Kanepenin sağlam tarafını paylaşmak...

[-]Normal[+]

"Mersin / Mut'un bir dağ köyünde dostlarla birlikte gezerken, yaşlı bir karı kocayı gördüm. Baktım bir kanepenin üzerinde oturuyorlar. İyice yaklaştığımda
tezekten yapılmış evlerinin bahçesinde oturdukları kanepenin bir tarafının
tamamen kırık olduğunu, kanepenin sağlam tarafına sıkışarak oturduklarını
ve sohbet ettiklerini anladım.

Yüzlerinde bir tebessüm vardı. Kanepenin bir tarafı tamamen kırılmıştı. Evin halinden ve karı kocanın kılık kıyafetinden maddi durumlarının hiç iyi olmadığı ve yeni bir kanepe alacak güçlerinin bulunmadığı hemen anlaşılıyordu.

Selamlaştıktan sonra, "Kanepe kırılmış!" dedim. Yaşlı adam büyük bir
bilgelikle cevap verdi: "Biz de sağlam tarafına oturuyoruz... Yetiyor bize..." Kadın da tamamladı: "He ya, yetiyor bize. Bak ne güzel oturuyoruz!"

Sevdiğimin elini daha sıkı sıkı tuttum... Öyle ya, aşk, bu kanepe neden kırık, neden yeni bir kanepe almıyoruz diye dırdır etmek, şikâyet etmek yerine, "kanepenin sağlam tarafını paylaşmak" değil midir?

Ve işte ekte yer alan bu fotoğrafı büyüterek evimin en görünür yerine astım..."

Okuduğunuz bu satırlar bir arkadaşımdan geldi; ona kimden geldi, kendi başından mı böyle bir olay geçti bilmiyorum. Sormak için bile vakit kaybetmeden hemen sizlerle paylaşmak istedim.

 

"Bu sözü çok sevdim" notu: "Cehalet çirkefleştirir insanları... Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var... Lakin bir lafa bakarım laf   mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye..."

 

Aşk hastası mısınız?

Aşağıdaki 40 sorudan 10 tanesine "Evet" cevabını veriyorsanız, büyük ihtimalle aşk hastalığına yakalandınız demektir.

  1. Söz konusu ilişki olunca çok talep karsınız.
  2. Çok çabuk ve kolay âşık olursunuz.
  3. Âşık olduğunuz zaman, kendinizi hayal kurmaktan alamazsınız.
  4. Çok yalnız olduğunuzu hissettiğiniz ve artık çaresizce bir partner istediğiniz zamanlarda, standartlarınızı düşürüp, hak ettiğinizden daha azına razı olabilirsiniz.
  5. Bir ilişki yaşarken, alttan alan taraf hep siz olursunuz.
  6. Asla bağlanmayacak gibi duran tiplerle, bir kereden daha fazla, ilişki yaşadınız. Ve karşınızdakinin eninde sonunda değişeceğini umdunuz...
  7. Birisine bağlandığınız zaman, onu bırakmak sizin için hiç kolay olmaz.
  8. Birisinin çekimine kapıldığınızda, onun size iyi gelmeyeceğini gösteren tüm işaretleri göz ardı edersiniz.
  9. Bir partner seçmek istediğiniz zaman, ilk görüşte olan çekim sizin için her şeyden daha önemli. Zaman içinde âşık olmak size çekici gelmiyor ve bu seçeneği ciddiye bile almıyorsunuz.
  10. Âşık olduğunuzda, güvenilemeyecek insanlara güveniyorsunuz. Aşk ilişkilerinin dışında, insanlara güvenme sorunu yaşıyorsunuz.
  11. Bir ilişki bittiğinde, hayatınızın da bittiğini düşünüyorsunuz. Başarısız bir ilişkinin ardından intiharı düşündüğünüz birkaç sefer olmuştur.
  12. İlişkinizin sürmesi için, üstünüze, sizin payınıza düşenden fazla sorumluluk alıyorsunuz.
  13. Sizi hayatta, sadece aşk ve ilişkiler ilgilendiriyor.
  14. Bazı ilişkilerinizde âşık olana sadece sizdiniz.
  15. Âşık değilseniz veya ilişki yaşamıyorsanız, yalnızlık sizin için katlanılmaz.
  16. Yalnız kalmaya dayanamıyorsunuz. Kendi başınıza olmak size sıkıcı geliyor.
  17. Birkaç defa, sadece yalnız kalmamak için yanlış insanlarla birlikte olmaya razı oldunuz.
  18. Sevecek birini bulamamak düşüncesi sizi çok rahatsız ediyor.
  19. Bir ilişki yaşamıyorsanız hayatınız aksıyor. Gündelik hayatın akışına ayak uydurmak da zorlanıyorsunuz.
  20. Âşıksanız veya sevgiliniz sizi terk etmekle tehdit ediyorsa, "Hayır" diyemiyorsunuz.
  21. Sevgilinizin, olmanızı istediği kişi olmak için ne gerekiyorsa yapıyorsunuz. Kendi isteklerinizden, ihtiyaçlarınızdan ve değerinizden, sırf onu memnun etmek için vazgeçmeye hazırsınız.
  22. Âşıksanız, sadece görmek istediğinizi görüyorsunuz. Endişeden uzak kalmak ve hayallerinizi beslemek için gerçeği çarpıtabiliyorsunuz.
  23. İlişkilerdeki acıya katlanmak için yeterince güçlü değilsiniz. Ayrılık endişesi yaşamaktansa, ilişkinin içinde görmemezlikten gelinme, aldatılma, depresyon gibi olumsuzluklara katlanmaya razısınız.
  24. Birkaç defa, ilişkide olduğunuz kişiyi öyle yücelttiniz ki, ilişki bittikten çok sonra onun, sizin gördüğünüzden tamamen farklı olduğunu anladınız.
  25. Romantizmi çok seviyorsunuz. Sırf bu amaç için, birlikte olduğunuz kişiyi aldattığınız da olmuştur.
  26. Sizi sömüren biriyle birlikte olmaya devam edebilirsiniz.
  27. Bekâr veya yalnız olmasa da, sevdiğiniz biriyle ilgili fanteziler kurmak, size uygun birini bulmaktan daha değerli.
  28. Terk edilme korkusu sizi mahvediyor. En küçük bir reddedilme bile hemen terk edileceğiniz hissine sebep oluyor ve korkunç hissediyorsunuz.
  29. Sizi reddeden kişilerin peşinden koşmaya ve onların fikirlerini değiştirmeye çalışmaya devam ediyorsunuz.
  30. Âşık olduğunuz zaman, fazlasıyla sahiplenici ve kıskançsınız.
  31. Birkaç defa, ilişkiniz yüzünden ailenizi ve arkadaşlarınızı boşladınız.
  32. Âşıksanız, kendi nabzınızı hiç kontrol etmezsiniz. Varlığınız, ilişkinin varlığına armağan olsun.
  33. Âşık olduğunuz kişinin her şeyiyle ilgilenirsiniz.
  34. Âşık olduğunuz kişiyi bir dedektif gibi kontrol edersiniz.
  35. Âşık olduğunuz kişi, bir başka ilişki yaşıyor olsa bile, onu takip ve kontrol etmeye devam edersiniz.
  36. Eğer bir aşk üçgeninin içinde kalmışsanız, bırakıp gitmezsiniz. Ne de olsa, aşkta ve savaşta her şey mubah.
  37. Sizin için en önemli şey aşk.
  38. Bir ilişkiniz olmasa bile, sürekli aşk hakkında düşünürsünüz. Hayallerinizi ya eski sevgiliniz ya da henüz tanışmadığınız mükemmel aşkınız süsler.
  39. Kendinizi bildiniz bileli, aşk ve romantik fanteziler beyninizin büyük bölümünü işgal ediyor.
  40. Âşık olduğunuz zaman, transa girmiş veya büyülenmiş gibi, güçsüz ve kontrolsüz hissediyorsunuz. Akıllıca seçim yapma gücünüzü de kaybediyorsunuz.

 

"Kolesterol, iki şişe soda içilerek ayarlanabilen bir gaz durumudur!"

Gülümsemeniz dileği ile bir yazıyı paylaşıyorum sizlerle. Bu arada, buna inanan ve büyük komplo diyenlerin sayısının da küçümsenmeyecek boyutta olduğunu hatırlatayım ki, bence asıl bu duruma güleceğiz sanırım.

İstanbul Şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır.

"Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolesterol yaptığı palavradır. Kolesterol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin!

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk sabuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo - kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acayip zerzevat ile acayip mahlûkatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"

 

Aklımda kalanlar...

"... Bundan sonraki karılarınla ilişkilerin konusunda sana bir tavsiyede bulunayım. Kendini onların yerine koymayı öğrenmen lazım..."

Frédéric BEIGBEDER - Aşkın Ömrü Üç Yıldır!

 

Unutmayın!

  • 26 Ocak Pazartesi, Dünya Gümrük Günü
  • 27 Ocak Salı, Sefer: 1430
  • 28 Ocak Çarşamba, Ayandon Fırtınası
  • 30 Ocak Cuma, Erbain'in sonu, fırtına
  • 31 Ocak Cumartesi, Hamsin'in başlangıcı, fırtına
  • 1 Şubat Pazar, fırtına

 

 

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.