Onuru sel aldı…

[-]Normal[+]

Yitip gidenlerden daha çok onlar kurcalıyor beynimi günlerdir.

Gencecik yaşta hayatını kaybedenlere, yılların birikimiyle yaptıkları yuvaları gözlerinin önünde yok olup gidenlere, eşini, annesini, babasını, kardeşini, komşusunu, çalışma arkadaşını sele verenlere karşı bile tepki yok yüreğimde... Dondum kaldım... Boğazımda bir düğüm... Öylece bakıyorum; tepkisiz, donuk...

Sonra yine aynı görüntüler geliyor gözümün önüne ve sanki biraz önce mat mat, boş boş bakan ben değilmişim gibi yükseliyor sesim.

Birkaç parça tabak-çanak için, kendisine çeyiz(!) yapacağı üç-beş kase için sel suyunun içinde çılgın gibi koşturanlar... Oysa günahından çok ayıptı aç olmak; aç gözükmek... Deprem döneminde kurulan aş çadırlarının kapısından içeriye giremeyenleri tanıyorum ben; tok olduğu için değil, utandığı için... Kaldı ki burada bahsedilen ne bir somon ekmek, ne de bir bardak su... Yemek takımı, plazma televizyon ve ütü insanoğlunun onurunu elinin tersiyle itip peşinden koştuğu...

Yazık... Oysa evini barkını, işini gücünü sel sularına kaptıranlardan daha çok bu insanların kayıpları... Hepsi geri gelir de, onur kaybetmek, gururundan olmak az şey mi?...

Yine gözlerim doldu...

Bayram'da da size yazamayacağım; çünkü Pazartesi Ramazan Bayramı'nın ikinci gününü kutluyor olacağız ve büyük ihtimalle ben de ailemle olmanın tadını çıkartacağım...

Siz de ailenizle olun... Dünyanın en lüks otelinde tatil yapıyor bile olsanız, güzel bir kahvaltıdan sonra ellerini öptüğünüz anne-babanızla birlikte içtiğiniz bol köpüklü bir kahve sohbetinden daha fazla keyif almayacaksınız çünkü...

Şimdiden iyi bayramlar diliyorum hepinize...

 

Süper yiyecekler saati...

Sağlığımıza önem veren insanlar olarak, dengeli beslenmenin önemini anlamış durumdayız. Sağlıklı yiyecekleri günün doğru saatlerinde tüketmek, faydalarını maksimum kılacaktır. Bunu sağlamak için süper yiyecekler saati tam size göre...

09:00-Nar... İçerdiği yüksek orandaki antioksidan sayesinde kan dolaşımını hızlandırarak yaşlanma etkilerini geciktirir. Günün stresinden ve serbest radikallerin size vereceği zarardan korunmak için sabahları bir avuç nar yiyin.

10:00-Mango... C vitamini açısından zengin olan mango, akşamdan kalma baş ağrınızı yatıştırır. Detoks etkisi içeren enzimleri sayesinde karaciğerin toksinleri vücudunuzdan atmasına yardımcı olur.

13:00-Brokoli... Brokolide bulunan yüksek folik asit, kısa dönem hafızanızı güçlendirerek zihninizin açılmasına yardımcı olur. Ofis toplantınızdan önce tüketerek, zinde bir beyin ve yeni fikirlerle işinize dönebilirsiniz.

16:00-Keten tohumu... Keten tohumunu probiyotik yoğurtla karıştırarak tüketin. Benzersiz bir protein karışımız alarak, vücudunuz için gerekli olan lifleri de sağlamış olacaksınız. Keten tohumu aynı zamanda, besin ve oksijenin vücudunuza dağılımını etkileyerek size enerji verir.

18:00-Somon... Ertesi gün kusursuz bir cilde sahip olmak için somonu akşam yemeğine saklayın. Somondaki omega 3 yağları cildin onarılmasını ve nemlenmesini sağlar. Zengin çinko oranıyla da bağışıklık sistemini güçlendirir.

19:00-Kuru kayısı... Akşam dışarı çıkmayı düşünüyorsanız size enerji verecektir. Aynı zamanda kan yapıcı etkisi olan kuru kayısı, seksüel güç ve istek üzerinde de olumlu etkilere sahiptir.

 

Bir bilene sormuşlar...

Sormuşlar bir bilgine, "Hayat ne?" diye...

Demiş bilgin; iki yönlü bir yol, devam eder bilinmeze. Sen görmemezlikten gelsen de vardır bir yoldaş her köşesinde. Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan, bazen de aşarsın dertleri sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.

Peki, "Sevgi nedir?" demiş biri...

Kalbine sığmayacak kadar geniş, dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz, kokusunu alamayacağın kadar uzak, hayal edemeyeceğin kadar yakın...

"Ya korku nedir?" diye atılmış diğeri...

Bir yağmur damlasındaki barut kokusu; belki de saklanılan bir hayal yontusu, ya bir miniğin haykırışı ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı.

"Peki ya umut nerededir?" diye atılmış bir umut avcısı.

Bilinmezde değildir bilirim, demiş yerini kaygılı ve tasalı. Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli, bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini.

"Peki dost kimdir?" diye sormuş biri.

Demiş, paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi.

"Hissettin mi dostluğu?" demiş diğeri.
Bilgin demiş, karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi? Dostluk dediğin tek bir ruhun iki ayrı bedende dirilmesi...

 

Aklımda kalanlar...

"...İçki içmede kullanılan ayaklı kadehler gibi yürekler. Göğüslerden çıkarılıp alınabilir ve içki içmede kullanılmak üzere başkalarına sunulabilir. Yüreğini çıkarıp bir başkasına rehin bırakabilir insan, bunun için yüreği rehin bırakacağı kimsenin göğsüne yerleştirir. Seven bir kimse, göğsünde yabancı bir yürekle dolaşıp durur ortalıkta. Ölen bir kimse, bir başkasının yüreğini de alıp kendisiyle mezara götürür; kendi yüreği ise, yüreğini alıp götürdüğü kimsede yaşamasını sürdürür..."

Elias CANETTI - Marakeş'te Sesler

 

Unutmayın!

· 14 Eylül Pazartesi, Rumi Eylül 1425, fırtına

· 15 Eylül Salı, Kadir Gecesi

· 16 Eylül Çarşamba, sıcakların kırılması

· 18 Eylül Cuma, fırtına - yağmur

· 19 Eylül Cumartesi, Arife, Gaziler Günü, fırtına - yağmur

· 20 Eylül Pazar, Şeker Bayramı, Şevval: 1430, İtfaiye Haftası

 

 

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.