Hiç yabancı değillerdir.
Mesela; benim yan komşumdurlar.
Kimlerden söz ettiğimi herhalde anlamışsınızdır. POLİSLERİMİZ.
Gece yatağımızda rahat bir uyku çekmek adına onlar nöbet yerlerinde cefa çekselerde, bunu hiç bir zaman ne kendileri, ne de toplum adına EZA'ya dönüştürmezler.
Geceleyin darda kalsanız sığınacağınız tek yer karakollardır.
Orada dimdik ayakta olan polisler vardır.
Sizi ailelerinin bir ferdi gibi karşılarlar. Ya babanız veya anneniz gibi elinizi öpüp baş köşeye oturturlar. Dertlerinizi dinleyip ille de ve mutlaka çare bulurlar. Sımsıcak çorbalarını içtiğiniz gibi son derece sıcak ilgileriyle de onlara "Bizim çocuklar" dersiniz.
Sonra diyelimki gece uyuyamadınız, sizi sıkıntı bastı, evhamlandınız "Bizim çocuklar"ı düşündükçe içiniz rahatlar, kalbiniz ferahlar ve tekrar tatlı rüyalara dalabilirsiniz.
Kimi zaman cami avlularına minicik yavuları bırakırlar. Onların ilk durakları polis karakollarıdır. İlk sıcak mamayı, ilk sıcak ilgiyi ve ilk sıcak kucaklamayı orada hisseder ve yaşarlar minicik yavrular.
Zaman zaman görürsünüz, küçük Sıla'ya polis ablaları baktı veya küçük Ahmet'e polis amcaları doyurdu diye.
Bu "Doyurdu" lafı çok önemli bir duygunun açığa çıkmış halidir.
Bizim polisimiz yani, "Bizim çocuklar" sizi hiç bir şekilde aç bırakmazlar.
Belki gece nöbeti için evlerinden sefer tasıyla getirdikleri yemeği size uzatırlar veyahutta o anda herhangi bir lokantadan söyledikleri aşlarına sizi ortak ederler.
Hatta kendileri yemez, onu size gönülden ve candan ikram ederler.
Onlar gerçekten bizim çocuklardır. Onları sevmemek, onlara hayran olmamak hatta gıpta etmemek mümkün değildir.
Avrupa'nın birçok ülkelerinde en üst düzeyde maaş alan meslektaşlarına nazaran son derece mütevazi aylıklarıyla, mütevazi yaşam şartlarıyla muhteşem durmaktadırlar.
Bizler hem komşuluk, hem de "Bizim çocuklar"ın içimizdeki sevgisi adına Polis Haftası etkinlikleri çerçevesinde Milli Eğitim Müdürlüğümüzle işbirliği yaparak polisimizi anlatan bir kompozisyon yarışması düzenledik.
Bugün Gölcük Belediyesi Sanat Galerisi Konferans Salonu'nda değerli kardeşim ve yıllardır Gölcüklülere o güzel ve takdire şayan ekibiyle birlikte hizmet eden sevgili İsa Bişiren'in öğrencilerimize vereceği konferansla güzel bir buluşmayı gerçekleştireceğiz.
Aynı zamanda Gazetemizin düzenlediği yine Polisimizi anlatan Kompozisyon Yarışması'nda dereceye giren öğrencilerimize ödüllerimizi taktim edeceğiz.
Dün bu pırıl pırıl ve berrak insanları Gölcük Haber Tesislerinde ağırlamanın hazzını ve heyecanı yaşadık.
Dile kolay bizim de Gölcük Haber olarak polisle kucaklaşmamızın "Bizim Çocuklar"ı yine "Bizim Çocuklar"la buluşturmamızın 25. Yılını yaşıyoruz.
Türk polis teşkilatının 165. Yılında 25 yıldır onları her zaman takdir eden, yanlarında olan, sıcak ilgi ve alakasını sürekli hisseden "Bizim çocuklar"ın her biri başarı ve meşakkatle dolu yıllarını candan ve yürekten kutluyor, gözlerinden ve yanaklarından öpüyorum. Tüm polis teşkilatımıza meslek yaşantılarında üstün başarı, aile yaşantılarında mutluluk ve huzur diliyorum.
Şu Galatasaray yok mu...
Yani insanın üzülmemesi de elde değil. Şu Galatasaray yok mu. Fener'den bir tokat yediler, bir türlü düzelmek nedir bilmiyorlar.
Suat Hızarcıoğlu Tüzla'da kendini tuzlu balık gibi hissetmeye başlamış denize vurmuş.
Küpçü Mustafa yolunu şaşırmış Beylik'e doğru uzanmış.
Bilge Saral üzüntüsünden ne yapacağını şaşırmış, etrafına bol bol espiri yapıyormuş.
Aslında bu kadar masrafa, bu kadar harcanan büyük paralara rağmen güzide ekibimizin aslan Cimbom'un Sivasspor karşısında sergilediği futbola gerçekten üzülmemek elde değil.
Son derece mütevazi bütçelere rağmen büyük takımlara kafa tutan Anadolu ekipleri, gümbür gümbür top oynuyorlar.
Neyse şimdi merak ediyorum, Adnan Polat yine 20.45 esprisi yapacak mı?
Bu yazı Gündem bölümü’nde 07.04.2010 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
polis,
nöbet,
teşkilat,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.