Türkiye'nin büyük meselelerle boğuştuğu şu günlerde milletin ali cenaplığını ve birbirine bağlılığını gösteren birçok olayları yaşıyoruz.
Milleti tanımadan ve hasletlerinin ne derece olduğunu bilmeden hiç kimse hareketetmeyi dahi bana kalırsa aklının ucundan dahi geçirmesin.
Biz öyle bir milletiz ki, birbirimiz için gözümüzü kırpmadan ölüme gideriz.
İşte gencecik bir kız. Bir nehire atlıyor. Amacı intihar etmek. Ancak orada yağız bir Anadolu delikanlısı var.
Bir inşaat işçisi. Kızın kendisini nehre bıraktığını görünce, o da atlıyor.
Kız ölmek için direniyor. Hatta bir süre birlikte suyun altında dahi kalıyorlar.
Kız ölmek için çırpındıkça inşaat işçisi delikanlı da onu kurtarmak için çırpınıyor.
Belki ikisi birden suyun dibini boylayıp, nehrin akıntısına kapılacak ve hayattan göçüp gidecekler.
Ama inşaat işçisinin genç kızı hayata döndürmedeki inancı ve direnci daha fazla.
Sonunda kızı kurtarıyor. Genç kız hayata yeniden "merhaba" diyor.
Şimdi bu kız düşünyordur "İyi ki de o inşaat işçisi beni kurtardı" diye.
İşte biz böyle bir milletiz. O kız girdiği bunalım sonucu hayattan kopma noktasındayken güçlü bir el onu yeniden hayata bağlıyor.
O kız, o günü hiç unutmayacak. Kendisini hayata bağlayan yağız Anadolu delikanlısına ömür boyu teşekkür edip, minnettar kalacak.
O delikanlı genç bir kızı kurtarmanın onurunu ömür boyu yaşayacak.
Hayat bizim için böyledir. Biz millet olarak birbirimiz için yaratılmışızdır.
Bu coğrafyada aynı kaderi paylaşan, aynı yollarda yürüyen, aynı havayı tenefüs eden ve aynı suyu içen insanlar olarak birbirimize olan inancımızı hiç bir zaman kaybetmedik.
Ölümü dahi tanımadığımız bir insan için göze aldığımıza göre, bu aslında şunun mesajıdır; "Bizim adımıza karar verecekler ve bizi yönetenler, bizi iyi tanıyın. Biz ayrılmak için değil, kucaklaşmak için varız"
İşte yaşadığımız coğrafyada bizi, biz yapan özelliklerin en bariz ve güzel örneğidir bir delikanlının ölümü göze alarak, gencecik bir kızın hayatını kurtarması.
Kocaman'ı ziyaret...
Esnaf Odası'nın tecrübeli, ama çiceği burnunda Başkanı Necmi Kocaman günlerdir ziyaretçi akınına uğruyor.
36 saatte yenilediği ve pırıl pırıl hale getirdiği Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası adeta çiçek bahçesi gibi. Günün her saati kendisini ve yöntemini kutlamaya gelen dostlarla dolu.
Kapılar büyük bir heyecanla açılıyor, başta Kocaman olmak üzere Esnaf Odası'nın yöneticileri gelenleri güler yüz ve çok sıcak bir ilgiyle karşılıyor.
İnsanlar hayatta dolu dolu yaşadıklarında iyi bilin ki, bulundukları makamı ve oturdukları koltuğu da iyi doldurur ve orada hiç sırıtmazlar.
Seçimle elde edilen makamların ve onun sağladığı itibarın onuru bir başka olur.
Çünkü o göreve kişi, insanların hür iradeleriyle verdiği oylar sonucu gelmiştir.
Sandıktan çıkmak önemlidir. İşin bir başka keyfi de o sandıktan çıkarken, önünüze gelen rakamlardır.
Bu size aynı zamanda itibarınızın da derecesini gösterir.
Yüksek oranda alınan oylar sonucu oturulan koltuklar aslında insanlara da daha zor görevler yükler.
Bu kendisinden ve yönetimden beklentilerin ve umutların fazlalığının göstergesidir.
Necmi Kocaman ve ekibi değişim parolasıyla girdikleri seçimlerden bir yönetimi değiştirerek o göreve geldiler.
Şimdi Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın değişim programını uygulama ve Gölcüklü esnaflarla kucaklaşarak ilçenin ekonomik alanda da önünün açılması noktasında adım atma zamanıdır.
Kendisini ziyaretimde gözlerinde gördüğüm inanç parıltıları gösteriyor ki, Kocaman ve ekibi seçim öncesinde ne söylediyse, ne vad ettiyse onları yapacak.
Bizler de hüsnü niyetine inandığımız ve güvendiğimiz Kocaman ve ekibine elimizden geldiğince destek olacağız.
Çünkü Gölcük, bizim evimiz. Hepimizin en büyük dileği bu evde mutlu ve huzurlu oturmak ve yaşamak.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 26.03.2010 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
millet,
türkiye,
mesele,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.