Küçücük çocuklar ellerinde kocaman taşlarla polise niçin saldırır diye düşünür ve onlar adına üzülürdüm. İçlerinde mini mini birlerden çalışkan ikilere kadar ağızları süt kokan bebeler de görünce tuhaflaşır, hatta gözlerim dolardı.
Niçin ana kucağından yeni inmiş bu yavrular kalem değil de taş tutuyordu? Neden öğretmenlerine çiçek yerine asker ve polise taş atıyorlar diye düşünür de düşünürdüm. Ve televizyon ekranlarında onların içler acısı halini görünce de diğer çocuklara kötü örnek oluyor duygularına kapılır, korkularım daha da artardı. Neticede bunlar çocuk. Kavgada, hele hele devlete karşı kavgada ne işleri var? İşte bütün bu soruların cevabını önceki gün televizyon ekranlarından öğrenince endişelerim ve korkularım daha da arttı. İçim ürperdi, müthiş bir dehşete kapıldım. Televizyonda o çocukları seyrederken önce rüya zannedip başımdan aşağıya bir bardak soğuk su döktüm ki bu kötü bir rüyaysa kendime geleyim diye, meğerse değil. Sahiden gördüklerim sahici.
Bakın ellerinde oyuncak silahlarla zafer işaretleri yapıyorlar. Kendileriyle röportaj yapan televizyon muhabirinin "Oyuncak dahi olsa ellerinizdeki bu silahlarla ne yapıyorsunuz?" sorusuna, "Gerillaları karşılamaya geldik" cevabını veriyorlardı. "Gerillalar" diye söyledikleri, PKK militanları. Büyük bir coşkuyla onları karşılamaya geldiklerini anlatıyorlar. Yine muhabirin "Bu silahları kime karşı kullanacaksınız?" sorusuna ise "Askere ve polise" diye cevap veriyorlar. Sonra yine konuşmaya devam ediyor; kendilerini gerillaların koruduğunu, onlar sayesinde yaşadıklarını söylüyorlar. Minicik bedenleri bir anda büyük teröristlerin söyleyeceği sözler olan o korkunç cümleleri çıkarıyor. Türk askerinin ve polisinin, eğer gerillaları olmasa kendilerini öldüreceğini ifade ediyorlar. Yani devlete karşı düpedüz kin ve nefretle yetiştirilmişler. Ağa babalarının dediği gibi eli kanlı hain teröristlere "gerilla", Türk askerine de "Erdoğan'ın Askeri" diyorlar. İşte orasını çok iyi bilmedikleri belli.
Onlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni koruyan Türk askerleridir. Dolayısıyla o Mehmetçik kendilerine taş atan çocukları da korumaktadır. Hain teröristler çocukların ellerine bugün taş verip onları kullanıyorsa, yarın silah verip kendi hain emelleri doğrultusunda o çocukları ölüme yollayıp hayatlarıyla oynayacaktır. Aslında o çocuklar Türk askerinin ve kahraman güvenlik güçlerinin hain teröristlere karşı, onları istismar edenlere karşı kendilerini de koruduklarının hiç farkında değiller. Öyle bir beyinle yıkanmış, ruhları öyle kötü karartılmış ki, vatan hainini melek, vatanı koruyanı şeytan olarak görüyorlar. İşte bu gidiş iyi değil.
Televizyon ekranlarında gördüğümüz manzara zaman zaman oralara gidip buraya dönen eş ve dostlar tarafından anlatılırdı da biz abartılı bulurduk. Televizyon ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı kin ve nefretle yetiştirilen o zavallı çocukları gördükten sonra eşin dostun bize anlattıklarını bırakın abartılı bulmayı, süzgeçten geçirerek anlattıklarını anladım. O nasıl bir manzara ve minicik ağızlarda o nasıl sözler öyle? Memleketin bir parçası sanki kopmuş gidiyor gibi. Bu kopuş tabiî ki sınır olarak mümkün değil. O çocukların ağa babaları her ne kadar PKK bayrakları açıp bebek katili Apo'ya övgüler yağdırsalar da, Kürdistan diye başlayan cümleler kursalar da, bu sadece hayalden öteye geçemez. İnsanlar hayal kurmakta ve istedikleri rüyayı görmekte serbesttir. Ancak hayali gerçeklerştirmek için 73 milyonu bertaraf etmek gerekir ki, tarih bunu hiç yazmamıştır ve bundan böyle de milyonların kanı aksa da yazmayacaktır.
Büyük Önder Atatürk'ün "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Sözünü gaflet ve delalet uykusunda kalmakta devam edenlere hatırlatmak isterim. Ve bu hainlere Akif'in şu sözleriyle bir gönderme daha yapalım: "Sahipsiz olan bir vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
İşte bu vatanın sahibi vardır. Misak-i Milli sınırları içersinde yaşayan 73 milyon vatan evladı bu vatanın sahibidir. Ancak minicik çocukları hain emelleri için kullanıp onların hayatlarını da köreltenlere karşı Türkiye'nin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle topyekün bir savaş vermesi gerektiğine inanıyorum ve bunun sonunda galip gelecek olanın da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu çok iyi biliyorum. Bu ülkeyi, bu aziz vatan topraklarını kimse bize bağışlamadı. Bu topraklar ağır bedeller ödenerek hür ve bağımsız bir vatan haline geldi. Bak ne diyor yine şair: "Atalardan emanettir bize bu vatan. Bastığın yerleri tanı, altında Türk'tür yatan"
İşte bu ülkede bir sorun varsa hepimizindir. Dolayısıyla sorumluluk da hepimizindir. Belli ki Türkiye üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Ağa babaları dışta, taşaranları içimizde kötü bir senaryoyu sergileme amacındalar, aktörler de kötü. Millete kin ve nefret hissinden başka bir şey vermiyorlar. Bak bir PKK ve DTP şovuna dönen 34 PKK'lının dönüşünden sonra gaziler övünç madalyalarını geri attılar, protez el ve ayaklarını sokaklara fırlattılar. Şehit anaları, "Madem onlar kahramanlar gibi karşılanacaktı bizim de vatan sağ olsun diyerek şehit olan çocuklarımızı geri versin" diyorlar. Madalyaları geri iade ediyorlar. O şehitlerin de çocukları var, o çocuklar da babalarını, ağbeylerini şehit eden hain teröristlere, bölücü eşkiyalara gerilla diyen çocuklara karşı kin ve nefret duyuyorlar. Şehit çocuklarına, gazi çocuklarına ne cevap vereceksiniz? Onlar da oyuncak silahları ellerine alıp bizim savaşımız da babalarımızı şehit eden o hainlere gerilla deyip kahraman gözüyle bakan çocuklardır, deseler ne yapacaksınız?
Bu işin şakasının olmadığını durumun vehametinin hangi boyutlara ulaştığını televizyon ekranlarında önceki akşam bir kez daha izledik ve gördük. Küçücük bir zümre zafer naraları atarken 73 milyonun sabrı taşmak üzere. Zaten o hainlerin de istedikleri bu. Ülkeyi bir kaos ortamına sürükleyip iç savaş çıkartmak. Yine ateşe atıp önümüze yollayacakları ellerindeki tahta silahlarla gösteri yapan minicik çocuklar.
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.