"Bütün ümidim gençliktedir."
"Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz."
"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyet'e inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır."
"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere, yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yükselme idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekle bahtiyar olacağız."
"Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnum ve mesudum."
"Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Bunlar Ata'mızın bizlere yani gençliğe söylediği sözlerinden birkaç tanesi.
Atamız Cumhuriyet'i çok büyük zorluklar içerisinde kurup bize yani gençlere emanet etmiş ve her sözüyle her cümlesiyle O'nu bize emanet ettiğini onu yaşatmamız ve yükseltmemiz gerektiğini bize söylemiştir.
Peki, biz gençler sürekli Atam izindeyiz derken. Sahiden Atamızın izinde miyiz? Onun bize emanet ettiği Vatanı, Cumhuriyeti hakkıyla koruyabiliyor muyuz?
Yoksa bu hakkı da mı bizim elimizde aldılar. Emanetimizi koruma ve yüceltme görevimizi icra etme hakkımızda mı yok artık. Yoksa bilerek ve isteyerek mi bu güzel görevden vazgeçtik.
Eğer biz hala bu göreve sahip çıkabiliyor olsaydık. Şu anda bu durumda olur muyduk? Cumhuriyet karşıtı insanlar bu kadar seslerini çıkartıyor olabilirler miydi? Eğer sahip çıkabilseydik hakkıyla Cumhuriyete ve Atamızın emanetlerine Anadolu'nun kanlarla sulanmış toprakları yabancı milletlere yok pahasına satılır mıydı? Şeriat isteyen bunca insan hala bu kadar seslerini yükseltebilir miydi? Kadına özgürlük tanıyan Atatürk'ten sonra eğer sahip çıkabilseydik Cumhuriyet'e kadını yine kapalı kapılar ardına sokmak isteyenler bu kadar rahat seslerini yükseltebilir miydi?
Türkiye'yi parçalamak isteyenler bu kadar özgür olup. Atanın meclisinde var olabilir miydi? Vatanı korumak için onlarca askerin kanı akar mıydı yine. Onlarca, yüzlerce şehit annesi gözyaşı döker miydi yitip giden evlanın ardından.
Eğer Cumhuriyet Atamızın düşüncelerinde ve amaçları doğrultusunda yürütülebilseydi. Biz gençler gelecekten bu kadar ümitsiz olur muyduk? Egemenlik kayıtsız şartsız milletinken, başka milletlerin egemenlikleri altına girmek için bu kadar çaba sarf eder miydik?
Bu yaşananlar acaba Atatürk'ün bize söylediklerinin gerçek anlamımı, yoksa biz mi böylemi anlamışız ya da bize mi böyle öğretmişler. Yoksa bizde sesini yükseltmekten, Cumhuriyet'i korumaktan aciz korkak insanlar mı olduk. Yoksa gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı, temel ihtiyaçları giderme telaşı bize asıl yapmamız gereken görevleri unutuyor mu?
Ama yinede Bu Türkiye, bu Anadolu toprakları, bu Cumhuriyet bizimdir. Bize emanet edilmiştir. Onu yaşatmak, ne pahasına olursa olsun korumak bizim görevimizdir. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kanda mevcuttur. Gün gelecek bizde emanet aldığımız Cumhuriyet'i bizden sonraki nesillere devir edeceğiz. Onlara Atatürk'ün yüceliğini ve Cumhuriyet'in önemini anlatarak devretmeliyiz ki. Onlar kendilerine verilen emaneti hakkıyla koruyabilsinler. Göğüslerini gere, gere, korkamadan söyleyebilsinler
Ne Mutlu Türk'üm diyene
Bu yazı Gündem bölümü’nde 08.12.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
cumhuriyet,
atatürk,
ulus,
millet,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.