Deprem öncesinde çarşının tam göbeğinde Adnan Zeytinoğlu'yla birlikte zaman zaman kahvaltı yapardık. O dönemlerde Zeytinoğulları'nın çarşı içersindeki bakkal dükkanını rahmetli Aşır Sancak işletirdi.
Ekmek fırınına verdiğimiz çiftli ekmeğin içine dolan tereyağı, peynir, pastırma gibi ağız sulandıran yiyeceklerin kokusu çarşının her yerini sarardı. Bizler de iki kişiyle başladığımız kahvaltıda anında on kişi olurduk. Bu büyük bir keyifti. Çünkü o ağızlarda tat bırakan kahvaltıyı sabahın körü diyebileceğimiz saatlerde yapardık. Demem o ki, o zamanlarda esnaflar da sabah namazı vaktiyle birlikte dükkanlarını açarlardı.
İşte o günlerin özlemi bugün de beni ve birçok Gölcüklüyü yakar. Hepimiz biliriz ki Gölcük'te oturmakla Gölcüklü olunmaz. Eğer siz geleneksel kültürünüzü yaşatamıyorsanız, Gölcük'te sadece ikamet ediyorsunuz demektir.
Geçenlerde bazı dostlarla şöyle bir fikir jimnastiği yaptığımda müthiş güzel tepkiler aldım. Demek ki Gölcük'ü içinde yaşatanlar, nostalji günlerine sıcak bakıp özlem de duyuyorlar. Mesela şu sabah kahvaltısı hikayesi yeniden yaşatılabilir. Bunun için dostlar hazır. Mekanlar belki yerinde yok ama o çarşı yine bizim çarşımız. Önümüzdeki günlerde tabiki mübarek Ramazan ayının bitmesinden sonra bu programı yapacağız. Şimdi demem o ki zaman zaman eskiyi canlandırma adına bugünlere taşımak lazım.
Mesela ne yapalım? Muzaffer Aktaş bir akşamüstü bize mekanını tahsis edebilir. İlk aklıma orası geldiği için Nazende'nin bulunduğu yeri adres gösterdim. Daha uygun bir yer varsa da tabi ki orası da olabilir. Neticede buna dostlarla karar veririz. Ne yapmalı sorusuna gelince. İşte cevabı. Köfteci Cemal aynı zamanda rahmetli babası İlyas Amca'yı da yad etmek adına köfteleri yapar. O çalışırken bir de bakmışsınız ki Fahrettin Serbest de yanı başında baklava açıyor. Sevabını da rahmetli babası Ali Dayı'ya gönderiyor. Şimdi İhsaniye'de oturuyor. Ama biz biliyoruz ki, Doğan Ağabey'in su böreğinin tadı bugün hala damaklarda. O da geliverir kolları sıvar ve su böreğimizi açar. Canı kuru fasulye çekenler için bizim Adnan Potok anında mutfağın köşesindeki yeri alır. O da rahmetli babası Dayko adına nostaljide tüm hünerlerini gösterir. Ee öyle olur da İstanbul Pastanesi unutulur mu? Bahattin ve Beytullah kardeşler nefis pastalarıyla ve özellikle supangleleriyle eskiyi bilenler için bugün hala anılmıyor mu? Bahattin Ağabey rahmetli oldu ama şükür ki yakın arkadaşım Beytullah yaşıyor. O da bir efsane olan İstanbul Pastanesi adına nostaljideki yerini alır. Bir zamanlar Meriç Lokantası'nın dönerinin tadını İstanbullular dahi bilirdi. Sonradan onun yerini Aslar alsa da bugün ikisi de Gölcük'te yok. Meriç gazinoculuğa dönerken Aslar'ın dönerini İzmitliler tadıyor. Lakin biz onları da nostaljide buluşturabiliriz. Peki ya Deniz Pastanesi nefis şambabalarıyla hala anılıyor. Onların yaptığı açma bugün de konuşuluyor. Pastanenin sahiplerinden Arif hakkın rahmetine kavuşsa da kardeşleri onun da ruhunu şad etmek için bugün 19 Mayıs Caddesi'nde verdikleri hizmeti bir günlüğüne de olsa Gölcük nostalji günlerine taşıyabilir. Tabiki böylesine bir günde meşhur simitçi fırınımız unutmak mümkün mü? Kurtuluşla Mustafa da buralarda. Onlar da geçer tezgahın başına nefis poğaçaları, un kurabiyeleri ve çatallarıyla geceye ayrı bir renk katarlar. Şimdi böylesine güzel bir günde o dönemin çarşı içi esnaflarını da bu güzel yiyecekleri tatmak adına mekanda buluştuğumuzda değmeyin keyfimize.
Halit Amca, yani Halit Yaman'dan bahsediyorum, her ne kadar rahatsız olsa da bu geceye mutlaka gelir. Kuyumcu Naim Gürel ve Lokantacı İsmail Salman babaları adına nostaljide yerlerini alır. Özkasap Nizamettin Öz, zaten çarşıda devam ediyor. Binbir çeşit Rıfat ve Ali, Süleyman ve Atilla Murguz, sevgili Yavaş ailesi yani Ünver Yavaş ve ekibi, Rahmetli Hüseyin Ellibeş'in oğulları yine nostaljide bulunacaklar arasındadır. Burada tabi ki isimleri çoğaltabiliriz. Zaten eskiye şöyle bir dönüp baktığımızda Mavi Köşe Sabri Abi'den bahsetmeden olur mu? Ve tabi ki çarşı içinin bir başka esnafı Kasap Kurakbelliler.
Yani demem o ki Gölcük o dönemlerde ne kadar büyük bir dostluk ve ne kadar büyük bir keyifti. Şaban Aktürkoğlu'nun ballarını sakın unuttum sanmayın. Rahmetli Ömer Amca'nın ürettiği ballar adeta bir şifa kaynağıydı. Bugün ne yazıkki bal zevkinden mahrumuz. Ama sevgili Başkan da o günlerin anısına bir çiçek balıyla soframızı zenginleştirir diye düşünüyorum. Bir zamanlar Turgut Sayın Caddesi'nde Tam Doy Pide Salonu vardı. İbrahim Amca'nın pidelerinin tadını bugün nereye gidersem gideyim bir türlü bulamıyorum. Kendisi epey yaşlandı ama çocuklarına da el vermiştir diye düşünüyorum. Onlar da efsane işyerleri adına bize nefis pideler açarlar. Eski günleri hep birlikte yad etmek bizlere iyi gelecektir diye düşünüyorum. Yine o çarşının içersinde İlyas Amca'nın dükkanın karşısında minicik köfteler yapan küçük bir de dükkan daha vardı. Şimdi adını hatırlayamacağım ama o zamanlar küçük bir çocuk olan şimdiki orta yaşlı mekan sahibinin oğlunu zaman zaman görüyorum. Ve zannetmeyin ki çarşı içinde tel dolaplı lokantalar dönemini bilmiyorum diye bal gibi bilirim. Güner Balay'ın babası rahmetli Hakkı Amca tel dolaplı lokantalar döneminin en nefis pilav ve kadayıflarını yapardı. Bugün hadi Güner Ağabey gel sen yap desek de mümkün değil ama nostaljide Balaylar da mutlaka yerini almalı.
O günün esnaflarını tek tek dolaştığımızda tabi ki bize mekan da yetmez belki. Ama dostlar bir araya gelince yerim dar, yenim dar diye bir şey olmaz. Şimdi bütün bu güzel yemeklerden sonra insanın canı tabi ki çay içmek ister. O dönemlerde Yudum Çay Evi'nde rahmetli Muhterem Yılmaz'ın ki, anne tarafından bana akraba da olur, çaylarını içmeden tersane işçisi fabrikanın kapısından içeri girmezdi. Bugün ne yazık ki onu devam ettirecek aileden böyle bir durum yok. Yine Merkez Camii bölgesinde daha önce adı İçtima-i Kalkınma Cemiyeti olan meşhur bir mekan vardı. Gölcük'ün akil adamlarının uğrak yeri olan o güzel mekan Kürt Bahattin tarafından işletilirdi. Bugün rahmetli olan Bahattin Amca öyle bir çay yapardı ki Yudum Çay Evi'nin tadını onun çaylarında da bulabilirdik. Şimdi oğlu Caner Payza aynı yerde baba mesleğine devam ederken rahmetli Bahattin Amca'dan aldığı güzel özellikleri de çaylarına yansıtmaya devam ediyor. İşte Gölcük nostalji günlerinin çaylarını da bu sevgili kardeşimizden içebiliriz. Ve aynı mahallede Hasan ve Hüseyin Parlak kardeşler bugün yine duayen esnaflar olarak ticaretlerini oğullarıyla birlikte sürdürüyorlar. Yine sevgili Remzi İşeri zaman zaman teravih namazları sonrası Caner Payza'nın orada bize çay ısmarlar, nostalji günlerinde de yerini almalıdır diye düşünüyorum.
Gölcük'ün nostaljisinden bahsedip de rahmetli Abdülkadir Kahvecioğlu'nu anmamak olmaz. Binlerce aileyi ev sahibi yapan bu dost insan hala rahmetle anılmakta. O dönemlerde Rauf Bey Caddesi'nin Atatürk Bulvarı'na açılan cephesinde büyük bir binası vardı. Binanın altında da mescit. Ben ve şimdi Gölcük Müftü Vekili olan sevgili Adnan Yıldız orada Ramazan aylarında teravih namazı kıldırırdık. Bendeniz müezzin Adnan Hoca da imam olurdu. Kahvecioğulları o dönemlerde Gölcük'ün en seçkin mağazalarından biri olan İGS Giyim Mağazası'nın da sahibiydi. Rahmetli Abdülkadir Kahvecioğlu teravih namazlarını bittiği gün bizi çağırır, elimize birer fiş tutuşturur, bizler de İGS'nin yolunun tutarak tepeden tırnağa bayramlıklarımızı alırdık. Ve Gölcük'ün simgelerinden bir tanesi daha, tüccar terzi rahmetli Hakkı Özkan. Bugün oğlu Osman Özkan yine efsane işyerlerinden Dünya Kitapevi'ni ayakta tutmanın mücadelesini veriyor.
İsimleri yazmakla bitmez, hatta belki gazetenin sayfaları da yetmez. Ancak ben burada bir konuyu açmak ve Gölcüklülerle paylaşmak adına kaleme aldım. Eskiyi yad etmenin mutlaka gerektiğine inandığım için sizlere bütün bunları anlatıyorum. Geçmişimizden hiçbir zaman kopmadan yaşadığımız sürece Gölcüklüyüz diyebiliriz. Bütün bunları yapmanın hatta senede bir kez dahi olsa yapmanın kimseye bir zararı olmaz. Hatta büyük faydası da olur. Geçmişte Gölcük'ü var eden insanları rahmetle anmak aslında hepimizin görevidir.
Emin Büyükoğlu'nun Merkez Camii'nin karşısındaki bürosunda nice sohbetler olmuş ve yemekler yenmiştir. Hemen karşısında bürosu bulunan Bahri Kurtuluş ile birlikte Gölcükspor için ne büyük çabalar gösterdiklerinin ben bizzat şahidiyim. Gölcük'te kazandıkları gibi Gölcük adına da harcamışlardır. Aynı şeyleri sevgili Ali Kurtuluş ağabey için de söyleyebiliriz. Gölcükspor'a çok büyük katkıları olduğu gibi Kocaelispor'a da büyük yararlar sağlamıştır. Zaman zaman duygularımı anlatıyorum. Zaman zaman isim ve mekanlara geçiyorum. Çünkü bu yazıyı anında aklıma gelenleri aktrdığım için böyle yapıyorum. Şimdi yine Güngör Yüksel'i anmamak olur mu? Gölcük'ün en eski esnaflarından tıpkı Özmenler Ticaret'in olduğu gibi. Güngör Ağabey de Allah ömürler versin, bugün zaman zaman buluştuğum ve güzel sohbetler yaptığım değerli ağabeylerimden biri. Ben ilk renkli televizyonumu onun mağazasından almıştım. Yine manifaturacılıktan beyaz eşya ticaretine geçen rahmetli Hüseyin Özmen bugün yok ama oğulları Mehmet ve Murat Özmen de aynı ticarete devam ediyorlar. Ve sevgili dostlar işte size efsane bir müessese daha. Sümerler rahmetli Ahmet Amca ve rahmetli İbrahim Ağabey'in büyük mücadeleler verdiği Gölcük'ün en önemli marka kuruluşlarından biri. Bir yanda Halil Çoban Cumhuriyet Caddesi'nde manifaturacılık işine titizlikle devam ederken diğer yandan da rahmetli İbrahim Ağabey'in oğulları Mustafa, Hüseyin ve Ali. Fabrikalaşarak isimlerini başarıyla devam ettiriyorlar. Yine 17 Ağustos'ta hakkın rahmetine kavuşan Doğan Çobanı da anmış olalım. Şekerci Ali böylesine bir günde yerini almadan olmaz. Nefis yaz ve kış helvalarıyla şekerlemeleriyle Gölcük'te ayrı bir tattır. Bugün büyük marketçilikleriyle önemli bir başarıya imza atan Çelik ve Yılmaz aileleri de o zamanlar Gölcük'ün en önemli toptancıları arasındaydı. 3A Mağazası'nın sahipleri Bahri Özyılmaz ile Ali Yılmaz babalarından aldıkları ticaret terbiyesini değişik ve önemli alanlarda büyük bir başarıyla sürdürürken hala-dayı çocukları olan Ali Yılmaz ve Halit Kodal'ın yıllardır süren ortaklığı da nazar değmesin önemli bir örnek olarak yerinde durmaktadır. Çarşı içinden ve genellikle esnaflarımızdan bahsetmeye çalıştım. Ve yine Serbesler'in bir başka kolu olan Enver Serbes pastacılık ve dondurmacılık alanında faaliyetlerini Gölcük ve Değirmendere'de sürdürüyor.
Ve şimdi de Gölcük'ün efsane bakkallarına şöyle bir göz attığımızda aklımıza ilk gelen Kahyaoğulları'nın kantini olur. Bugün Snoopy Pizza'nın bulunduğu yer yarım asır önce kantindi. Ve tabi ki zeytinli bakkal ile güllü bakkal ve yenimahallenin Abdurrahman bakkalı.
Evet dostlar ben size bir meseleyi açmaya ve anlatmaya çalıştım. Doğal olarak ismini yazamadıklarım da olmuştur. Tabi ki onların da affına sığınırım. Ben genel hatlarıyla Gölcük nostalji günlerinin neden gerekli olduğunu anlattım. İşi yeme içme olarak ele almamın nedeni de yemeklerin ve tatlıların birkaç saatlik süre içersinde yapılacak olmasındır. Ee tutupta burada terzilere gelin siz de aynı gün takım elbise dikin diyecek halimiz yok. Zaten o dönemin meşhur terzileri Mustafa Siverekli, Şevket Paksoy ve diğerleri, hakkın rahmetine kavuşmuş durumdalar. Tabiki halıcı Talip Kahraman da var. Bobinajcı Anlağan kardeşler ve meşhur Öztopuzlar. Dedim ya tek tek isimleri yazmaya kalksak sütunlar yetmeyecek ama önemli olan işin özü. Gölcük nostalji günleri eskiyi anmak ve Gölcüklülüğümüzün o günlerini de yad ederek keyfine varmak. Şu sıralar malum 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Herkeste bir farklı ve tatlı bir telaş var. Hele hele Ramazanın son günlerine gelmemizden dolayı da önemli bir yorgunluk. Bayram sonrasıysa daha dinç ve dingin olacağımızı umuyorum. Mübarek bir ayı da geride bırakmanın huzuruyla umarım güzel ve mutlu günlerde buluşuruz. Ben de zaten diyorum ki Gölcük nostalji günleri düzenlenecekse zaten Ramazan Bayramı sonrası olacak. Ben bir fikir jimnastiği yaptıktan sonra uzun uzun düşündüklerimi yazdım.
Tabi ki sevgili ağabeyim terlikçi Namık Güreli de unutmadım. Bundan sonrası sizlerin bana anlatacaklarına kalmış. Ama ben iyi ve hoş olur düşüncesindeyim. Gölcük nostalji günlerinde buluşmak umuduyla şen ve esen kalın...
Bu yazı Gündem bölümü’nde 08.09.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
gölcük,
nostalji,
esnaf,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.