Bizim mesleğimizde de zaman zaman üzülerek yaptığımız ve haberi yaparken de ellerimizin titrediği anlar olur. Bunlardan bir tanesini geçen cumartesi günü yaşadım. Cumartesi günleri benim normalde izin günümdür. Ama önemli bir haber olduğunda ya da gerçekten gitmem gereken bir haber varsa, izin mizin dinlemem, o haberi yapmak için giderim. İşte aynen böyle oldu cumartesi günü. Tam kahvaltıya hazırlanırken acı bir haber ile oldukça sarsıldım.
***
Telefonum acı acı çalmaya başladı. Karşımaki ses Sibel Coşkın'un dün gece geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini söyleyince, adeta kaynar sular başımdan aşağıya döküldü. İnanasım gelmedi. Apar topar evden çıkarak, cenaze töreninin yapıldığı Emniyet Müdürlüğüne geldim. Cumartesi günü hatırlayanlar bilecektir. Adeta gökyüzü delinmiş, bardaktan boşanırcasına bir yağmur vardı. Üzüntümü içime atıp, işimi yapmaya koyuldum.
***
Ama hemen önümde duran Sibel Komiserin naaşı, işimi yapmamı engelliyordu. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Çünkü henüz Gölcük Haber Gazetesi'nde çalışmaya başlayalı 45 gün olmuştu. Ve bu 45 günlük süre içinde çok az tanıma fırsatı bulduğum Sibel Komiser'in vefatı beni de çok derinden etkiledi. Tören alanında Sibel Komiser'in ailesini, emniyet mensuplarının üzüntüsü görünce, benimde üzüntüm ikiye katlandı. Çünkü ben de bu ölümü Sibel Komiser'e hiç yakıştıramadım.
***
Sibel Coşkun'un ölümü, hiç kuşku yok ki, Gölcük İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne kor gibi düştü. Başından sonuna kadar izlediğim cenaze töreninde, Sibel Komiser'in melektaşlarında ki üzüntü yürek dağlayan cinstendi. 40 yaşında hayata veda eden Sibel Komiser meslek yaşamı boyunca, hep trafik kazalarına karşı mücadele vermiş bir polis memuru olarak görev yapmış. Ama kendisini elim bir trafik kazası sonucunda kaybetmemiz, olayı biraz daha dramatikleştiriyor.
***
Sibel Komiserin cenazesinde gözüm sürekli olarak, İlçe Emniyet Müdürümüz İsa Bişiren ve eşi Gürsel Bişiren'deydi. İsa bey metanetini korurken, eşi Gürsel Bişiren ise adeta ağlamaktan gözleri şişmiş vaziyetteydi ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Diğer meslektaşları ve özelliklede bayan meslektaşları, Sibel Komiser için ağlıyordu. Sibel Komiser için, tören alanın yerini alan herkes, bu zamansız ölüme üzülüyordu. Kısaca emniyetin bahçesinde tam bir duygu seli yaşandı.
***
Olmadı be Sibel Komiserim, hem de hiç olmadı. Bizi böyle bırakıp gitmek. Ben bu ölümü sana hiç yakıştıramadım ve konduramadım Sibel Komiserim. Ama Allahın Takdiri İlahisi böyleymiş, yapacak da fazla bir şey yok. Ecel geldimi başa, baş ağrısı bahane demişler. Ne desek boş, ne yazsak yalan. Giden geri gelmiyor. Ben de Sibel Komiserime Allahtan rahmet, kederli ailesine ve emniyet teşkilatına baş sağlığı diliyorum. Acımız büyük, hem de çok büyük. Hepimizin başı sağolsun.
Nur içinde yat Sibel Komiserim. Mekanın Cennet olsun.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 15.02.2010 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
sibel komiser,
emniyet müdürlüğü,
sibel coşkun,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.