Aslında Demokratik Toplum Partisi 3.0 ne kadarda güzel başlamıştı. Meclis eskinin kötü günlerini yaşamamış DTP'liler gerek milletvekili yemini ettikleri sırada gerekse daha sonra "Türkiye'nin partisi olacağız" açıklamalarıyla yarına olan umutlarımızı arttırmış ve hepimizi mutlu etmişti.
Ben şahsen o günlerde kendilerine helal olsun demiştim. Çünkü bir parti ancak Türkiye'nin partisi olduğun da başarılı olabilir. İster iktidar olsun ister mualefet o çatının adına Türkiye Büyük Millet Meclisi dediklerine göre içindeki partilerde Türkiye'nin partisi olmak zorunda. Malesef bu beklentiler gerçekleşmedi. DTP ümitle girdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden yine o meclisin koyduğu kurallar sonucu dışında kalmış oldu. Buna gerçekten üzülmemek elde değil. İlk günlerde açan rengarenk çiçeklerin ilerleyen günlerde solması ne kadar kötü. DTP sımsıcak bir havada başladığı siyasetini ne yazıkki buz gibi bir havada bitirdi. Kapatılma gerekçesinde terörle bağlantı tespitleri gerçekten üzücü, halbuki siyasi partilerin görevi barışı sağlamak. İşte bu kötü tanımlama Demokratik Toplum Partisi'nin imajını da bozdu.
Önceki gün parti genel merkezinin önünde buz gibi soğuk havaya rağmen dramatik bir tören yapıldı. DTP Eş Başkanı Ahmet Türk son kez basının ve kamu oyunun huzurundaydı. Sözlerine Bursa'da bir maden ocağı kazası sonucu kaybettiğimiz 19 emekçiye rahmet dileyerek başlaması aslında son derece önemliydi.
Gerginliğin beklendiği, belkide çok sert sözlerle eleştirilerin beklendiği o havada sıcak rüzgarlar esti. Ahmet Türk aynı zamanda maden işçileri kadar tersane işçilerinin de sahipsiz kalmasından duyduğu sıkıntıyı dile getirdi. İşte meselenin püf noktası burası. Türkiye'de dizlerin mutlu ve huzur yaşamımızın önündeki en büyük engel işte adaletsiz gelir dağılımı ve çalışıpta alın teri el emeği göz nuru dökmesine rağmen sahipsiz kalan bu insanlarımızdır. Türkiye'nin acı gerçeği budur. Asgari ücret azami ölüm. İşte grizu patlaması sonucu iş şehidi olanların acı tablosunun adı. Yerin bilmem kaç metre derinliğinde sadece zor değil insan hayatının hiçe sayan ilkel şartlarda bir köle gibi çalışacaksın ve asgari ücreti hak edebilmek içinde her gün en az 30 vagon kömür çıkaracaksın. İster canın çıksın ister nefesin daralsın 30 rakamının altına düştüğünde tüm emeklerin heba olacak ve paranı alamayacaksın. Ahmet Türk, aslında maden işçilerine rahmet ederken acaba şunu hiç düşündü mü: "Biz partimizi kapanmaya getiren bu eylemlerin içinde olacağımıza keşke tüm enerjimizi emek ve insanca bir yaşamı tesis etmek için harcasaydık."
Ülkenin gerçek gündeminin tesbidini keşke Ahmet Türk bir felaket sonrası yapmamış olsa o gündeme keşke parlementoya girdikleri ilk gün sarılsalardı. Ama ne yazıkki üzerlerinde hissettikleri ağır baskı sapla samanın birbirine karışması, partinin giderek bölücü örgütle ve onun elebaşıyla muhatap olması, adres olarak İmralı'nın gösterilmesi gibi yanlış hareketler ne yazıkki her ne kadar biz barış istiyoruz deselerde partiyi demokrasi ekseninden kaydırdı. Ancak yinede böylesine bir günde Ahmet Türk'ün "Bin yıldır bu topraklarda birlikte yaşadık" sözleri son derece olumluydu. Aslında DTP'de Ahmet Türk genelde ılıman ve daha mutedil tavırlarıyla bilinmesine rağmen partinin kapatılması en büyük zararı kendisine verdi. Çünkü hem millet vekilliği düştü hemde 5 yıl siyaset yasağı geldi.
Şimdi bakın DTP'nin genel merkezinde basın toplantısı düzenlendiği sırada Diyarbakır'da da yine önemli bir toplantı vardı. CNN Türk muhabiri Hüseyin Yılmaz, Diyarbakır'da gerçekleşen toplantıda Hatip Dicle'nin nevruza kadar somut adımlar beklediklerini Öcalan'ın ev hapsine alınmasını istediklerini Türk kamuoyuna iletiyor ve bu konuda kendileriyle aynı görüşü paylaşan Ak Partililerinde olduğunu söylüyordu. Şimdi burada durmak gerekir. Hatip Dicle'nin sözleri tabiki sadece kendisini bağlar ancak Ak Parti'nin de bu sözlere karşılık mutlaka bir açıklama yapması gerekir. Çünkü aksi takdirde kamu oyunda yanlış yorumlamalar ve görüşler hakim olacaktır. Hatip Dicle ortaya bir laf atmıştır ve bu laf havada kalmamaladır. Ancak yine o toplantıda nevruza kadar somut adımlar sözünün içersinde sanki tehditte yatmaktadır. İşte bütün bunlar tehdite varacak noktaya taşındığında beyhude bir mücadele olur. Çünkü devletler tehditle hareket etmez hele hele koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti tehditlere papuç bırakmaz.
Ben buradan sizlere bir vahim tabloyu daha aksettireyim. DTP'nin de kapatılmasına neden olan bu süreçte bakın Türkiye'de neler yaşandı ve ülke hangi noktaya geldi. Habertürkte Yiğit Bulut'un yaptığı açık oturumda halka DTP'nin kapatılmasını olumlu mu buluyorsunuz yoksa olumsuz mu diye soruldu. Soruların cevabı ekranda Türkiye Haritası gösterilerek kamu oyuna yansıtıldı. Görülen o ki kapatılmasına karşı çıkanların kırmızı renklerle gösterildiği bölgeler ne yazık ki Doğu ve Güneydoğuyu kapsıyordu. Onun dışındaki tüm bölgeler yeşil renkle gösterilmiş ve kapatılmayı haklı buluyordu. Bu vahim tabloda gösteriyor ki ülkemizde derin bir kutuplaşma var. Yine bir taraf ak bir taraf kara gibi. Yeşil ve kırmızı çizgiler bütün bunları net bir şekilde ortaya koyuyor. İşte bu tablo DTP'nin kapatılmasından daha önemlidir. Çünkü bu tablo Türkiye'nin karşı karşıya kalabelceği vehameti göstermektedir.
Bu çizgilerin derinleşerek devam etmesi birbiriyle bin yıldır kardeşçe ve kol kola yaşayan insanlarımız arasında da ayrışmalara varabilecek neticeler doğurur ki bu Türkiye'nin yarınlarına yapılacak en büyük haksızlık olur. İşte zaman birbirimizi kırmadan aklı selim içersinde Türkiye için el ele olma zamanıdır. Aslında siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez en önemli unsurudur. Ben siyasi partilerin millet tarafından açılıp millet tarafından kapanmasından yanayım. Ancak Türkiye'nin de bir hukuk devleti olduğunu ve geçerli olanın da hukukun üstünlüğü olduğunu hiç bir zaman unutmamalıyız. Hele hele halka yol gösterici konumunda olduğunu gösteren siyasi partiler aklından çıkarmamalıdır.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 14.12.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
ahmet türk,
dtp,
millet meclisi,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.