Rahmetli Cavit Bekar’dan bir anektod

[-]Normal[+]

Dün Ali Yılmaz ile karşılaştığımda bana "Cenazeye gelmiyor musun?" dedi ve içim yine cız etti. "Kimin cenazesi Ali?" diye sorduğumda, "Cavit Bekar'ın hanımı" cevabını verince hem rahmetli Cavit amcaya, hem de eşine Fatiha okudum.

Gazeteye geldikten sonra cenaze namazına katılmak üzere Merkez Camii'ne gittim. Rahmetli Cavit amca Gölcük'ün en renkli esnaflarındandı. Son derece esprili, cana yakın ve dost canlısı değerli bir büyüğümüzdü. Onunla sık sık çarşı içerisindeki Belediye İş Hanı ve daha sonra Belediye binası olarak da kullanılan bina ile ilgili konuşmalar yapardık.

Zekeriya Savaş'ın Belediye Başkanlığı döneminde binanın yıkılıp, yerine yeni bir iş hanı yapılması gündeme gelmişti. Zaman zaman da mevcut binanın yıkılarak yeşil alana katılacağı ciddi ciddi söylenir, o dönemlerde biz de bu konuları haber yapardık. Cavit amca haklı olarak son derece şiddetli bir şekilde bu planlara karşı çıkardı. Bana "Şenemre evladım, bak göreceksin bu başkanlar gidecek, bu bina burada duracak" derdi.

Hiç bir zaman Gölcük'ün o önemli iş merkezinin ki, o dönemler öyle idi, yıkılmasına izin vermeyecelerini anlatır, biz de bu görüşü desteklerdik.

Cavit amcanın döneminde şimdi döner ve kebap salonu olarak kullanılan iş yeri, giyim mağazasıydı. Ben de eşim Canan'ın giysi ihtiyaçlarını Cavit amcalarının mağazasından karşılar ve bol bol sohbet ederdik.

Çarşıya ne zaman çıksam mutlaka yanına uğrar, onun lezzetli ve güzel sohbetinden kendime pay çıkarmaya çalışırım.

Ardından yine İsmail Barış döneminde de aynı konular gündeme geldiğinde, Cavit amca yine esprili bir şekilde "Evladım Nurettin, bu da gider ama bu bina burada kalır" derdi ve dediği de oldu.

Neticede Gölcük'ün ilk Belediye İş Hanı ve Belediye Sarayı şimdi tamamen ticari amaçlı iş yerleriyle dolu ve hizmetini sürdürmeye devam ediyor. Cavit amcanın dediği gibi nice belediye başkanları geldi geçti, bina dimdik ayakta. Lakin sevgili Cavit amca da ömrü vefa etmediği için O'da aramızdan ayrıldı. Dün ise, muhterem eşini Cavit amcanın yanına uğurladık. Bina ise hala yerinde duruyor.

Görünen o ki, daha nice belediye başkanlarını eskitmeye ve göndermeye devam edecek. İşte dün teyzemizin cenazesinde bunlar da aklımdan geldi geçti, sizlerle paylaşmak istedim. İnsanlar gelip geçici, eserler ve fikirler kalıcı. Onun için hiç kimse bulunduğu makam ve mevkiye bakmadan "ADAM" olmaya bakacak. Sokaklarda nice insanlar görürsünüz, üzerlerinde elbise yoktur ama içinde "İNSAN" vardır.

Ve yine nice elbiseler görürsünüz, şıkır şıkır pırıl pırıldır, lakin içlerinde insan yoktur.

Şu trafik işini ne yapsak ki?

Gerek yayası, gerek sürücüsü trafik kurallarını tersinden okuma konusunda sanki inat ediyor.

Nerede bir "Park yapılmaz" levhası varsa, o sırada yüzlerce araç görmeniz mümkün. Nerede bir "Dönülmez" levhası varsa, bazı kural tanımazların inatla dönüp kazalara davetiye çıkardığını görürsünüz. Kırmızıda geçenler, koskoca Atatürk Bulvarı'nın Donanma ışıklarında ana caddaden sola dönüş yasak olmasına rağmen inatla orada bekleyip, trafiği allak bullak eden, kendini bilmez ve terbiyesizlere sık sık rastlarsınız. Sanki kimileri trafik kurallarını tanımamakta ettikleri ısrarı "Biz kural tanımayız" türünden bir isyanla ve aymazlıkla haykırır gibi.

Yolda adam gibi gidenlerin sinirden tüylerinin diken diken olduğu trafik aymazlarının ise pişkin pişkin araç sürdüğü yollarda şu trafik işini ne etsek de, bu kendini bilmezlerden arındırsak diye düşünüyorum. Ama bu tür olaylarla, günde bir değil onlarca kez karşılaştığım için veya karşılaştığınız için çözümünün de ne olacağını şu aşamada tarif dahi edemiyorum.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.