"Mersin / Mut'un bir dağ köyünde dostlarla birlikte gezerken, yaşlı bir karı kocayı gördüm. Baktım bir kanepenin üzerinde oturuyorlar. İyice yaklaştığımda
tezekten yapılmış evlerinin bahçesinde oturdukları kanepenin bir tarafının
tamamen kırık olduğunu, kanepenin sağlam tarafına sıkışarak oturduklarını
ve sohbet ettiklerini anladım.
Yüzlerinde bir tebessüm vardı. Kanepenin bir tarafı tamamen kırılmıştı. Evin halinden ve karı kocanın kılık kıyafetinden maddi durumlarının hiç iyi olmadığı ve yeni bir kanepe alacak güçlerinin bulunmadığı hemen anlaşılıyordu.
Selamlaştıktan sonra, "Kanepe kırılmış!" dedim. Yaşlı adam büyük bir
bilgelikle cevap verdi: "Biz de sağlam tarafına oturuyoruz... Yetiyor bize..." Kadın da tamamladı: "He ya, yetiyor bize. Bak ne güzel oturuyoruz!"
Sevdiğimin elini daha sıkı sıkı tuttum... Öyle ya, aşk, bu kanepe neden kırık, neden yeni bir kanepe almıyoruz diye dırdır etmek, şikâyet etmek yerine, "kanepenin sağlam tarafını paylaşmak" değil midir?
Ve işte ekte yer alan bu fotoğrafı büyüterek evimin en görünür yerine astım..."
Okuduğunuz bu satırlar bir arkadaşımdan geldi; ona kimden geldi, kendi başından mı böyle bir olay geçti bilmiyorum. Sormak için bile vakit kaybetmeden hemen sizlerle paylaşmak istedim.
"Bu sözü çok sevdim" notu: "Cehalet çirkefleştirir insanları... Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var... Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye..."
Aşağıdaki 40 sorudan 10 tanesine "Evet" cevabını veriyorsanız, büyük ihtimalle aşk hastalığına yakalandınız demektir.
Gülümsemeniz dileği ile bir yazıyı paylaşıyorum sizlerle. Bu arada, buna inanan ve büyük komplo diyenlerin sayısının da küçümsenmeyecek boyutta olduğunu hatırlatayım ki, bence asıl bu duruma güleceğiz sanırım.
İstanbul Şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır.
"Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.
İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolesterol yaptığı palavradır. Kolesterol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin!
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk sabuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo - kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acayip zerzevat ile acayip mahlûkatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"
"... Bundan sonraki karılarınla ilişkilerin konusunda sana bir tavsiyede bulunayım. Kendini onların yerine koymayı öğrenmen lazım..."
Frédéric BEIGBEDER - Aşkın Ömrü Üç Yıldır!
Bu yazı Gündem bölümü’nde 26.01.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
kanepe,
aşk,
dürüm,
çin mutfağı,
kebap,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.