Hangi doktor bilmiyorum ama kendisini çok sevdim!
Sağlık çalışanı bir arkadaşım bana bir mail göndererek, kendisine de bağlı bulunduğu sağlık kurumunun kurumsal adresi vasıtasıyla gelen bir yazıyı göndermiş. İngiltere'de "en çok tıklanan" sağlık sitelerinden biri olan bir yayın kuruluşunun, bölgenin en önemli üniversitelerinden birinin kalp-damar ünitesi sorumlu profesörü ile yaptığı söyleşiyi okuyunca eminim çok keyifleneceksiniz. Özellikle son paragrafa dikkat! Ben, şahsen doktoru çok sevdim...
İlk satırlarda metnin İngilizce orijinalini, ikinci satırlarda ise Türkçeye çevrilmiş şeklini bulacaksınız...
Q: I've heard that cardiovascular exercise can prolong life; is this true?
A: Your heart is only good for so many beats, and that's it... Don't waste them on exercise. Everything wears out eventually. Speeding up your heart will not make you live longer; that's like saying you can extend the life of your car by driving it faster. Want to live longer? Take a nap.
S: Kardiyovasküler egzersizlerin hayatı uzattığını duydum, doğru mu?
C: Kalbinin ömrün boyunca atacağı sayı bellidir, hepsi bu işte... Egzersizle bu sayıyı yeme. Her şey zamanla eskir. Kalbini hızlandırmak hayatını uzatmıyor; bu, arabayı hızlı kullanınca ömrü de uzar demek gibi bir şey. Uzun mu yaşamak istiyorsun? O zaman uyu.
Q: Should I cut down on meat and eat more fruits and vegetables?
A: You must grasp logistical efficiencies. What does a cow eat? Hay and corn. And what are these? Vegetables. So a steak is nothing more than an efficient mechanism of delivering vegetables to your system. Need grain? Eat chicken. Beef is also a good source of field grass (green leafy vegetable). And a pork chop can give you 100% of your recommended daily allowance of vegetable products.
S: Eti bırakıp daha fazla meyve ve sebze mi yemeliyim?
C: İşin özünü yakalamalısın. İnek ne yer; saman ve mısır. Bunlar ne; sebze. O zaman bonfile yemek sebzenin vücuda en uygun kazandırılma mekanizmasıdır.
Hububat mı yemek istiyorsun, piliç ye. Yeşillik mi istiyorsun, biftek ye. Domuz bile tüm sebze ihtiyacını karşılar.
Q: Should I reduce my alcohol intake?
A: No, not at all. Wine is made from fruit. Brandy is distilled wine, that means they take the water out of the fruity bit so you get even more of the goodness that way. Beer is also made out of grain. Bottoms up!
S: Alkolü azaltmam mı lazım?
C: Asla, şarap üzümün suyudur. Brandy damıtık şaraptır, daha özlüdür. Bira tahıldır, kafana dikebilirsin!
Q: How can I calculate my body/fat ratio?
A: Well, if you have a body and you have fat, your ratio is one to one. If you have two bodies, your ratio is two to one, etc.
S: Vücut yağ oranımı nasıl hesap etmeliyim?
C: Bir gövdeniz ve yağınız varsa oran bire birdir. İki gövdeniz, bir yağınız varsa ikiye birdir. Bunun gibi...
Q: What are some of the advantages of participating in a regular exercise program?
A: Can't think of a single one, sorry. My philosophy is: No Pain...Good!
S: Düzenli jimnastiğe devam etmenin faydaları nedir?
C: Bir fayda bile düşünemiyorum. Benim mantığım; ağrı yoksa her şey yolunda!
Q: Aren't fried foods bad for you?
A: YOU'RE NOT LISTENING! Foods are fried these days in vegetable oil. In fact, they're permeated in it. How could getting more vegetables be bad for you?
S: Kızartmalar kötü müdür?
C: SEN BENİ DİNLEMİYORSUN GALİBA! Yiyecekler nebati yağda kızartılıyor, hatta yağa doyuyor. Daha fazla bitkisel gıdanın neresi kötü?
Q: Is chocolate bad for me?
A: Are you crazy? HELLO. Cocoa beans! Another vegetable! It's the best feel-good food around!
S: Çikolata benim için kötü müdür?
C: Deli misin, HEY. Kakao tanecikleri! Yani, başka bir cins bitkisel gıda. Çevredeki en mükemmel tat verici yiyecek.
Q: Is swimming good for your figure?
A: If swimming is good for your figure, explain whales to me.
S: Yüzmek formum açısından iyi midir?
C: Yüzmek formun açısından iyi olsaydı, balinayı bir düşünsene!
Well, I hope this has cleared up any misconceptions you may have had about food and diets.
Umarım bu açıklamalarla yiyecekler konusunda kafandaki tüm karışıklıklar netleşmiştir.
And remember:
Ve unutma:
"Life should not be a journey to the grave with the intention of arriving safely in an attractive and well preserved body, but rather to skid in sideways -Chardonnay in one hand - chocolate in the other - body thoroughly used up, totally worn out and screaming: Woo Hoo, what a ride!"
"Hayat, mezara en çekici ve düzgün formla gidilecek bir seyahat değildir. Aksine, yalpalaya yalpalaya, bir elde Chardonnay şarap, diğerinde çikolata, vücut bitmiş tükenmiş halde ama çığlıklarla: Wooo, Hooo ne seyahatti be!"
"Hayır" demek size de zor mu geliyor? Bu zararlı alışkanlıktan kurtulmak için yapmanız gerekenler aslında gayet basit. Bir kişiye "hayır" dedikten sonra, konunun üzerinde çok durup kendinizi suçlu hissetmeyin. Kısa bir süre sonra, "Hayır" cevabını vermek eskisi kadar zor olmaktan çıkacaktır.
Uygun bir şekilde "hayır" demek için bu cümleleri kullanmayı deneyebilirsiniz...
"Hayır, ama beni düşündüğün için çok teşekkür ederim."
"Üzgünüm, yardımcı olabilecek durumda değilim."
"Anlayacağından eminim; bir şey daha yapabilecek durumda değilim."
"Bu konuda iyi bir iş çıkartacak zamanım yok. Neden (bir başkasının ismini önerin)'e sormuyorsun?"
"Gurur duydum ama yapamam."
"Harika bir fikir ama ben pas geçmek zorundayım."
Görmek istemediğiniz eski bir arkadaşınız buluşmak istiyor: "Üzgünüm, şu ara çok yoğunum, rahatladığımda ben seni ararım."
Bir dostunuz ilginiz olmayan bir konuda gönüllü faaliyetlere destek olmanızı istiyor: "Senin bu konuya bağlılığına saygı duyuyorum ama ben katılamam."
İş arkadaşınız projesinde ona yardımcı olmanızı istiyor: "Bu projeyi alırsam o zaman başka bir şeyi bırakmam gerekir ki bu maalesef mümkün değil."
Uçakta bir yabancı pencere kenarındaki koltuğunuza geçmek istiyor: "ben yerime yerleştim ama belki bir başkası size yardımcı olabilir."
"Sactan yapılmış bir su deposuydu...
Evin inşa edildiği günlerde takılmış ve yirmi beş yılı aşkın süredir çürümeden dayanmıştı. Fakat ah o yalnızlık yok muydu? Koskoca çatının içinde tek başına olması yetmiyormuş gibi bir de gün ışığından mahrum bulunması işini iyice güçleştiriyordu.
Su deposu takıldığının ikinci senesinde yalnızlığını kısmen de olsa gidermenin yolunu bulmuş ve kendisine bağlanan boruya:
- "Ucundaki musluğa rica et," demişti. "Evin içinde neler olup bittiğini, arada bir bize aktarıversin."
Deponun bu teklifi zor da olsa kabul edilmiş ve musluktan aldığı haberler, onun karanlık dünyasını aydınlatmaya başlamıştı. Artık depo, bazen suyunun neden birkaç saat içinde tükendiğini çok iyi biliyordu. Bunlardan ilki Kurban Bayramı'na rastlamıştı. Ev tepeden tırnağa temizlenmiş ve kesilen hayvan için bol su gerektiğinden depoyu kısa sürede boşaltmıştı.
Üç ay sonra musluktan ev sahibinin düğün yapacağı haberini aldı. Ve düğün günü tıka basa dolu olduğu halde gelen kalabalığa ancak iki saat dayanabildi. Depo, böyle günlerde elinden geldiği kadar idareli olmaya çalışıyor ve suyunu azar azar göndermeye gayret sarf ediyordu. Öyle yaptığında tekrar suyla dolana kadar huzurlu kaldığını fark etmişti.
Su deposu, çatıdaki dördüncü senesinde musluktan sevinçli bir haber daha aldı. Evde artık üç kişiye hizmet edilecekti. Sahiplerinin nur topu gibi bir erkek çocukları dünyaya gelmiş ve ona dedesinin ismi verilmişti: Mehmet.
Birkaç gün sonra musluktan, "Mehmet'i yıkıyorlar!" müjdesini duyduğumda sevincim daha da arttı. Onun ilk banyosu için büyük bir titizlik göstermeli ve suyunun en berrak kısmını göndermeliydi. Depo, daha sonraki günlerde de onun bezleri için aynı titizliği göstermeyi ihmal etmedi ve Mehmet'in büyümesini adım adım soruşturdu. Musluktan aldığı haberlerle saçlarının uzamasını, emeklemesini, yürümeye başlamasını ve okula gitmesini hayalinde canlandırarak kendisini avutuyor ve Mehmet'i görmüş gibi oluyordu.
Yıllar, böylece akıp gitti. Su deposu yaşlanmış, Mehmet ise yağız bir delikanlı olup askere gitmişti. Depo sanki ilk defa yalnızlık çekiyor ve ona kavuşmak için suyunun her damlasıyla dua ediyordu.
Mehmet'in dönmesi bir hayli gecikti.
Ve günün birinde su her zamankinden fazla kullanılmaya başlandı. Evdeki faaliyet, yaşlı deponun gözünden kaçmamıştı. Sebebini musluğa sorduğunda, yirmi yıl önceki cevabın aynısını aldı:
- "Mehmet'i yıkıyorlar... Doğu sınırında askerlik yaparken vatan hainlerinin kurşunlarıyla vurulan Mehmet'i yıkıyorlar..."
Cüneyd Suavi
"...Aşk, "doğal" değil, insan yapısı bir şey ve onların en yücesidir. Doğada olmadığı halde bizim bulduğumuz, hemen her gün yeniden yaratıp sonra da yok ettiğimiz bir şey! Aşkla aramızdaki engeller yalnızca bunlar ya da bu kadar değil. Aşk seçimdir..."
Octavio PAZ - Yalnızlık Dolambacı
· 1 Eylül Salı, Dünya Barış Günü
· 2 Eylül Çarşamba, fırtına
· 3 Eylül Perşembe, fırtına
· 4 Eylül Cuma, Bıldırcın Geçimi Fırtına
· 5 Eylül Cumartesi, Susurluk Ayran, Sanat ve Kültür Şenliği
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.