Et nereye koşuyor?

[-]Normal[+]

Bir zamanlar Metin Akpınar'la Zeki Alasya'nın bir filmine gitmiştim. Kasıklarımızı tuta tuta güldüğümüz bu filmin adı, "Bu Adamlar Nereye Bakıyor"du.

Aynı filmde gazeteci olarak rol alan Süleyman Turan'a patronu, "Git, ilginç bir resim çek" deyince yollara düşen Süleyman Turan, Metin Akpınar ve Zeki Alasya'yı 7.katta cam silen bir kadına şaşkın şaşkın bakarken çekmiş ve resimde sadece Alaysa ve Akpınar'ın şaşkın ifadeleri görüldüğü için bütün reklam panolarını "Bu Adamlar Nereye Bakıyor?" sorusu kaplamıştı. Sonunda işin içinden bir bankanın reklamı çıktı. O gündür bu gündür bu kelimeler yuvarlanıp gider...

Maçlarda kötü futbolun adı, "Türk futbolu nereye koşuyor"dur. Faizler çıldırdığında yine "Bankalar nereye koşuyor?" deriz. Bir koşuşturmadır gidiyor. Şimdi de et fiyatları çıldırmış gidiyor. Biz de soruyoruz, et fiyatları nereye koşuyor diye. Neticede bu koşuşun arkasından ortadireğin yetişmesi mümkün değil.

Et fiyatları koştukça vatandaşla arasındaki mesafe de açılıyor. Sonunda Kurban'dan Kurban'a et gören dar gelirli bu gidişle onu da göremeyecek gibi. Kıymanın kilosu çıkmış 21 liraya; Ayşe Teyze "Kıymayın bana" diyor. Biftek ve pirzola 30 liraya dayandığı için Ayşe Teyze kasaba arkasını dayamış, içeri bir türlü giremiyor, 19 Mayıs Caddesi'ne doğru dönmüş avazı çıktığı kadar bağırıyor, "Söyleyin birilerine iyi duysunlar, bizim için kasap dükkanı büyük mücevherlerin sergilendiği kuyumcu dükkanından farksız. Dolayısıyla buraya girmemiz de imkansız"

O zaman şunu sormak lazım, çarşı-pazar nereye koşuyor? Dümeni kıyak olanlar atlarını dağlarda aşırır, kuzu çevirir, mangal yapar kokuları etrafa saçılır. Ayşe Teyze gibiler ise, ki onların sayıları milyonlarca, düz yolda yolunu şaşırır, diz üstü çöker karşıki dağlardan gelen et mangal kokusunu içine çeker. Çektikçe dışarıya doğru haykırır. Bakın neler söyler: "Hani komşusu açken yatan bizden değildir diyordunuz, ne çabuk unuttunuz verdiğiniz sözleri. Mide sadece sizde var zannedip nasıl da lüpür lüpür götürüyorsunuz. Biz de koşuyoruz. Bizim koşumuz bir türlü kavuşamadığınız etin peşinden, sizin koşunuz ise şiş kuzuyu bugün hangi dağın eteklerinde çevirelim, feneri nerede söndürüp sabah kahvaltısını pastırma ve sucukla nerede edelim. Afiyet olsun beyler, şeker bal olsun. Sakın gözümüz falan var zannetmeyin, sizler yemeye devam edin. Bir gün bu oburluktan bilin ki mide fesadı olursunuz da sakın ola ki bizi fesat zannetmeyin."

TEK DEVLET TEK BAYRAK

Üzerinde gezdiğimiz toprakları kimse bize hediye etmedi, İsrail gibi Filistin'den toprak satın alarak da devlet kurmadık; kanla ve canla bu toprakların sahibi olduk. Bin yıldır tek yürek, tek vatan ve tek bayrak olarak yaşıyoruz.

Bu birilerinin huzurunu kaçırabilir, bulanık sudan medet umanlar ancak kaya balığı yakalarlar. Çünkü bulanık su bilin ki lağımlı sudur, kaya balıkları da onların ucunda yaşamayı sever.

Şimdi Türkiye'de son derece önemli olaylar ceyran ediyor. Bunun sonu nereye varır bilemem demiyorum. Ya kardeşçe birlikte yaşarız ya da kalleşler hüsrana uğrayıp giderler. Birlikte yaşamaktan milletin hiçbir zoru yoktur. Bizler için sakıncası da yoktur. Ancak tek devlet ve tek bayrak altında yaşadığımız topraklarda şehit kanlarıyla kurduğumuz devletin adına Türkiye Cumhuriyeti diyorlar. Birileri Kürdistan diye ortaya çıkıyorsa ve bunu çekinmeden söylüyorsa açılımı ayrışım olarak yapıyor demektir. Bunu da söylemekten çekinmiyorlar.

İşte hem açılım hem de ayrışım olmaz, barış elçileri olarak gelen insanların mahmurdan gelenlerine hadi eyvallah ama dağdan inenleri Türk devletinin ve adil adaletinin süzgecinden geçtikten sonra onlara da eyvallah. Lakin adım attıkları topraklar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne aittir. Orasını Kürdistan diye adlandırdıklarında kimseyi açılıma inandıramazlar, ayrışımın da başını çekmiş olurlar. İşte o zaman eğer birlik ve bütünlük istiyorsak bu vatan toprakları üzerinde özgürlükleri de sonsuza dek kullanmak istiyorsak, konuşmamızın başına tek devlet ve tek bayrak diye başlayıp ardından ne söyleyeceksek istediğimiz şekilde söyleyebilmeliyiz. Lafın başına doğru başladığımızda ağzınızdan zaten yanlış cümleler dökülmez. Bu ülkede yaşayan aklı selim herkesin istediği de zaten budur.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşamanın onurunu birlikte algılayacaksak, Atalarımızın kendi canlarını feda ederek armağan ettikleri bu topraklara birlikte sahip çıkıp birlikte mücadele etmeliyiz. Bakın bizim bayraktaki yönümüzün bakış noktası Ankara'dır. İşareti Büyük Önder Atatürk ve milletin her kesiminden oluşturduğu arkadaşlarının dualarla açtığı TBMM orada Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletin diye yazar ve yine baktığınızda o meclis koridorlarında Büyük Önder Atatürk tarafından söylenmiş "Adalet Mülkün Temelidir" yazılarını görebilirsiniz. Oradaki mülk kelimesinden kasıt ülkedir. Yani birlikte yaşadığımız bizim ülkemiz, bu ülkenin temeli de hukuk devleti olarak adalete dayanır. Adaleti yapan milletin hür iradesidir. İşte bugün açılım deniyorsa bunun yolu adil davranmaktan geçer. Ama insanlar hak, hukuk ve adalet diye sizin peşinize düşmüşken onlara Kürdistan diye başka adresler göstermeye çalışırsanız, adaletten şaşıyorsunuz demektir. O zaman bu 75 milyon vatan evladı size sormaz mı samimiyet nerede diye.

Hepimiz biliyoruz ki bu topraklarda birbirini seven birbiriyle yuva kurup akraba olan hangi etnik kökene sahip olursa olsun büyük bir ulus yaşıyor. O ulusun kendinin kurduğu meclisin adına Türkiye Büyük Millet Meclisi, o meclisin ilan ettiği devletin adına da Türkiye Cumhuriyeti Devleti diyorlar.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.