Peki ya sizce? Sizce neden yalan söyler bazıları? Hele hele bu bazıları toplumda saygı duyulan meslek guruplarından birine mensupsa. Yani toplum mesleği dolayısı ile onlaraa saygı duyuyor da, onlar kendine neden saygı duymuyor? Şimdi nereden çıktı bu yalan ve de yalancılar demeyin. Yalan, insanlığın varoluşuyla başlayan bir gerçektir aslında. Mazisi kutsal kitaplarda anlatılan Adem ile Havva' nın cennetten kovulması kadar eskiye uzanıyor maalesef. O gün bu gün insanlar durmaksızın yalan söylüyorlar. Hiç birimizin hoşlanmadığı bu gerçek hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor, istesek de istemesek de. Tıpkı benim karşıma istemsiz çıkışı gibi. Anlatmaya başlamadan önce son bir haftadır yaşadıklarımın ne Gölcük ile ne de Gölcüklülerle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını söylemeliyim. Bu tamamen Gölcük sınırlarını aşan bir hikaye.
Bunca yaş yaşadım, bunca yer gördüm ve her gittiğim yerde bir o kadar kişi, bir o kadar karakter tanıdım daaaaa bu tip bir ilk oldu ama hiç de hoş olmadı diyebilirim. Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanırım. En azından hayatım boyunca karşıma çıkan hiçbir kişi ve olayın tesadüfi olmadığını ve tüm bunlardan bir ders çıkarmam gerektiğini bilirim. Bu inançla son yaşadıklarımı değerlendirmeye çalıştım, uğraştım, çabaladım, beceremedim. En iyisi dedim, en iyisi okurlarıma danışayım.
Bir kadın ve bir erkek, ne tesadüftür ki aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere misali evliler. Üstelik de beyefendi mesleğini icra etmeye başlamadan önce yemin de etmişşşş. Bu sadece mesleki bir gereklilik, hatta bir zorunluluk demek daha doğru. Uzatmayayım, bu insanlar çevresindeki onlarca insana aldırmadan, hem de bir afra tafra hırslarına yenik düşüp yaptıkları spora ve skora hile katıyorlar ve ben bunu biliyorum hatta eminim diyebilirim.
Eeee ne var bunda diyebilirsiniz ama ben diyemeyenlerdenim. Sadece kendi adıma değil, tüm bunların farkında olmayanlar adına da mahcubum. En önemlisi de toplumda iyi bir yere sahip olabilmek için yıllarca dirsek çürüten bu insanlara yalancının mumu yatsıya kadar misali yalan ile yaktıkları mum alevini söndürüp daha fazla kendilerini yakmamalarını, tüketmemelerini ve toplumdaki yerlerini daha fazla yok etmemeleri gerektiği gerçeği ile yüzleştirmek anlaşılan o ki bana düşüyor daaa nasıl?
Sorun şu ki; durumdan vazife üstlenip iplikleri pazara çıkaracak ve bundan keyif alacak bir kişiliğe sahip değilim, susup haksız kazanç elde edenlerin ekmeğine bir şeyler sürecek kişilikte hiç değilim. Küçücük, cılızcık bir mum alevine üfff demeyecek kadar sorumsuz da değilim. Değilim, değilim, o bana yakışmaz, bu bana yakışmaz derken çözümsüzlük sukut getirdi bana.
Şaka değil gerçekten yardımınıza ihtiyacım var.
Soru şu "Siz olsaydınız bu dilemmadan en az zararla nasıl kurtulurdunuz?" Hem de kırmadan, kırılmadan. Mum alevi gibi salt dibini aydınlatarak değil, karanlıkta yollarını el yordamı ile bulmaya çalışanların hayat yollarında bir ışık huzmesi olmanın tadına vararak . . .
Siz benim için çok değerlisiniz, önerileriniz de öyle. Eminim bana yol gösterecek fikirlerinizi gurselbisiren@hotmail.com adresine gönderirsiniz. Hem de çok bekletmeden. Her daim bekliyor olacağım. Sevgi ile . . .
Bu yazı Gündem bölümü’nde 14.01.2011 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
insan,
yalan,
fikir,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.