Diplomasi manevraları

[-]Normal[+]

Birileri her zaman kendini kurtarmak için önemli manevralar yapar. Kimi başarılı olur, kimi kendi manevrasında alabora olur, kaybolur gider.

Akıllı insanlar akıllı davranır, kimileri ise kendi acizliği içinde küçüldükçe küçülür. Mesela günümüz siyasetinden örnek verelim. Başbakan Davos'ta harika bir çıkış yaptı. Öyle bir manevra yaptı ki, dünyanın dikkatini üzerine çekip yurt içinde de seçim öncesi büyük puan topladı, sıkıntı içindeki partisine ve partisinin adaylarına güç kattı.

Yani Sayın Başbakan  önemli bir diplomasi atağı yaptı. Bunu da tam zamanına denk getirdi. Yaptıklarına kimileri kızdı, kimileri güldü. Başbakan önemli bir atak ve manevra yaptı. Kutlamak gerek, kutlamamak elde değil. Yıllarca insanların beklediği, hayal ettiği bir Başbakan ortaya çıktı ama seçim öncesi... Yine de hiç olmamasından iyidir. Bu diplomasi atağı ile rakiplerini ezdi geçti. Kimi rakibi hareketi olumlu bulurken, en büyük rakibi önce kızdı, sonra takdir etti. İşte bu da diplomasi hatası.

Bazı insanlar kendi yapamadıklarını başkaları yapınca kendine yediremez, hatalarını başkalarına yükleyip iftiralarla yoluna devam etmek ister ama kimileri aklınya, bilgisi ve tecrübesiyle tüm sıkıntılara delikanlı gibi göğüs gerer. Siyasiler gibi yöneticiler de aynı sıkıntı içinde ayakta kalmaya çalışırlar. Kimi başarır, kimi başaramaz.

Her zaman akıllı düşünmek, düşündüğünün doğru olduğuna inandığı şeyleri yapmak insanlara çok şey kazandırır, düşüncesizce hareketler sonuçta sıkıntı getirip insanı rezil eder. Konuşurken, hareket ederken, bir eylem gerçekleştirirken insanın her zaman dürüst ve akıllı davranması lazım, aynı zamanda da manevralarını iyi yapması gerek. Tıpkı bizim avda kaybolan köpek gibi olmak gerek.

Dün değerli arkadaşlarımdan biri harika bir hikaye göndermiş. Tam örnek alınacak hikaye, inşallah beğenirsiniz.

Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor. "Şimdi başım dertte" diye düşünmüş minik köpek.

Etrafına bakmış, yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yöne çevirerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş; "Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?" Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış. "Tam zamanında kurtardım, yoksa bu köpeğe yem olacaktım" diye düşünmüş leopar.

Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış. Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna: "Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım" demiş. Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.
"Şimdi ne yapacağım" diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş. Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmuş; "Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok!" demiş.

Bunu duyan Leopar ihanet eden maymunu yemiş.

Diploması böyle bir şey işte:
*Hızlı düşün,
*Sakin ol,
*Güçlü görün

 

Günün sözü: Değer verdiğin insan sana değer vermiyorsa, bırak kendi değeriyle kalsın.

 

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.