Siyasette gerginlik "Yüksek gerilim" demektir.Gere gere teli kopartırsınız ve bütün çabalarınız da boşa gider. Hani halat çekme yarışında her iki taraf birbirini çizginin kendi tarafına doğru çekmeye çalışır da, eğer halat koparsa ipe sarılanlar kendini yerde bulurlar.
İşte yüksek gerilim de böyle bir şeydir.
Mutlaka çarpar ve bu çarpma elektrik çarpmasına da benzemez.
Aslında siyasetin en önemli nezaket kaynağı olmasını ömrüm boyunca arzulamışımdır.
Kırk yıllık evli olmalarına rağmen birbirlerine "SİZ" diye hitap eden çiftlere bayılırım. Rahmetli amcam eşine "Berra Hanım" diye hitap eder ve "Oğuz Bey" karşılığını bulurdu. Ne kadar naif ve mükemmel bir aile ortamı vardı bizimkilerin evlilik yapısında.
Siyasette de güya liderler veya siyasiler birbirlerine "Sayın" diye başlasalar da, lafın gerisini "Şerefsiz" diye getirdiklerinden bir türlü özlediğimiz aile tablosunu bize yansıtamıyorlar.
Halbuki bu millet benim verdiğim örnek gibi yaşıyor.
İlle de "Hanım" veya "Bey" demek gerekmiyor.
Anadolu'da insanların kocalarına "Efendi" diye hitap ettiklerini çok iyi bilirim.
Anadolu dilinde "Bey"in karşılığıdır "Efendi" hitabı.
Beyler de eşlerine "Hatun" diye hitap ederler.
Yani Anadolu'da da olsa, Batı'da da olsa aile yapısı içerisinde eşlerin birbirine karşı olan duyguları her zaman samimi olmuştur.
Mesela; Mehmet Ali Erbil'in "Çarkıfelek" programında Anadolu'nun çeşitli yerlerine yapılan bağlantılarda yaşlı hanımların eşlerinden bahsederken "Başımızın tatlı belaları" dediklerini büyük bir keyifle duyuyorum.
Beyler de aynen hanımlarına karşı müthiş bir sevgi ve saygı duruşu içerisindeler.
İşte bizim halkımız buyken, siyasilerin sırf kendi ikballeri adına seçim meydanlarında dozunu hergün biraz daha arttıran ve artık toplumda ayrışmalara kadar varacak üsluplar bu büyük coğrafyada bizleri rahatsız etmektedir.
Bu millet asil, ali cenap ve şerefli bir millettir.
Maksadını aşıp, ağızlardan dökülen "Şerefsiz" adlandırmalarını hiç bir zaman kabul etmiyoruz.
Ve 73 milyon yurttaş adına beklentimizin siyasetin zarif ve centilmen insanlar tarafından yapılması gereken en önemli hizmet aracı olduğunu ifade ediyorum.
Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek ve yarının Türkiye'sini yönetecek gençlerimizin, siyasilerin seçim meydanlarındaki bu üsluplarının Onlar üzerinde ne kadar büyük bir olumsuz etki yaratacağını da görmelerini istiyorum.
Hepimiz biliyoruz ki, İmam bilmem ne yaparsa, cemaat daha beterini yapar.
Ee şimdi size sorarım "Bizim İmam'ların cemaate örnek olacak halleri var mı?" Eğer yoksa kabahat cematte mi, yoksa O İmamlarda mı?
Milletimizin yaşantısından çok önemli bir örneği sizlere arz ediyorum.
Gencecik bir kız, geçirdiği kaza sonucu yürüyemiyor.
Eski sağlığına kavuşması için ameliyat olması gerekiyor.
Ee malum, ameliyatta bedava değil.
Önemli bir mebla gerekiyor. İşte bu sırada O kızın ailesine yakın bir taksi durağı var.
Herkes bu bizim taksinin tüm şoförlerni ve diğer çalışanlarını çok iyi biliyor.
Bizim taksi bu güzel kız için aralarında para topluyor.
Ayrıca taksi durağındaki bir bayan şoför kazandığı ödülü de bu kızın tedavisi için veriyor.
Ve neticede O güzel kız ameliyat olup, sağlığına kavuşuyor ve yürüyerek bizim taksi durağına gelerek herkese teşekkür ediyor.
İşte bizim milletimiz bu. Mayamız da bu, yapımız da bu, aslımız da bu, neslimiz de bu.
Peki "Bizim bu yapımıza uygun mu siyasilerin üslupları?" Diye kendi kendinize sorun ve yukarıdaki sorunun da cevabını kendiliğinden verin.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 26.08.2010 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
insanlar,
anadolu,
olaylar,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.