Polis ve biz

[-]Normal[+]

Türkiye'nin en önemli yerlerinde duran insanları senede sadece bir gün anmak haksızlık. Bahsettiklerim polislerimiz.

Eğer onlar varsa huzur ve güven var. Gece evde rahat uyumak kadar, sokaklarda rahat dolaşmak lazım. Komşuya sabah günaydın diyebilmenin huzuru güvenden geçer. İşte o güvenin adıdır Türk Polisi.

Biz zaten kapı komşusu gibiyiz. Hemen yanıbaşımızdalar. Buna rağmen biz dahi özel günlerde buluşuruz. Ama biliriz ki o polis bizim polisimizdir. O güzel insanlar ve bu değerli teşkilat huzur ve güven kapımızdır. Sokakta gezerler, selam verirsiniz. Nöbet tutarlar "hayırlı nöbetler" dersiniz. O nöbet yerindedir, siz evinizde. Bizler çorbayı çoluk çocuk yudumlarken, onlar biz soframızda ailecek huzur içerisinde yemek yiyelim diye nöbet yerlerindedir. Sabahın köründe kaza yapmadan işinize gidin diye yollardadırlar. Trafik rahat aksın ve dirlik düzen içerisinde yolculuklar sağlansın, bir kişinin dahi burnu kanamaması için sokaktadırlar. Biz arabalarımızın içerisinde yazın klimayla serinleyip kışın yine klimayla ısınıp yolculuk ederken, onlar güneşin kavurucu sıcaklığına aldırmadan kışında kar ve yağmurun içerisinde sırılsıklam olmak pahasına, hatta donmak adına hep dışarıdadırlar.

Bu güzel dostlar tüm bu olumsuzlukları kendileri yaşar da dışarıya hiçbir zaman aksettirmezler. Hani aynen şöyle bir tabir vardır "Ağlamak için göz yaşı gerekmez. Çünkü insanlar kalben de ağlarlar." Nereden bakarsanız bakın, nasıl yorumlarsanız yorumlayın Türk Polisi neşesini dışarıya aksettirip birlikte paylaşır. Mutsuzluğunu kalbine gömüp içinde yaşatır. Her zamanda dimdik ayakta kalmasını bilerek görevinin başındadır.

Şimdi yaptığı işe ve bu topluma kattığı değerlere, ülkemize verdikleri hizmetlere baktığımızda aldığı ücreti hiçbir zaman hiçbir şeyle karşılaştıramaz ve kıyaslayamazsınız. İşte bütün bu olumsuz koşullara rağmen dimdik ayakta kalmayı başaran yüce Türk Polisi kanunlarımızın güvencesi, en sıkı ve yılmaz takipçisi, kanunsuzlarında en korkulu rüyası.

Hayatlarını ortaya koyarak en önemli operasyonlara imza atarlar. Toplumu rahatsız edecek ne varsa göğüslerini siper ederek sırf bu ülke insanı rahat ve huzurlu olsun diye bizim gururumuz olmaktan ne vazgeçerler ne de yorulurlar. Her zaman görev sorumluluk ve bilinci içerisindedirler. O kurşunlanır, o şehit ve gazi olur. Ama o hep dimdik ve pürüzsüz ayaktadır. Bizim yüzümüzü hiçbir şekilde kara çıkarmaz. Alnımıza kara çaldığı görülmemiştir ama alnımız ak, başımız dik gezmemiz için gerektiğinde canını da seve seve verir.

İşte böylesine değerli ve vazgeçilmez bir kurum ve o yüce kurumun her biri pırıl pırıl fertlerinden bahsederken ben şöyle çoluk çocuk gönlünce tatil yapan hiç polis görmedim. Uludağ'da ben de yılbaşı geçirdim hatta öyle çok hoşumuza gitti ki ailece tatilimizi bir hafta daha uzattık diyenine hiç rastlamadım. En kral özel okullarda çocuklarını okutanlara rastlamadım. Yine son model arabalarla gezenleri de yoktur diyorum. En basitinden ben böyle birini hiç görmedim. O zaman eğer onlara da zaman zaman acımasızca eleştiriler yapıyorsanız şöyle bir durup düşüneceksiniz. Nasıl yaşıyorlar, hangi şartlarda çalışıyorlar, nerede oturuyorlar, ne yiyor ne içiyorlar, kendilerine ait evleri var mı yok mu, kredi kartı patlaklarından hangi ölçüde nasibini almışlar? Yani evde tencere nasıl kaynıyor? İşte bütün bunları çok iyi bilmek ve çok iyi değerlendirdikten sonra konuşmak gerekir diye düşünüyorum.

Biliyorum ki onlar yoklar arasında var olan değerli varlıklardır. Türk Polisi gerçek ve samimi duygularla söylüyorum, sevilmeye ve övülmeye layık ve bizden biridir. Gölcük'e şöyle bir baktığımızda sevgili dostum ve kardeşim İsa Bişiren yönetiminde Gölcük Polis Teşkilatı'nın tıkır tıkır işlediğini ve uyumlu bir orkestra gibi ilçemize güzel sesler aksettirdiğini görüyorum. Bunun için de Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 164. yıldönümünde bu ülke için hayatını feda eden şehit polislerimize Allah'tan rahmet, gazi olanlara şifa, aile efradlarına mutluluk ve huzur, tümüne de üstün başarılar diliyorum.

CHP'de yeni açılımlar genel seçim rüzgarını etkileyecek

Herkes şunu çok iyi biliyor ki 29 Mart yerel seçimlerinden sonra Türk siyasetinde iki yıl içerisinde yapılacak olan önemli bir genel seçim olacak. Belli olan bir tabloda var ki genel seçimlerde Türk siyaseti yeni ve önemli isimlerle buluşacak. Bunu şunun için söylüyorum mevcut partiler içerisinde yeniden yapılanma süreci olacağı gibi bu ay içerisinde yeni bir partinin de siyaset yelpazesindeki yerini alacağını göreceğiz.

İşe öncelikle Ana Muhalefet Partisi CHP'den başlayacak olursak Baykal'ın da söylediği gibi yeni dönemde Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin yönetimde olacak. Sadece onlar değil, görünen o ki yeni isimler de CHP vitrinindeki yerini alarak genel seçimlere daha güçlü hazırlanmanın planlarını yapacaklar. Sol cenahın bir başka ismi DSP'de ise yerel seçimlerde alınan neticeler çerçevesinde Zeki Sezer partinin başından ayrılıyor. Şu ana kadar başka bir isim genel başkanlık için telaffuz edilmediğine göre CHP ile yeniden bir birleşme sürecimi yaşanır, yoksa yeni başkanla yeni ufuklara mı yelken açarlar bunu hep birlikte göreceğiz.

AK Parti'nin kurucularından Abdüllatif Şener ise birkaç gün önce basına yaptığı açıklamada 20 gün içinde yeni parti hazır demişti. Aradan da bir hafta geçtiğini düşünürsek, demek ki 23 Nisan öncesi sağ cenahta ve merkez partisi olma yönünde yeni bir açılımla karşılaşacağız. Yine yerel seçimler sonrasında Saadet Partisi de oy oranını 5.2'ye çıkararak önemli bir mesafe katetti. Profesör Doktor Numan Kurtulmuş'un genel başkanlığında oylarını neredeyse ikiye katlayan Saadet Partisi de genel seçimlerde % 10 barajını aşıp parlamentoya girebileceği sinyallerini veren önemli bir parti imajını verdi.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.