Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ben onları gökkuşağına benzetirim. Havaya da çok yakışırlar, o görüntünün sulara yansımasına da. Lakin siyasi partilerde biri ak, biri kara diyorsa o zaman tehlike var demektir. O tehlikenin en büyüğünü bir çöküş olarak siyasi partinin kendisi yaşasa da en büyük çöküntü demokrasi adına ülkemiz içindir. Dolayısıyla siyasi partiler su kaldırmaz. Çünkü taşar, çünkü sulu ortamda siyaset olmaz, siyaset tertemiz bir hava ve berraklık ister.
Hükümet demokratik açılım diye bir proje başlattı. DTP bunun adını Kürt açılımı olarak koydu, kamuoyu da öyle kabul etti. Çünkü gelişen olaylar kamuoyunda Kürt açılımı imajının yerleşmesine yol açtı. PKK'lılar Habur'dan düğün dernek misali girince, ülkede gerginlik yaşandı çünkü gelenler teslim almaya da teslim olmaya da gelmedik, önderimiz Apo'nun talimatıyla geldik dediler. Bu büyük sıkıntı sudan bir sebeple Apo'nun İmralı'daki yeni yerine gelip takılınca 17 santimlik daralma ülkeye sıkıntı verdi. Aslında Apo'nun yeni yeri her ne kadar bahane olsa da bahaneyi de yaratan kendileri olduğu için sokaklara alev saçılmaya başlandı.
Bundan yaklaşık 1 ay önce İstanbul'da bir halk otobüsüne molotof kokteyl atan hainler 17 yaşında genç bir kızımızın komaya girmesine neden oldu. Ellerinde Apo posterleri ve PKK bayraklarıyla terör estiren hainler, dün o kızımızın hayata gözlerini yummasıyla katilliklerini de ortaya koymuş oldular. Sonra sürekli olarak İmralı'yı ve bölücü başı Apo'yu adres gösteren DTP de sonunda fokur fokur kaynamanın faturasını çatlayarak ödemeye başladı.
DTP'nin 2 eş başkanı var, bunlardan bir tanesi Ahmet Türk, diğeri Emine Ayna. Emine Ayna açılım maçılım bitmiştir derken Ahmet Türk ben aynı şeyleri düşünmüyorum dedi. Yani açılıma bitmiş gözüyle bakmadığını ifade etti. Yine DTP'de çatlağın o kadar büyüdüğü görülüyor ki kapansa da kurtulsak gibi yüksek dozlu serzenişler ve isyanlar çıkmaya başladı. Eş Başkan Emine Ayna bizim dağa çıkmamızı istiyor derken, tabanını işaret edince yine Ahmet Türk'ten karşı görüşler geldi. PKK'yla devlet arasında sıkışan DTP'de kapansa da kurtulsak seslerinin yükselmesi, partinin derin görüş ayrılıklarının da hangi noktaya varlığının en belirgin göstergesi.
Şimdi bu iki farklı çıkışa haklı olarak siyaset dünyasından da doğru tepkiler geliyor. Aslen Diyarbakırlı olan Tarım Bakanı Mehdi Eker "Hangi DTP'ye inanacağız, Ahmet Türk'ün DTP'sine mi yoksa Emine Ayna'nın DTP'sine mi?" neticeye baktığınızda sokakta estirilen terörün şuanda geçerli olan politikanın Emine Ayna'nın DTP'si olduğunu gösteriyor. İşte tehlike de burada yükseliyor. Çünkü dağa çıkmaya pek meraklı Emine Ayna'yı dinleyenler Diyarbakır'da da olay çıkardılar ve terör bu defada da Mardin'li 23 yaşındaki bir öğrencinin hayatına mal oldu.
Dağa çıkmanın ve sokakları savaş alanına çevirip terör yaratmanın kimseye bir faydası olmaz neticede ateş ateşle söndürülürse bundan zaralı çıkacak olan da ateş yakmaya çalışanlar olur. Ancak belli ki birileri Türkiye'yi karıştırmak adına dağları adres göstererek kavga çıkarmak amacında, kışkırtmalar ve provokasyonlar Emine Ayna'nın doğrultusundan estiği sürece hainler sokak hareketlerine devam edecektir. Bakın Diyarbakır'da Akp'nin Mardin'de MHP'nin parti binalarına saldırılar düzenlediler. Bütün bunları bilerek ve tasarlayarak yapıyorlar. Çünkü onların derdi, aynı karşılığı kendilerin de yurdun diğer yerlerinde Anadolu'da ve Batı'da bulmaları yani yangına körükle gidip, savaş senaryoları yazmaları, işte burada DTP'nin dışındaki siyasi partilere büyük görevler düşüyor. Onların bu provokasyonlara hiçbir şekilde karşılık vermeden sükunetlerini korumaları ve kanunsuzlukların hesabını devletin yetkili organları tarafından sorulmasına fırsat vermeleri gerekiyor. Zaten siyasi partilerimizin genel başkanları da bu konuda aklı selim davranarak gerekli uyarıları yapıyorlar.
Şimdi yukarıda DTP'nin dışında derken eylem yapanların DTP bayraklarıyla dolaştıkları için söylüyorum. Ancak burada bir gerçeğin de yine altını çizelim, DTP'nin eş başkanı Ahmet Türk belliki sokak hareketlerinden pek de hoşnut değil. Hatta bu hareketlerin yani eylemlerin DTP'nin politikaları olmadığını söyleyerek aslında bir yerde tasvip etmediğini de açıklıyor. Ancak bu ne yaman çelişkidir ki partinin 2 eş başkanı görüş olarak birbirine tamamen zıt biri, dağlara çıkmaktan bahsedip, demokratik açılım sürecinin bittiğini ilan ederken, diğeri tam aksini söylüyor.
Turkcell'in son zamanlardaki televizyon reklamlarında kullandığı Turkcell'inin gücü Turkcell'in çekim gücü sloganını çok tuttum ve beğendim.
İşte buradan çıkarak Türkiye'nin gücünün de Türk halkının çekim gücü olduğunu ifade edebilirim. Bugün yapılan araştırmalarda Türk altının yastık altında 200 milyar dolarlık altın olduğu ifade ediliyor. Türkiye'nin milli gelirinin yarısından fazlasının halkın yastığının altında sakladığını düşündüğünüzde Türkiye'nin çekim gücünün de Türk halkının yastık altı gücünün olduğunu görebiliriz. Bizim milletimiz kara gün dostu olduğu için sürekli olarak ta ak akçe kara gün içindir mantığıyla hareket eder. İşte dünyanın hiçbir yerinde böyle bir çekim gücü bulamasınız. O zaman Türkiye kim ne yaparsa yapsın hiçbir zaman batmayacak tek ülkedir. Enflasyon bugün düştü yarın çıkar, ertesi gün belki yeniden düşer ama düşmeyecek olan Türk halkının yastık altı gücüdür. Bu güç muhafaza edildiği sürece ki ben bunun sonsuza dek muhafaza edileceğini biliyorum.
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.