışık var. Işıklar tabi ki faydalı. Ancak Kerimağa Rampası hariç. Buradaki ışıklar yerine yayaların karşıdan karşıya geçeceği üst geçit, insan sağlığı açısından da faydalı olacaktır. İşte bunlar bu günlük birkaç satır da olsa Gölcük diyaloglarından çıkardığımız dilek ve temennilerdir.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.