Sanatçı olmak zordur. Çünkü sadece yetenek değil, yani hangi daldaysa onunla ilgili söylüyorum sesse ses, oyunculuksa oyunculuk, aynı zamanda zarafet ve nezakette gerekir.
Mesela siz şimdi rahmetli Zeki Müren'in yanına bir başkasını koyabilir misiniz? Emel Sayın'ın mütevaziliğinin yanın da, Türkan Şoray'ın neden Sultan olduğunu günümüze bakınca daha iyi anlıyorsunuz. Cüneyt Arkın'a Malkoçoğlu, Kartal Tibet' e Tarkan, Edis Hun' a Beyefendi, Kadir İnanar' a karizmatik, Tarık Akan' a Yakışıklı Jön... niçin dendiğini cümle alem biliyor. Bir Uğur Yücel' in yanına bugün kimi koyabilirsiniz? Ajda Pekkan' ın neden Süperstar diye anıldığını, Sezen Aksu'nun niçin Minik Serçe olduğunu biz biliyoruz da bilmeyenler de var. Şimdi yeni yetme sanatçılarda var, tabi hangi dalda nasıl bir sanaçtı oldukları da tartışılır.İşte son zamanlarda yaptıkları işten çok aşklarıyla konuşulan ve özel hayatlarıyla gündeme gelen Demet Akalın... Ben bu minik kızı çok iyi tanırım. Yeni mahallelidir. İlkokulu bizim Nebiye ile okudu. Pekte utangaçtı. Onun için ona, minik kız derdim . Annesi Şenay' ı çok iyi tanırım. Nede olsa aynı mahalleliyiz. Şenay, hayatta büyük acıları kaldırmış, gerçekten zor günlerin eşiğinden geçip bugün hayata tutunmasını başaran veya onun için gayret gösteren kadınlarımızdan bir tanesidir. Uzun yıllar öncede söylerdi, ben bu kızı manken yapacağım, diye. O şimdi şarkıcı oldu. Fiziği düzgün, sesi de piyasaya baktığımız da Funda Arar gibi olmasa da makbul gören cinslerden. Ama bir Nilüfer tabiî ki değil. Olması da zor zaten.
Önceki akşam Gölcük Belediyesi'nin Değirmendere'deki programına katıldı. Aslında o sahneye bir hafta önce çıkacaktı da hastayım diye bunu bir hafta erteledi. Sonra bir başka programımı çıkmış ve Gölcüklülerden de bozulanlar olmuş. Bunu bize yapmamalıydı, diyen Gölcüklülerde vardı. Hatta kulağımıza O'na bir tepki olarak sahneye çıktığında yumurta falan atılacağına dair söylentilerde geldi. Hoş, bunu da tasvip etmedik. Yani şu yumurta falan pek hoş değil. Neyse, Demet sahneye çıktı. Bizim Soner' de orada tabi. Neticede işini yapıyor. Ancak Demet farklı. Hani böyle magazin basınına "çekme" falan diye hava atıyorlar ya bilmiyorlar ki o basın onları unuttursa anneleri dahi ismini zor hatırlar. Ama, bunlarda bir afra bir tafra. Anında hangi akla hizmetse ulaşılmazı oynuyorlar. Yanlarında korumaları, ki onları neden korurlar bunu da pek anlamam, ama bir modadır gidiyor işte... Sanki aklı başında millet işini gücünü bıraktı da sarılmak veya öpmek için bunların yolunu gözlüyor.
Neyse, bizim Soner, Demet sahnedeyken sahneden aşağıya aklı sıra resim falan çekilmesini istemiyor. Soner de tabi efendi çocuk, Gölcük'te onu herkes tanır. Son derece ağır başlıdır. Tabiî ki sahneden iniyor. Lakin o anda bunları seyreden etkili ve yetkili büyüklerimiz var. Onlarda sadece seyrediyorlar, belki de içlerinden hin hin de gülmüşlerdir. Demet' in şımarıklığı bir kenara, kimsenin onu yiyecek hali falan yok. Ama önemli olan onun orada, o şımarık tavırları sergilerken onu seyreden yetkili büyüklerin kendisini uyarmaması. "Kızım burası Gölcük, senin memleketin, onun için biraz akıllı hareket et" dememesi. Olayları sadece seyredenler, seyircilikten öteye geçemezler. Onlar zaten her zaman seyretmek için vardır. Belli mi olur beklide pek hoşlarını gitmiştir de tabiri caizse pişmiş kelle gibi de gülmüşlerdir. Bir ata sözünü hatırlatmak isterim. Gülme komşuna gelir başına, bir günde insanlarda kargalar gibi güler sizin şanınıza...
İsmet İşeri'nin centilmenliği
İsmet İşeri, has ve hasta Galatasaraylıdır. Benim çok yakın dostumdur. Gölcükspor Kulübü Başkanlığı yaptığım dönemde Mali Asbaşkanlığı olarak birlikte çalıştık. O görevine hala devam ediyor, bense gazeteciliğimi yapıyorum. Ve cümle alem bilir ki bendenizde Fenerbahçeliyim. Önceki akşam İstanbul' da de çifte kupa sahibi Beşiktaş' la süper kupa için karşılaştık. Stat da 30.000 seyirci, belli ki ekran başını daha çok tercih etmişti. Bu maçı almalıyız diye düşünüyordum, nitekim öylede oldu. Daum ile yeniden buluşan sarı kanaryalar, belli ki dedenin silik kimliğinden kurtulmuşlardı. Üstelik Aziz Başkan' da bir azizlik ederek taraftarlara 3 yıl üst üste şampiyonluk sözü vermişti. İşte bende, babasından dolayı bir türlü Fenerbahçeli yapamadığım minik Betüş'le baş başa maçı seyrettik. Küçücük falan demedim. Benden daha fazla heyecanlanıp, bağırıp çağırdığı yetmezmiş gibi bir de anneannesinin namaz tesbihini eline alıp Beşiktaş gol atsın diye tesbih çekmez mi? Vay başıma gelenler! Bir ara Betül' ün üzüldüğünü görünce Fenerbahçeliliğimi unuttum, aman şu kız ağlamasın diye maçı Beşiktaş'ın kazanmasını istedim. Allahtan maçın 70. dakikasında balkona çıkıp oradan hemen babasının yanına geçti de kendime gelerek maçın seyrine koyuldum.
Netice de süper star Alex'in biri penaltı da diğeri de Guiza'nın, adrese teslim alda at, dercesine verdiği pasla fileleri havalandırmasıyla maçı 2-0 kazandık. Şimdi benim sevgili arkadaşlarım ki ikisi de Beşiktaş'ın kongre üyesi, Halit e,Eyüsoy ve Halit Özçakmak. Beni arayıp da tebrik etme centilmenliğini göstermezken Galatasaraylı dostum İsmet İşeri tebriklerini anında telefonla ulaştırdı ve bana şöyle dedi: " Şenemre, bu sene sen Kadıköy' ün bende Mecidiyeköy' ün yollarını sık sık aşındıracağız." Bende bu değerli dostumun temennilerine katılıyorum. Galatasaray' da güçlü kadrosuyla belli ki lige büyük renk katacak ama ben derim ki lig de havalar nasıl olursa olsun önemli olan Fenerbahçe'nin havası güzel olsun.
Vurun sazın tellerine
Elli elli yüz, biz Gölcüklüyüz, tahtadan tüfek keçi bokundan saçma, erkeksen kaçma. Şimdi diyeceksiniz ki bula bula Gölcük için bunu mu buldular diye. Ee canım bu kötü bir şey değil. Neticede bu şarkıyı taraftarlar eskiden maçlarda söylerdi. Şimdi pek duyduğum falan yok. Şu sıralar da vurun sazın tellerine pek revanşta. Gölcük'te, sosyal aktiviteler yoğun bir şekilde devam ediyor. Horonlar, halaylar, şarkılar, türküler, yarışmalar... Maşallah keyfimiz son derece yerinde. Düğünler ve açılışlarla da oldukça renklenen hayatımız, vurun sazın tellerine misali. Lakin Gölcük'te önemli sorunlar da var. Mesela, Belediye'nin ve Şehrül Emin' in ısrarla gıkını dahi çıkarmadığı Gölcük Küçük Sanayi Sitesi'nin durumu gibi.
Belediye oraya halkın parasını öderde Mehmet Malkoç ve ekip, ne sen orada genel kurullarda üyelerden özür dilemek için mi oturuyorsun demez. Mesela D-130 Karayolun'da yolun durumu kazalara her an davetiye çıkartacak rezalette olmasına rağmen bir türlü yolun o halini görmeyenler vardır. Siz bu durumu da pes dersiniz de onlar da görmemekte pes dercesine ısrar ederler. İlçede hala, 17 Ağustos' u hatırlatacak görüntüler arz-ı endam etmesine rağmen bir tedbirde alınmaması nasıl olurda içlerimizi cızlatmaz? Gölcük'te esnafın hali perişandır da "bu ilçeden sorumluyum" diyenler İzmit' e uçup giden paraları geri döndürmek için çaba sarf etmez. Demek ki, vurun sazın tellerine daha kolay, daha makbul.
Demek ki bu durum pek makbulümüz ki sazın tellerine vuranları koro halinde alkışlarız. Ee buna da pes demezsiniz de ne dersiniz? Durum aynen böyledir. Tabi ki Gölcük için söylüyorum, zaten başka yerden de bahsetmem mümkün değil.
Bir zamanlar Gölcük'te Silver Kurul Temizleme vardı. İki kardeş o zamanlar pek meşhur olan bu iletmenin sahipleriydi. Son derece babacan ve mukallit insanlardı. Onlarla sohbet etmeyi çok severdim. Birçok fıkralar anlatır ve birçok komik laflarla eğlenirdik. Aradan yıllar geçtiği için birçoğunu unuttum. Ama aklımda kalanı sizlerle paylaşmak isterim. Azavet avdet, sasiye mevki, halkalıya bir gidiş bir geliş...
Bu yazı Gündem bölümü’nde 04.08.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
demet akalın,
fenerbahçe,
işeri,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.