Dünyadan Türkiye’ye bakış

[-]Normal[+]

  Biz kendi coğrafyamızda ne kadar güçlüyüz desek de, dünyanın bizi nasıl tanıdığına iyi bakmak lazım. Trinidadlı Crawford'un yüz metrede kırdığı dünya rekoru bir anda minicik, ufacıcık bir ülkeyi uluslararası platformda Türkiye'nin önüne koymuş. Çünkü bizim yüz metre sprintte hiç dünya rekorumuz olmadı. En son 1971'de Ali Rıza Alan ile kazanılan güreşte ki altın madalyadan sonra uzun süre dünya ata sporumuz olan güreşte dahi adımızı duymazken, biz yedi yüzyıllık bir maziye sahip olan Kırkpınar ile övünür olduk.


Ne zaman ki rahmetli Özal, Naim Süleymanoğlu'nu Bulgaristan'dan Türkiye'ye getirdi, ki o dönemlerde ne tür maceralar yaşadığımızı çok iyi biliriz. Halter de bir anda dünya ve olimpiyat şampiyonluklarını kazandık. Cep Herkülü sayesinde Türkiye yüz milyonlarca dolarlık tanıtım yapma fırsatı bulurken, güreşte de altın madalyalar tek tek gelmeye başlamıştı. Ama o dönemde Amerikalıların gerek yüzme, gerekse atletizm de gösterdiği başarılar dünya devinin kara kıtanın en gelişmemiş yerlerinde dahi ezberlenmesine neden olurken, biz kavanoz dipli dünyaya sözde ermeni soykırımını bir türlü anlatamadık. Eğer derdinizi söylemezseniz, derman bulamazsınız. Ermeni Diasporası Türk milletine karşı o kadar büyük bir kin ve nefretle dolmuş ki, dünyanın her yerinde kişi değil ama ekonomik güçlerini kullanarak daha çok propaganda yaparak koca Türkiye'yi sıkıştırmaya ve dünya kamuoyu üzerinde mahkum ettirmeye çalışıyorlar.


Bugün Fransa'da hadise her ne kadar Sarkozy'nin beş yüz bin Ermeni oyunu almak için yaptığı bir Bizans Kartaca oyunu olsa da, aslında temel mesele Türkiye'nin yıllardır bu işin üzerine yatmasından kaynaklanmaktadır. Yıllar önce sevgili dostum Güneri Civaoğlu Milliyet Gazetesi'nde ki bir yazısında Ermenilerin sözde soykırımla alakalı 16 bin ayrı eser ve propaganda çalışmasına karşı Türkiye'nin 45-50 civarında bir karşı propaganda veya yayınla bunlara cevap verdiğini yazmıştı. Küçücük Ermeni lobisinin büyük çabaları, koskoca Türkiye'yi bakın dünyanın gözünde ne hale getiriyor veya getirtilmeye çalışılıyor.


Biz hala Ermenilerin PKK'dan farkı olmayan terör örgütü Asala'nın özellikle Türk diplomatlarına karşı yapmış olduğu katliamları, ne gündeme getirebiliyoruz ne de dünyaya anlatabiliyoruz. O dönemde tüm dünyanın gözü önünde seyreden bu katliamlara karşı hala sessizliğe bürünmenin hiç bir manası yokken neden biz dünyaya Ermenilerin asala örgütünün katliamlarını ve vahşetini anlatma ihtiyacı duymuyoruz?


Şimdi kimse demesin ki, yahu bunlar kararları kendi kendilerine alıyorlar da bizim açımızdan bağlayıcı bir yönü yok. Aman şimdi orada durun. Yarın bir yiğit Paris'e gidip çıkartılan yasayı inkar ediyorum dese, tanımıyorum dese, Türkiye hiç bir zaman katliam yapmamıştır dese, bir yiğitlik yapsa ama Fransa'da çıkardığı son yasayı uygulasa o zaman ne yapacağız? Bizim her türlü çabamız ve gayretlerimize karşı Fransızlar her zaman ki duygularıyla konuya Fransız kalsalar ve bir Türk vatandaşı orada tutuklansa, biz de çaresiz kalsak. Düşünün dünyada düştüğünüz durumu. Bakın yukarıda ne dedim dünyadan Türkiye'ye bakış.


Bundan bir kaç gün önce Hollywood'un seksi yıldızlarından Megan Fox reklam çekimleri için İstanbul'a geldi. Bu şuh dilber o kadar büyük bir bilgi fukarası ve ülkemizden bi haber ki, zavallı kadıncağız İstanbul'u  bir kasaba zannediyormuş. Ne zaman ki dünyanın başkentini gördü, şehri İstanbul'u gezdi, dudağı uçukladı zavallının aklı o zaman başına geldi. Sakın ola ki dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan insanların Türkiye ili ilgili Megan Fox vari düşüncelerin dışında farklı ve bizim lehimize olumlu duygu ve düşünceler içerisinde zannetmeyin. Biz bir türlü dünyaya Türkiye'yi anlatamazsak, bu ülkeyi tanıtamazsak adımız sürekli olarak terör olayları ile gündeme gelip kadına şiddet dünya basının önemli gündem maddeleri haline gelirse, millet ne altın boynuz İstanbul Boğazı'nı, ne Efes Harabelerini, ne Akdeniz'in pırıl pırıl sahillerini bilemez.


Türkiye'de istediğiniz kadar kendi kendinize bağırın durun, önemli olan dünyanın sesimizi duymasıdır. Türkiye Megan Fox'un kafasından görülmeye devam ettiği sürece biz Ermeni Diasporasına karşı ve onların dünyaya anlattıkları yalanlara karşı fazla bir şey yapamayız. Tarihi olayların tarihçiler tarafından araştırılarak kamuoyunun önüne konması kadar doğal bir şey yokken ve 1915 yılında cereyan eden olayların en objektif şeklini ancak ve ancak tarihçiler verecekken, Türkiye hala niçin önemli bir atakta bulunup dünyaya bu yalanları anlatma ihtiyacı hissetmiyor veya böylesine önemli adımlar atmıyor?


Şimdi biz Fransa'ya ne yapacağız? Cezayir'de Fransızlar katliam yapmadı diye konuşan her hangi bir Fransız'ı Türkiye'de mahkum ederek mi misilleme de bulunacağız? Yoksa bütün dünyaya Ruanda'da ki Fransız katliamlarını anlatarak mı, İşte bunlar insanlık katillerimi diye propaganda yapacağız?, yoksa Fransızların sosyal ve ekonomik anlamda köşeye sıkışmasını sağlamak adına dünyada ki önemli ittifak ve dostluklarımızı devreye sokacağız.


Şunu herkes çok iyi bilmeli. Avrupa, Fransa olmasa da olur. Ama koca dünya Türkiye olmazsa olmaz. İşte bunu bilip idrak ettiğimizde, Fransızlar istediği kadar afkurup dursunlar dünyada onlara Fransız kalır. O halde bu dünyada hangi ülke ve hangi millet olmazsa olmazdır bunu göstermenin tam zamanı.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.