Bu yüce millet dünyada eşi ve benzeri görülmemiş en büyük zaferin mümessilidir. Çünkü ruhunda hürriyet ve istiklal vardır.
Yüzyıllar boyu bulunduğu coğrafyada rahatsız edilmesine rağmen bin yıldır bu topraklarda o rahatsızlıklara rağmen rahattır. Çünkü Türk milleti her zaman genç kalmasını bilmiş genç bir millettir. Bugün de nüfusunun büyük bölümünü gençlerin oluşturduğu Türkiye Büyük Önder Atatürk'ün Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlama coşkusunu yaşamaktadır. İstanbul'da Bandırma Vapuru ile başlayan yolculuğun 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çağırılmasıyla başlayan süreç. Aynı zamanda genç Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurulacağının müjdesidir.
İşte Erzurum, Amasya, Samsun Kongreleriyle Türkiye'nin dört bir yanına yayılan özgürlük ateşi Türk milletinin gençlik ruhunun enerjisi ve sarsılmaz iradesidir. Ne mutlu ki Türk gençliğine; ne kadar gururlansalar az, ne kadar övünseler haklıdırlar. Çünkü onların Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi eşsiz bir yol göstericileri var. Çünkü liderlik güven demektir. Kime güven! Türkiye Cumhuriyeti'nin her türlü sorumluluğunu taşıyabilecek olan asil Türk gençliğine güven. İşte Büyük Önder böyle bir liderdir. O ülkenin içinde bulunduğu her türlü olumsuz durumda dahi Türk gençliğinin bütün bunların üstesinden gelebilecek yetenek ve kabiliyetine inanmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dünya durdukça var olabilmesi adına Türk gençliğinin sarsılmaz bir kale olarak dimdik ayakta kalacağına yüreğiyle inanmaktadır. İşte dünya böylesine liderleri ancak yüzyılda bir çıkarır. Ne mutlu Türk gençliğine ki zamanında da kendisi bir genç olan büyük önderini bağrından çıkarabilme yeteneğini gösterebilmiştir. Bugün her zaman genç olan ve sarsılmaz fikirleriyle genç kalmasını bilen Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli resmi bayramlarından biri olan Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı muhtaç olduğu kudret her zaman damarlarındaki asil kanda mevcut olan hürriyet ve bağımsızlık aşığı sevgili Türk gençliğinin bayramını candan ve yürekten kutluyorum ve size iki özel vakayla Büyük Önder Atatürk'ün iki önemli özelliğini anlatayım.
Savaşın en hararetli günlerinde nefes alabildikleri anda Büyük Önder Atatürk bütün kurmaylarını etrafına toplayarak milletine olan güvenini ve savaşın kazanılacağına dahil inancını anlatmaktadır ve bir gün yine kurmayları ile birlikte bir köy ziyaretinde Büyük Önder Atatürk kahve bulamadıkları için nohut kahvesi içmek zorunda kalır. İşte o kahve sanki Yemen'den gelmiş gibi içilir. Dönem yokluklar dönemidir. İşte bu asil millet bugünlere gelebilmişse eser o günlerin eseridir.
İkinci olayımız Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sonrasına rastlamaktadır. Dünyanın çeşitli yerlerinden tebrik için gelen heyetleri Mustafa Kemal Dolmabahçe Sarayı'nda ağırlamaktadır. Yemekte ilk ikram edilecek olan çorbadır. Görevli bir eleman her ne kadar titiz davransa da şanssızlık eseri çorba kasesini masaya döker. O sırada Atatürk hariç herkes şaşkınlık içerisinde ve yine Atatürk hariç herkes bir mahcubiyet hissetmektedir. Atatürk hiç istifini bozmadan konuk yabancı heyete dönerek; "Arkadaşlar ben bu millete her şeyi öğrettim ve her şeyi öğrendi. Ancak uşaklığı hiçbir zaman ve asla."
Bu yazı Gündem bölümü’nde 19.05.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
cumhuriyet,
atatürk,
ulus,
millet,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.