Etkilendim, hem de çok. Kerem anlatmıştı zaten, harika bir yer demişti. Gidip görmek Cuma akşamı kısmet oldu. Nurten - Mehmet Yapıcı çifti harika bir iş çıkarmışlar, muadili olmayan, kalitesini daha dıştan bakınca anladığınız çok şık bir cafe yaratmışlar.
İlk önce adı etkiliyor sizi; Rujj Cafe... Oldukça feminen bir yer. İçeriye girdiğiniz anda ilk olarak aydınlatma sistemine hayran kalıyorsunuz. Bütün ayrıntıları öğrendim, evimi aldığımda aynısını yapabilmek için bir kez daha çalacağım kapılarını. Deri koltuklar ve içersinin ambiyansı başka bir şehirde olduğunuz hissi uyandırıyor. Kırmızı, beyaz ve venge tonlarda dekore edilen cafede, İtalya'dan özel olarak getirtilen pastaları, enfes aromalı kahve çeşitlerini ve kendinizi şımartmanızı sağlayan, tadı, kokusu ve sunumu ile sizi baştan çıkartan bir sürü sıcak ve soğuk içeceği bulabiliyorsunuz. Yüksek camlar, karşısındaki Körfez manzarasını içeriye taşıyor.Bunaltmayan, sıkmayan, kendinizi özel hissettiğiniz bir yer Rujj Cafe. Tek başınıza gidip kahve içebileceğiniz, laptopunuzla internet hizmeti alabileceğiniz, özel günlerinizi kutlayabileceğiniz, arkadaşlarınızı ve misafirlerinizi ağırlayabileceğiniz, kolay kolay akıldan çıkmayacak bir yer. Tavla zarlarının şakırdadığı, sıcak suya eklenmiş "3'ü 1 arada" kahvelerin ikram edildiği, rahatsız sandalyelerde uzun zaman oturmak zorunda kaldığımız mekânlardan sonra Rujj nefes aldırıyor insana. Mutlaka gidin ve görün. Ne demek istediğimi, içeriye girdiğiniz anda havanızın nasıl değiştiğini anlayacaksınız.
Bir iyilik daha yapıyorum size. Rujj Cafe telefon: 426 11 11. Adrese gelince, Belde Sanat Evi'nin hemen yanında, Gören Apartmanı'nın altında. Şimdi gidin, inanılmaz lezzetteki pasta ve kahvelerden birini isteyin ve beni hatırlayın.
Not: Bir yerlerde okudum ve hoşuma gitti.
"Her sabah Afrika'da gün doğarken bir ceylan uyanır ve en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, aksi halde ona yem olacağını bilir.
Her sabah Afrika'da gün doğarken bir aslan uyanır ve en hızlı koşan ceylandan
daha hızlı koşması gerektiğini, aksi halde aç kalacağını bilir.
Bir aslan ya da bir ceylan olmanız fark etmez. Gün doğarken koşuyor olmanız gerekir..."
Okudum. Okuyunca da yalnız olmadığımı ve benim gibi düşünen bir sürü insan olduğunu görünce mutlu oldum.
Gerekli ama yersiz bir mutluluk olduğunu biliyorum. Çünkü çözümü yok. Ne kadar çabalarsak çabalayalım, ne kadar istersek isteyelim değiştiremiyoruz bazı şeyleri. Kendi sesimizi ancak kendimizin duyduğu "küçük bir azınlık" olarak kalıyoruz. Ve yabancılaşıyoruz; topluma ve kendi ülkemize karşı, kendi yasalarımıza karşı, kendi Cumhuriyetimize karşı yabancılaşıyoruz. Son zamanlardaki ruh halim bu. Olup biten her şeyi hayretle izliyorum. Bazı şeyleri kaybetmekten korkuyorum. Ama dedim ya yalnız değilmişim! ABD'de internet üzerinden açılan bir sitedeki "Tanrı Tekrar Kimi Göndersin?" anketinde Mustafa Kemal Atatürk birinci sırada yer alıyor. Şimdi anlayabildiniz mi demek istediğimi?
Amerikalıların internet üzerinden düzenlediği "Who Should Live Again" isimli ankette, Bruce Lee, Marilyn Monroe, Sezar, Pavoretti, Newton, Mao, Lenin, Gandi, Bethowen, Jeames Dean ve Elvis Presley gibi pek çok unutulmaz isim yarışıyor. İnternet üzerinden yapılan ve yaklaşık 200 bin kişinin oy kullandığı ankette, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, oyların yüzde 90'ına yakın bölümünü almış durumda. Giriş sayfasında "Dünyadaki bütün insanlar kendi favorilerini/desteklediklerini yeniden yaşatmak/hayata geçirmek için oy verirler. Oylama bittiğinde sadece ilk üç aday muhafaza edilecek. Bunları saklamanın tek yolu diğerlerinin oyunu kendi adayın için almaktır" denilen İngilizce sitede, en az oyu Sezar ve Pavoretti aldı. Halen "www.whoshouldliveagain.com" adresinden devam eden oylamada Atatürk, oyların yaklaşık yüzde 90'ını aldı. Oylamada Atatürk'ün ardından Albert Einstein ise yaklaşık yüzde 4 oy aldı.
Evet, biliyorum. Fizyolojik olarak yaşatma şansımız yok. Tekrar gelmesi ve bizim için büyük işler başarması da mümkün değil. Ama öldürmeyelim de... Hani biz "gençler" emanetçisiydik ilkelerinin... Hepimiz mi "yaşlandık", hepimiz mi "çocuk yaşta" göçüp gittik bu diyardan...
Domates: C vitamini deposudur ve bağışıklık sistemimizi desteklemek için birebirdir. Domates satın alırken güneşte olgunlaşmış olanlarını seçin. Artık birçok domates henüz yeşilken koparılıyor ve suni olarak olgunlaştırılıyor. Bu domatesler size içeriklerindeki likopenin sağladığı faydaları veremez. Çünkü likopen domatesin güneşte bulunduğu on birinci günde gelişir. Alışveriş yaparken bu tip ayrıntılara dikkat etmelisiniz.
Sarımsak: Kalbe iyi geldiği yüzde yüz kanıtlanmış. Aynı zamanda sarımsak, antibakteriyel ve antiseptik özelliğe sahip. Ayrıca sarımsağın mantar oluşumunu engelleyen özellikleri de olduğu biliniyor. Eğer mantar hastalığınız varsa, sıcak suya iki diş ezilmiş sarımsak ve iki yemek kaşığı elma sirkesi ekleyin. Bu karışımı hasta bölgeye sürüp bekleyin. Böylece iyileşmeyi hızlandıracaksınız.
Kırmızı pancar: Kanın oksijen taşıma kapasitesini artırır. Bu sayede yorgunluğu hafifletmek için birebirdir. Yalnız daha fazla yarar sağlamak istiyorsanız pancarın salamura türleri yerine taze kırmızı pancar alın ve kavrulmuş, çiğ ya da haşlanmış olarak haftada en az iki kez tüketmeye çalışın. Pancarı çorbalarınıza eklemek de bir alternatif olabilir.
Lahana: Güçsüzlüğün ilacı olarak da bilinir. Lahana, kansere karşı koruyucu vitamin ve minerallerle doludur. Bu nedenle her gün bolca Brüksel lahanası ya da lahana yemelisiniz.
Turp: C vitamini yönünden zengin bir kaynak. Aynı zamanda kalbe iyi gelen potasyum ve hamileler için çok önemli olan folik asit deposu sayılabilir. Folik asit, belkemiği problemlerinin oluşmasını engeller. Turp, karaciğer ve mide sağlığında da önemli rol oynar. Çünkü kiloyu düzenlemek için ihtiyacınız olan safra üretimini harekete geçirir. Günde iki, üç dilim turp yemeyi ihmal etmeyin.
Ispanak: En önemli folik asit ve demir kaynağı sayılabilir. Aynı zamanda A, C ve E vitaminleri içerir. Ayrıca ıspanağın içindeki maddeler, gözleri yaşa bağlı olarak ortaya çıkan sarı nokta hastalığına karşı korumada çok önemli rol oynar. Bir araştırmada 100 bin kadın, 60 yıldan fazla takip edilmiş. Bu kadınlar arasında düzenli olarak ıspanak, pazı ya da lahana yiyenlerin, yemeyenlere göre yüzde 50 daha az bu hastalığa yakalandıkları görülmüş.
Elma: Yapılan son araştırmalar elmanın içeriğindeki liflerin kolesterol oranını üç hafta içinde yüzde 10 azalttığını gösteriyor. Koyu kırmızı kabuklu ve içi pembemsi olan elmalar vücutta A vitaminine dönüşen ve cilt sağlığını artıran betakaroten yönünden daha zenginler. Ekşi, yeşil elmalar ise C vitamini deposu olarak gösteriliyor.
Böğürtlen: Antioksidanlar ve C vitamini açısından zengin. Ayrıca böğürtlenin kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı da koruduğuna dair bazı çalışmalar var. Özellikle böğürtlen reçelini grip ya da boğaz enfeksiyonlarına karşı bolca yiyebilirsiniz.
Kuruyemiş: Fındık, bağışıklık ve sinir sistemi için çok önemli olan yağ asitleri içerir. Ayrıca fındığın kalp hastalıklarına karşı etkili bir koruyucu olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış. Ceviz ise kolesterolün artışını önlemeye yardımcı olan doymamış yağ asitleri içerir. Bu nedenle her gün bir avuç fındık ve ceviz yemeyi ihmal etmeyin.
Balık: Sağlıklı bir yaşam için haftada dört porsiyon balık yemelisiniz. Bu dört porsiyonun en az ikisi uskumru, ringa, sardalye gibi yağlı balık türlerinden seçilmeli. Bunlar, vücut için gerekli olan yağ asitleri ve bol miktarda D vitamini içerirler. Vücuda yeterli D vitamininin alınması güçlü kemikler açısından çok önemlidir. Yağlı balık ayrıca tiroidin düzgün çalışmasını sağlayan mineralleri içerir. Eksikliğinde kendimizi yorgun hatta depresif hissedebiliriz.
"... Mutsuzluk koku gibi bir şey, insanın üzerine siniyor... "
Ayşe ARMAN - Kimse Okumazsa Ben Okurum
· 4 Şubat Pazartesi, fırtına
· 5 Şubat Salı, ağaç dikme zamanı, şiddetli soğuklar, fırtına
· 7 Şubat Perşembe, soğukların artması, fırtına
· 8 Şubat Cuma, fırtına
· 9 Şubat Cumartesi, Sigarayı Bırakma Günü, fırtına
Bu yazı Gündem bölümü’nde 04.02.2008 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
rujj cafe,
değirmendere,
atatürk,
domates,
sarımsak,
kırmızı pancar,
lahana,
turp,
ıspanak,
elma,
böğürtlen,
kuruyemiş,
balık,
ayşe arman,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.