Sarı gelin

[-]Normal[+]

Türkülere bayılırım, bizi anlatırlar. Dadaloğlu, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ve dönüp dolaşıp vazgeçilmez yârimiz yaşadığımız ve gördüğümüz dönemlerin en büyük üstadı Aşık Veysel ve günümüze kadar gelen Ruhi Sulh ve Neşat Ertaş olmak üzere niceleri. Ben aslında Zülfü Livaneli'nin Sarı Gelinini çok severim. O söylediğinde müthiş keyif alırım. Genç jenerasyondan da Özgür Kıyat'ın dudaklarından dökülen Sarı Gelin beni mest eder.


Sayın Başbakan Sarı Gelinin altı dilde birden söylendiğini ifade etmişti, ne güzel. Ermeni'yi de anlatıyor, türküde anlatıyor, kürdü de her neyse diğerlerini de. Ama orada bir sevda var, bir aşk var. Belki biraz özlem belki biraz hasret. Netice de Sarı gelin bizden biri. Onu pek severiz. İçimizde hisseder, yüreğimizden Sarı Gelin sevgisini hiç eksik etmeyiz. Sık sık mırıldanırız. Söylerken kendimizden geçer, ruhumuzun okşandığını hissederiz. Türküler böyledir bizi anlatır. Kiminin bestecileri bellidir, kimi ise anonim. Yüz yıllardan bu güne kadar değişmeyen şekilleri ile bizlere kavuşmuştur. Sarı Gelin'de son günlerde belki daha çok söylenecek olan türkülerden biridir. Bizim adımıza kardeşlik, Ermeniler adına ise ne ifade ediyorsa mutlaka anlatılmalıdır, net bir şekilde bizim anlayacağımız gibi. Hiç kıvırmadan sağa sola yalpa yapmadan, hani şu iki kere iki dört eder misali gibi.


Yok eğer Sarı Gelin'i iki kere iki dört eder ama beşte adalara vapur var mecrasına sokarsak, bilin ki Sarı Gelini hüzün kaplar. Bizden yana bir sıkıntı yok. Sayın Başbakan her ne kadar Fransız senatosunun Sarkozy baskılı aldığı kararı yok hükmünde saysa da bu Sarı Geline bağlıdır. Hani şu yine sayın Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi altı dilde birden söylenen Sarı Gelin türküsüne. Eğer Sarı Gelin Türk'ü Ermeni'den ayrıştıracaksa bilin ki nameleri de farklı olacak. O halde başta Türkiye de ki Ermeni cemaati olmak üzere, Anadolu'da ki en cahil insanın dahi anlayacağı bir dille feryadını ortaya koymalıdır ki, Sarı Gelin altı dilde bir sevda türküsü olarak söylenmeye devam etsin. Bunu önce içimizdeki Ermeni cemaatinden bekleriz. Türkiye'de yaşamaktan, bizlerle birlikte aynı havayı teneffüs etmekten, hatta evlenip akraba olmaktan mutlu olduklarını ifade eden Ermeni cemaati kardeşlerimiz için söylüyorum. Zaman şimdi onların samimiyetlerini ve Türkiye'de buldukları huzuru tüm dünyaya haykırma zamanıdır ki, Sarı Gelin ruhumuzu okşamaya devam etsin.


O zaman diyelim ki Sarı Gelin bizim için ne ifade ediyorsa bakın Ermeniler için de aynı şey. O zaman koroyu birlikte oluştururuz. İstanbul Devlet Tiyatroları'nın en güzel sahnelerinden Cemal Reşit Rey'de koroyu oluşturur. Altı dilde birden ve aynı anda Sarı Gelini söyleriz. O koro ve özellikle Ermeni cemaatindeki kardeşlerimiz Fransa'ya senatoda ki çirkin karara Fransız kalmadıklarını ifade eden şu cümleleri gönderirler "HEY HAT BİZ SARI GELİNLE BÜYÜDÜK. O BİZİM ORTAK SEVDAMIZDIR. SAKIN OLA Kİ BİZİ SARI GELİNDEN AYRIŞTIRMAYA KALKMAYIN. O GELİN HEPİMİZİN GELİNİ, O SEVDA BİZLERİN BİTMEYECEK DOSTLUKLARININ TÜKENMEYECEK EN BÜYÜK SEVDASIDIR. FARKLI DİLLERDE KONUŞSAK DA AYNI DUYGULARI PAYLAŞTIĞIMIZIN VE BİRLİKTE YAŞADIĞIMIZIN DEĞİŞMEZ GERÇEĞİDİR"


Şimdi yapmamız gereken bir önemli görev daha var. Fransa'da büyük bir çoğunlukta bu sözde Ermeni Soykırımı yasasının karşısında dimdik duruyor. Gelen haberlere göre de konunun ana yasa mahkemesine götürülmesi için gereken 61 imzaya ulaşılmış. Ben yabancı televizyonları dikkatle izledim. Özellikle Fransız TV'lerine konuşan tasarı karşıtı senatörler Türkiye'ye sabır ve sükûnet tavsiye ediyorlar. Çünkü hepsinin inandığı Fransız anayasasına aykırı olan bu sözde yasanın anayasa mahkemesinden döneceği yönünde.


İşte Sayın Başbakanın söylediği gibi bizim yok hükmünde saydığımız ama şuan için yok olmayıp hissiyatımızı bozan bu oy avcılığı, kalleşliğin Fransa anayasa mahkemesinden döndüğünde gerçekten yok olup buharlaşıp uçacağı. Şimdilik sükûnet ve sabır çok önemli çünkü, anayasa mahkemesi yasayı iptal ettiğinde yok hükmünde saydığında bilin ki Türk düşmanı, Türkiye düşmanı, dostluk düşmanı Sarkozy'de yok olup gidecektir. Aslı Osmanlı'nın himayesine sığınan dedeleri Yahudi olan Sarkozy, gelmişini geçmişini inkar ederek sadece koltuğunda bir dönem daha kalabilmek için tüm değerlerini hiçe sayıyorsa Fransız halkının da böylesine maneviyattan yoksul bir adama karşı aslında Fransız kalması gerekir diye düşünüyorum.


Ama yok öyle değil de, Fransız halkı da Maria Antoinette'nin bir zamanlar Fransız halkına söylediği "Ekmek bulamazsanız pasta yiyin" sözü ile bugünlere gelmiş ve Antoinette kafası değişmemişse o zaman yapacak bir şey yok demektir. Şimdi bir hukuk süreci başlamak üzeredir ve Fransa'da ne Maria Antoinette kafalı ne de Sarkozy kafalı olmayan milyonlarca insan ve onların temsilcileri senatör ve milletvekilleri vardır. 61 rakamı anayasa mahkemesinin yolunu açtığında Fransız anayasasına aykırı olan bu kanun aynı zamanda Fransız hukuk sisteminin de test edilmesi açısından büyük önem arz edecektir. Şimdilik bekleyelim görelim. Kızmak hepimizin hakkı ama çok iyi bilelim ki, şu an için salim kafayla hareket edip sükûnetle testi bekleme zamanıdır.

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.