Bu olay gerçekten yaşanmış ve basına yansımamıştır...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden biri olan KİPTAŞ'ın konut inşaatlarından birinde talihsiz bir kaza yaşanıyor... İnşaatın yapımında "Duvarcı Ustası" olarak görev yapan Karadenizli Osman (soyadı maalesef bilinmiyor) bir gün apartmanlardan birinin inşaatından düşerek yaralanıyor... Hastanede süren tedavisi esnasında da yetkililere bir iş kazası tutanağı ile durumunu bildiriyor... Dilekçeyi okuyan KİPTAŞ Genel Müdür Yardımcısı Emin Batur, şantiyelerinden birinde meydana gelen bu iş kazası ile ilgi ayrıntılı bir dilekçe daha yazılmasını istiyor... Zira iş kazası tutanağında kazanın oluş nedeni olarak yapılan "planlama hatası" açıklaması çok da yeterli görülmüyor...
Aşağıda Duvarcı Ustası Laz Osman'ın Genel Müdür Yardımcısı Batur'a yazdığı dilekçeyi okuyacaksınız...
"...İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaatın 6. katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım. 6. kata çıktım, ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6. kata çıkardım.
İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağıya indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl bulmayayım, ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kg.lık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarıya çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca 2 parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum.
Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.
Duvarcı Ustası Laz Osman..."
Utanınca kızarıyorsunuz... Nefesinizi kontrol ederek, boynunuza ve yüzünüze giden kanı durdurmaya çalışın. 6 ya da 8'e kadar sayarak derin nefes alın, bir dakika boyunca tutun ve 10'a kadar sayarak yavaş yavaş nefesinizi verin. Yüzünüzdeki sıcaklığın azaldığını hissedene kadar tekrar deneyin.
Eski sevgiliniz ve kız arkadaşına rastladınız... En önemli şey kendinize hâkim olmayı başarabilmenizdir, bu yüzden de kendinizden emin bir şekilde oturun veya ayakta durun. Sonra da sizi mutlu eden bir şey hayal edin. Tokalaşmak için elini uzatan ilk siz olun ve kendinizi tanıtın. Ama fazla uzatmadan kısa tutun bütün bu yaptıklarınızı. Bir yere geç kaldığınızı söyleyin ve yanlarından ayrılın.
Beklemediğiniz bir anda regl oldunuz ve yanınızda tampon yok... Tuvalet kâğıdını kat kat yapıp iç çamaşırınızın içine koyabilirsiniz.
Evden çıktığınız anda gömleğinizde deodorant lekeleri olduğunu gördünüz... Gömleğinizin iç kısmıyla veya lekeden daha koyu renk olmayan bir havluyla izleri silin. Beyaz lekeler hemen kaybolacaktır. Sakın tuvalet kâğıdı veya peçete kullanmayın, leke daha fazla yayılır.
Arabanız çalışmıyor. Benzininiz var ve araba doğru viteste değil mi? Direksiyonun arkasındaki gösterge panelinde herhangi bir ışık yanmıyorsa, akü bağlantılarını kontrol edin. Eğer gevşemişlerse ve motoru çalıştırdığınız anda sesler geliyorsa, yanınızdaki bir kişiden yardım isteyip, arabayı vurdurarak çalıştırmayı deneyin. Eğer çalışıyorsa, servise gidip, akünüzü kontrol ettirin. Ama eğer çalışmazsa ve hala sesler duymaya devam ediyorsanız, sorun marştan kaynaklanıyor olabilir ve arabanızın servise gitmesi gerekir. Eğer benzin kokusu alıyorsanız, hemen motoru kapayıp, arabanın yanından uzaklaşın. Arabanızda sızıntı olabilir ve bunun hemen tamir edilmesi gerekir.
Birisiyle aynı kıyafeti giydiğinizi fark ettiniz... Aynı kıyafeti giydiğiniz kişinin saçı açıksa, siz toplayın veya tersi durumda açık bırakın. Eğer söz konusu kıyafet bir etekse, biraz yukarı çekip, mini havası vererek bacaklarınızı ortaya çıkarın. Eğer pişti olan kıyafet bir elbiseyse, bulunduğunuz restorandan veya davetin ev sahibinden bir şal isteyin. Son olarak; sakin gözükmeye çalışın.
Bir erkekle buluşmaya gidiyorsunuz ve yanınızda naneli şeker kalmadı... Hemen tuvalete gidin ve suyla gargara yapın. Koku üreten bakterileri yok etmek için, kaşık veya tuvalet kâğıdı yardımıyla ağzınızın içini temizleyin.
Hakkınızda bir dedikodu çıktı ve siz bundan çok rahatsız oldunuz... Yakın arkadaşlarınızdan, başkalarına karşı bu dedikoduyu yalanlamalarını isteyin ("İnan bana, o kesinlikle böyle bir şey yapmaz!" diyebilirler). Bu dedikodulara cevap vermek için aklınızda tek bir cümle hazırlayın. "Hayır, ben geçen Cumartesi gecesi o çocukla beraber değildim" demek yerine, "Geçen hafta annemlerle kayağa gittik ve çok eğlendik" demeyi deneyin.
Gece içkiyi biraz kaçırdınız ve sabah erkenden bir toplantınız var... Kahve içmeyi unutun ve portakal suyu için. Portakal suyundaki potasyum kendinizi toparlamanıza yardımcı olur. Ayrıca, bolca su içmeyi sakın ihmal etmeyin. Yumurta ve tost gibi protein ile karbonhidrat içeren bir kahvaltı edin. Duş yaptıktan sonra, gözünüze damla damlatın ve etrafa içki kokusu yaymamak için vücut losyonu sürün.
Alkollüyken eski erkek arkadaşınıza SMS attınız ve saygınlığınızı yitirdiğinizi düşünüyorsunuz... En doğru hareket sessiz kalmaktır. Ama o size cevap yazıp, ne olduğunu sorarsa, şöyle bir mesaj yazın, "Hay aksi, o mesaj sana değildi aslında. Yeni aldığım telefona hala alışamadım. Her şey yolundadır umarım!"
Pantolonunuzun fermuarı sıkıştı... Takıldığı noktanın üzerini sabun veya kurşun kalem ucu ile ovun. Bu sürtünme takılan dişleri açacaktır.
Birisini başka birine şikâyet ederken yakalandınız... "Özür dilerim, hata yaptım" diyerek söze başlayın ama sözünüz biter bitmez kaçmayın. Konuyu olumlu bir şekilde bağlamak için, "Geçen gün toplantıda söylediğin şeyi kabul etmediğimi sana söylemek istiyordum" gibi olumlu bir şey söyleyin.
Ütü yaparken gömleğinizi yaktınız... Kumaşın üzerine damıtılmış beyaz sirke dökün ve bir bezle silin. Fazla yanmamışsa, lekeler bu şekilde kaybolacaktır. Sirke kokusunu yok etmek içinse, üzerine çok az oda spreyi sıkabilirsiniz.
Kopardığınız bir yara kabuğu yüzünden yüzünüz kanıyor... Yaranın üzerine göz damlası damlatın. Kan damarlarını daraltan antihistaminler içerdiği için, kanama inanılmaz hızlı bir şekilde duracaktır.
Sevmediğiniz bir iş arkadaşınız, şikâyet etmek için sürekli peşinizden geliyor... "Sözünü kesmek istemem ama masama geri dönmem gerekiyor. Bir telefon bekliyorum ve o zamana kadar bitirmem gereken bir iş var" deyin.
Bir erkek arkadaşınız size ilgi gösteriyor ve siz bunu engellemek istiyorsunuz... Hayali biri bile olsa, hoşlandığınız biri olduğunu söyleyip, onun fikrini alın. Mesela, "İşteki çocuktan çok hoşlanıyorum ama onun ilgisini nasıl çekeceğimi bilmiyorum. Sence ne yapmam lazım? Sen benim en iyi arkadaşımsın ("arkadaşım" kelimesine vurgu yapın!) ve bana yardım edebilirsin" deyin.
Uçakta yanınızda oturan kişi sizin yerinizi işgal ediyor... Hostesin yanına gidip, "Bende klostrofobi var be yanımda oturan kişi ile koltuğa sığmıyoruz. Başka bir yere oturma şansım var mı?" diye sorun. Eğer mümkün değilse, aranızdaki koltuğu indirin ve yere ikinizin arasına çantanızı koyun. Sonra, kolunuzu kolluğa dayayın ve kafanızı elinizin üstüne koyun. Bu şekilde sizin bölgenize girmesi zorlaşacaktır. İkinizin oturduğu yastıklar arasına dergi veya bir dosyayı diklemesine sıkıştırın ve sınırınızı iyice belirleyin.
Daha ilk buluşmanızda geğirdiniz... "Özür dilerim" deyin ve sonra bir şey olmamış gibi konuşmaya devam edin. Siz de insansınız ama erkeklerin çoğu en azından üçüncü buluşmaya kadar böyle şeyleri bilmese daha iyi olur.
(devam edecek...)
Sevgiyi başkalarından bekleyen bir insanın duygularını anlatıyordu bu dizeler. Her sevginin başlangıcı, insan yaşamında güneşin doğduğu andır elbette.
Oysa çaba harcamadan birilerinin kendisini sevmesini bekleyenler başarılı olamazlar hiçbir zaman... Ne sazı konuştururlar, ne neyi üflerler, ne de şiire varır dilleri...
İnsanın bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir peki? Yüreğin bir başkası için çarpması mı? Suyun yüzünde yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer mi yoksa? Göç mevsimi yaralı eşini kanatlarıyla örterek ölümü bekleyen yaban kazlarının vefası mı? Ya da kayayı delen tomurcuğun direnci mi sevmek? Kan ve gözyaşından oluşmuş bir dünyanın ortasında bile insanı insanla kucaklaştıran duygu mu?
Ya sevilmek? Bir başkasının bakışlarından biricik olduğunu anlamak mı sevilmek? Yürürken başı biraz daha dik, dudak kıvrımlarını uçarı, adımları hafif kılan sevilmek mi yoksa? Sesin sıcacık bir hoşgörüye bürünmesi, bütün canlılara yönelik sevecenlik, artan coşku sevilmekten mi hep?
Ya nedir sevmemek? Küçük hesaplarla ölçüp biçmek midir karşıdakini? Hoyrat bir rüzgârın özenle dizilmiş saksıları devirmesi mi? Dalganın saldırması mı adı özlem olan bir kayığa? Koparıp bir çiçeği yakaya takmak mı yoksa? Kekliği kafese kapatmak mı, siyah örtüler altında ürkek doğasız bırakıp avlarda tuzak olarak kullanmak mı sevmemek? Canlıyı soyuna nankör kılmak, sonra insanlık dersi vermek mi yoksa? Bir yudum su uzatmaktan üşenmek mi sevmemek? Gülümsemekten kaçınmak, okşamanın ince kıyılarına inmemek mi asla?
Sevilmemek nasıl bir duygu peki? Yavru kedileri boğmak mı oyun diye? Kalın topuklu çizmelerle ezmek mi başakları ya da çocukları?
Nedir hiç sevilmemek? Bir çölün ortasında durmadan susamak mı? Kapıları dinlemek mi binbir korkuyla? Para biriktirmek mi aç karnına? Ökseler, pusatlar yapmak, dalları ok gibi sivriltmek mi? Yaz günleri ateşler yakmak mı kocaman bir şehrin ortasında? Ölümü izlemek mi keyifle?
Nedir sevilmemek? Ne kadar yabancılaştırır insanı insana? Havada uçuşan bir sözcük müdür sevgi? Sezilir mi, tutulur mu, görülür mü? Nasıl bilinir varlığı? Yalnızca yokluğunda mı anlaşılır tadı?
Önce kendini tanımakla başlar sevgi. Kendini onarmakla başlar... İnsanın, insan olma bilincini aklıyla, yüreğiyle duymasıyla başlar... Doğanın ve yaşamın bir parçası olduğunu anlamasıyla...
Yaşam benim için var. Su benim temizliğim. Ben suyu en uzak dallara taşımalıyım... Sonra insan var... Doğanın en güzel ürünü... Üç bin yılda ayağa kalkmayı öğrenen ve beni bugüne hazırlayan insan... İlmek ilmek örülen kültürümün ilk halkası... Bir insana duyulan sevgiyle başlayan yaşam...
Peki, nedir sevgi? Birlikte bir gülüşü uzatmak, acıyı paylaşıp azaltmak belki de. Aynı duaya el kaldırmak. Dokunmak biraz. Kanın damarlardan akışını hızlandırarak duymak insanın sıcaklığını... Aynı anda görebilmek bir şimşek çakımını... Ocağı birlikte üflemek ısınmak için... İnsan olmanın o eksikliğini güzelliğini sezebilmek karşılıklı. Tamamlayabilmek birbirini... Bir türlü önleyemediğimiz o ses, "Benim onurlanacağım kadar önemli ama benden bir adım geri..." diyorsa eğer, o sesi susturabilmek... Koltuklara, halılara, kristallere, markalara gösterdiğin özenin çok fazlasını gösterebilmek bir insana... Duygularını, düşüncelerini anlamaya çalışmak. Özlemlerini aramak birlikte... Benim ol ama benden bağımsız bireyliğini de koru. Olduğun gibi kal ama çoğalsın, zenginleşsin içinin erdemi... Seni ilk sevdiğim gün gibi sürdür kişiliğini ama durmadan gelişelim birlikte... Birlikteliktir sevgi... Kimsenin kimseyi kullanmadığı... Kimsenin kimseye hükmetmediği... Kimsenin kimseyi mülkiyetine geçirmediği...
Önce beni bekle duraklarda, sonra bekleyeni olmayan bütün yolcuları... Önce benim için bir şarkı söyle, sonra bütün sağırlar duysun sesini... Beni sev! Öyle sev ki, bütün insanlığı kucaklasın sevgin...
"...Güneş doğunca hüzün yok olacak. O sis gibidir..."
Ernest HEMINGWAY - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
· 14 Aralık Pazartesi, Rumi Aralık 1425, fırtına
· 16 Aralık Çarşamba, fırtına
· 17 Aralık Perşembe, Muharrem Hicri-Kameri Yılbaşı: 1431, fırtına, soğuklar
· 19 Aralık Cuma, fırtına
· 20 Aralık Cumartesi, Şeb-i Yelda: En uzun gecelerin başlangıcı, fırtına, Gün Dönümü Fırtınası
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.