İslam’da kadının yeri

[-]Normal[+]

  Yüce dinimiz İslam, kadına çok büyük önem verir. Onun içindir ki, cennet anaların ayakları altındadır denilmiştir. Cenabı Allah kadınları o kadar övmüş ve o kadar yüceltmiştir ki, Hz. Veysel Karani annesine olan bağlılığı ile tanınır. Kadının dinimizdeki yeri o kadar büyüktür ki, yine Hz. Peygamber döneminde bir genç annesinin izni olmadan savaşa katılması halinde bunun mümkün olup olmayacağını sevgili Peygamberimize sorduğunda 'Annenin izni olmadan olmaz' cevabını almıştır.


Dinimize inanan her Müslüman, kadınları Yüce Allah'ın yer yüzündeki emanetleri olarak görürler. "Ana gibi yar olmaz Bağdat gibi diyar olmaz" sözü hepimizin içindeki anne sevgisini anlatması ve aynı zamanda kadına verilen değer ölçüsünde son derece önemlidir. Maalesef son zamanlarda aile içi şiddette kadınlarımızın ölümlere kadar varan acı olaylarına şahit oluyoruz. Şu anda sadece Türkiye'nin değil dünyanın da en önemli sorunlarından biri haline gelen kadına şiddet konusu sonunda Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nı da harekete geçirdi.


Yüce dinimiz İslam'ın kadına verdiği önemin yanı sıra aileye verdiği önemde müftülükler tarafından oluşturulan aile irşat ve rehberlik büroları tarafından ciddi bir şekilde anlatılmaya başlandı. Psikiyatri  ve psikologların ailede çiftler arasında uyumlu bir birliktelik olması için eşler arasında sağladıkları terapilerin dışında işin bir de manevi yönünün güçlendirilmesi amacıyla Diyanet'in çalışmaları ve çabaları mutlaka takip edilmelidir.


Huzurlu bir yuvada özellikle eşler arasında sevgi ve saygıya dayalı yürütülen ilişkilerin çocuklara da yansıyacağı düşünüldüğünde, Yüce dinimizin bu konuda ki önemli tavsiyeleri aile bireyleri tarafından rehber olarak kabul edildiğinde, huzurun sağlanacağı kaçınılmaz bir gerçektir.


Yine buradan özellikle şunu da belirteyim ki, çocukların gözü önünde cereyan eden her tartışma her kavga onları ileriki yıllarda derinden etkilemekte evlilik müessesesine karşı tedirgin bakmalarına neden olmaktadır. Anne ve babanın da ayrılış şekillerinin yine çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkiler düşünüldüğünde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dini ve manevi değerleri ön plana çıkararak bireyler üzerinde sağlayacağı katkının kalıcı olacağını umuyorum. Aslında müftülüğün aile irşat ve rehberlik bürolarının böylesine önemli programları, konferansları her ay yapmasında ve bütün bunları Gölcük'te ki camilere yayarak geniş kitlelere ulaşılmasında büyük bir fayda gördüğünü ifade etmek istiyorum.


Cuma namazlarında, başta sevgili Müftümüz Mahmut Şahin olmak üzere bölgenin en tecrübeli Merkez Vaizi Adnan Yıldız ve tüm camilerde ki İmam Hatiplerimizin konuşmalarının ve sürekli gerek Kur-an' dan gerekse sevgili Peygamberimiz ile ilgili verdikleri örnekler cemaatin bilinçlenmesi noktasında faydalar sağlarken, zihin karışıklıklarını önlerken, zihinleri açarken bilmeyenlere rehber olurken aynı çabaların sayın Nurdan Demir gibi bayan vaizler tarafından da özellikle genç kızlarımız ve kadınlarımıza anlatılmasında ve yaygınlaştırılmasında aile saadetinin istikrarı ve sürekliliği açısından da sağlayacağı faydaları ifade etmek isterim.

Kar ve tuş


İşe biraz espri ile başlayalım. 20-25 yıl öncesine dönelim. Değirmendere'de yine lapa lapa kar yağıyor. Dönemse mahalli seçim süreci. Doğruyol Partisi'nden İbrahim Kaba Belediye Başkan adayı. Tutturduğu kardeşlik türküsüyle bir anda Değirmendere'de önemli bir sinerji yaratan sevgili İbrahim Kaba'ya arkadaşları o güzelim karlı havada sımsıcak bir slogan bulmuş.


Başkan adayı İbrahim Kaba bir kahvehane de konuşurken, lapa lapa yağan karların ardında gençlerden şu ses yükseliyor "Kar yağıyor lapa lapa Başkanımız İbrahim Kaba" konjonktür de müsait olunca Değirmendere halkı söylemlere ve sloganlara itibar edip İbrahim Kaba'yı başının tacı yapıp Belediye Başkanlığı görevine getiriyor. O gündür bu gündür hem Değirmendere hem gölcük hem İhsaniye hem diğer beldeler kardan zaman zaman nasiplerini almışlardır. Şimdi tüm beldelerin mahalleye dönüşmesi sonrasında Gölcük'e bağlanmalarının sağladığı fayda mı yoksa zarar mı irdelemesini o mahallelerde oturan sakinlerin duygu ve düşüncelerine bırakarak kar manzaralarına gelelim.


D-130 karayolu ana artel olarak kabul edilir. Yine söylüyorum bir ay önce yaşanan saçma sapan durum artık yaşanmıyor. Trafik akışı sağlıklı ve düzenli bir şekilde sağlanıyor, bu son derece güzel. Amma velakin mahalle aralarında bulunan ana yolların dışında tali yollar bir felaket. Ya belediye ekipleri yeterli sayıda personel ve araca sahip değil, ya da kara müdahale konusunda geç davranıldı, insanlar işlerine kimi zaman yürüyerek gitmek zorunda kaldılar.


Yine toplu taşıma araçlarının aksaması, işine gitme çabasındaki yüzlerce insanı da lapa lapa yağan kar altında dondururken, Çarşamba Pazarı'nda ise resimlerden de göreceğiniz üzere durum hiç de parlak değildi. Evet son yılların en kara kışını yaşıyoruz. Hatta Gölcük uzun yıllar sonra ilk defa eksinin altına düşen bir derece ile buluştu. Resmen donduk. Bütün bunlara rağmen olumsuz şartlara rağmen ilçemizde ki karın zararının en aza indirgenmesi konusunda çaba sarf eden personeli, kar temizleyenleri, yolları açanları kutlamak isterim. Onlar ellerinden geleni yaptılar ancak bütün bu çabaların yetersizliğini de vurgulamak bizim görevimiz. Dün Beşiktaş Belediyesi örneğini vermiştim. Anlaşılıyor ki iyi örnekleri kendimize rehber edinmeme de titiz davranıyoruz.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.