Avrupa’dan Futbol, Zeytinoğlu’nun Ziyareti,

[-]Normal[+]

Barselona'nın yeni Arsenal'ın ise eski yıldızı Therry Henri'ye arkadaşları "Messi insan mı?" diye soruyorlarmış.

Ve Henri de "onu ben de bilmiyorum" diye cevaplıyormuş.

Her ne kadar Londra'da Fransız teknik adam Arsen Wenger yönetimindeki Arsenel karşısında Barselona'nın harika çocuğu Messi yeterince göremesekte izlediğimiz futbol başımızı döndürdü.

Bir o kalede, bir bu kalede oynanan şeytan oyunu sahadaki izleyicilere nefis bir şov keyfi yaşatırken, televizyon başlarındaki seyirciler de birbirlerini arayarak "Bırakın dizi seyretmeyi, şov seyredin" diyerek yüz miyonları ekran başına topladılar. Bu nasıl bir oyundur ki, bütün oyuncular makinalı tüfek gibi çalışıyor. Bir saniye dahi bırakın durmayı, duraksama dahi yapmıyorlar.

Nefeslerimi tutmuş maç izliyoruz. Ama biz böyle şeylere alışık değiliz. Bünyemiz bunları zor kaldırır.

O ne futbol, o ne sürat, o ne teknik, o ne taktik ve o ne muhteşem goller.

Barselona'nın Bosna Hersek asıllı olmasına rağmen İsveç vatandaşı futbolcusu Zlatan İbrahimoviç birbirinden güzel ve akıl dolu iki golü ile Barselona'yı Londra'da 2-0 önü geçirip, "Arsenal'a havlu attırdı" derken, Wenger'in doğru hamleleri ve inadı maçın skorunu 2-2'ye taşıyarak umutları katalanların arenasına bıraktı.

Maçta tam dört sarı kart, bir de kırmızı kart vardı. Ama hakeme itiraz eden, el kol hareketleri yapan, tartışan, kavga eden tek bir futbolcu dahi yoktu.

O kadar süratli ve seyir zevki yüksek bir oyunda futbolcuların koşmaktan canlarının çıkıp, sinirli olmasını beklersiniz ya, hayır böyle bir şey yok. Bu manzaralar bize ait. Hiç bir tanesinden en küçük kırıcı ve itiraz edici hareket dahi yok.

Hakem ne derse o. Herkes karara saygı duyup, tekrar oyuna dönüyor.

İşte budur. Futbol oynamakta budur, seyretmekte.

Bakın bu güzel maçın bir de ev sahibi Arsenal adına analizini yapalım. Başlarındaki teknik direktör bir Fransız ve 13 yıldır görevde. Türkiye'de bana 13 yıl görev yapan bir tane teknik adam gösterin.

Ve şu bilgileri de sizinle paylaşayım. Arsenal'ın Wietnam'da Güney Afrika'da, Amerika'da, Yunanistan'da futbol okulları var. Yani, İngilizler bu işi bir sektör olarak görmüşler ve ona göre davranıyorlar.

Bunun adına "Bacasız sanayi şov sektörü" diyorlar. Yüz milyonlarca doların döndüğü bu piyasada adamlar işi kuralına göre yaptıkları için de kazanıyorlar.

Futbol takımlarının değeri yani, Arsenal'dan bahsediyorum; Türkiye liglerindeki tüm takımların değerine eşit.

Barselona'da bir futbol sihirbazı var, bücürük bir adam, ası Messi. Kulübünden yılda kazandığı ücret 33 milyon euro. Ama parasını son kuruşuna kadar hak eden bir adam.

Dolayısıyla bizlerin böylesine bir piyasada var olma şansımızın ancak ve ancak piyasa şartlarına uymaktan geçtiğini hatırlatalım ve dönelim Ayhan Zeytinoğlu'nun ziyaretine.

Kocaeli Sanayi Odası Başkanı değerli arkadaşım Ayhan Zeytinoğlu, Değirmendere Tesilciliğimizin açılışına yurt dışında olduğu için katılamamıştı.

Ancak biz zaman zaman çeşitli vesilelerle yemeklerde ve toplantılarda bir araya geliyoruz. Önceki gün Değirmendere bürosunu ziyaret etmek istediğini ifade etmişti ve dün sağ olsun, sabah kahvaltısında ekibimiz ile birlikte buluşarak hem gündemdeki konuları değerlendirdi, hem de büromuza hayırlı olsun dileklerini ilettikten sonra, arkadaşlarımıza da başarılar diledi. Bizler de değerli Başkanımıza ve sevgili arkadaşımıza bu nazik ziyareti ve güzel sözleri nedeniyle teşekkür ediyoruz.

Buradan gelelim siyasete. Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli İl Yönetimi'nde önceki hafta bir seçim olmuş ve Ferhan Şensoy bu seçimi kazanarak CHP'nin Kocaeli'deki patronu olmuştu.

Seçimle ilgili Gazetemizde çok fazla haber çıkmadı. Bu da doğaldır, çünkü bu bir İl seçimi, bizi ise daha çok İlçelerin durumu ilgilendirir.

Ancak Ferhan Şensoy'un bu seçimi kazanmasındaki en büyük özelliğinin çok iyi bir halk adamı ve çok iyi bir partili olduğunu biliyorum.

Mücadeleyi seven ve CHP'nin her zaman yılmaz savaşçılarından olan sevgili Ferhan Şensoy'u telefonla aradım. Kendisine başarılar diledim.

Önümüzdeki günlerde biraz da özel sempatim nedeniyle ziyaret edip, çayını da içeceğim.

Eşim Canan ile aynı köyden olan yani, İzmit'in Ketence köyünden olan Ferhan Şensoy'a olan ilgin biraz da enişte, kayınço ilişkilerinden kaynaklanıyor.

Ketenceliler tuttuğunu koparan, mert, dürüst ve çalışkan insanlardır.

İşte bu telefon öncesinde bir de sıkıcı ve üzücü bir haber almıştım.

Değerli dostum Emin Büyükoğlu'nun küçük oğlu Metin Büyükoğlu Kars'ta geçirdiği bir kaza sonucu iki ayağını kırdı.

Kars Kalesi'ni gezen ve burada talihsiz bir kaza geçiren değerli kardeşim Metin Büyükoğlu'na geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ve ticarete bakalım. Ticaretin tellerine vurmak istiyoruz ama ses çıkmıyor.

Zaman zaman yaptığımı önceki akşam da yaparak, Gölcük'ten başlamak kaydıyla İzmit'in de çeşitli yerlerini gezdim.

Ortalık tenha, alış veriş merkezleri boş, yemek yeme yerleri boş, eğlence yerleri bom boş, kafelerde gençler olmayan paralarıyla sadece sohbet ederek stres atmaya çalışıyorlar.

Kocaman kocaman merkezlerin tenha hali doğal olarak insanın moralini de bozuyor.

Ancak bir memlekette üniversite mezunlarının dahi büyük bir bölümünün sigortasız bir işte çalışmayı göze aldığını ve kabul ettiğini düşünürsek, bu manzaraların vehametinin istihdam yaratılmadığı sürece artarak devam edeceğini görüyoruz.

Zaten Türkiye İş Kurumu da 2010 yılında 360 bin kişinin daha işsiz kalabileceğini ifade ederken, aslında iş yerleri kapanmalarının devam edeceğini anlatıyor.

Eğer ticaret iyi değilse, siyasetin de keyfi olmaz.

Siyasette keyif kaçarsa, insanlar gülmeyi unutur.

Durum bundan ibarettir. Varsa aksini söyleyen, işte meydan burada.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.