Sevginin Olduğu Yerde Hayat Vardır

[-]Normal[+]

Bilmeyen kalmamıştır ama ben yinede söyleyeyim, adresim değişti. Daha yalın bir şekilde söylemem gerekirse ben yine taşındım. Ve muhtemelen tekrar taşınmam gerektiği gerçeği ile kısa denilebilecek bir zaman sonra tekrar yüzleşmem gerekecek. Ben bu durumu fazlasıyla kanıksadım.

Ancak bu kez için için mutlulukla taşınma şansını yakaladığımı fark ettim.

Evet, hayatımın büyük bir kısmı seçme şansım olmaksızın lojmanlarda geçmişti,

Evet, zaman zaman kiralık evlerde de oturmuştum oturmasına ama hiçte önemsememiştim.

Ev mi? Ev işte. Annemin dediği gibi 'başımı sitir etsin yeter' diye düşündüm hep. Öyle ki uzun bir zaman eşyalarım depoda, ben iki kanepenin üzerinde yaşadım. Hatta Derince'ye ilk taşındığımda o dönem İl Emniyet Müdürü Yardımcılarından birinin eşi evimde yeteri kadar, aslında yeterinden daha az mobilya olduğunu görünce; 'Bizde ilk evlendiğimizde hiç eşyamız yoktu. Daha çok gençsiniz. Zamanla her şeyiniz olur.' diyerek beni utandırsa da bu konudaki tavrım ve tarzımı değiştirmeye yetmedi.

Yetemezdi, çünkü eşya demek iş demekti benim için.

Çünkü eşya demek tekrar tekrar taşınacağını bilen benim için kambur üstüne kambur demekti.

Çünkü eşya demek yük demekti benim için.

Her taşınmada yok sayılabilecek eşyayı ata ata, vere vere yok edince sıra depodaki eşyalara geldi.

Fikrim hâlâ değişmemişti. Keşke sadece bir sırt çantam olsaydı da yolun beni götürebildiği her yere seve seve, koşa koşa gidebilseydim. Hem de ardımda bıraktıklarımı düşünmeksizin.

Kendi kendime söz vermiştim. Bu kez farklı olacaktı. Evet, evet bu kez çok hem de çook farklı olacaktı deyip dolabımın karşısına geçtim. Bu ne çok kıyafet. Giydiklerim, giymediklerim hatta giymeye fırsat bulamadığım etiketi üstünde alıp alıp dolaba astıklarım.

Hadi Gürsel dedim, kendine verdiğin sözü adam gibi tut. Birkaç tanesini ayırırken elimin titrediğini fark edince, kendimi kandırmaya çalıştığımın farkına vardım. Bu farkındalıkla bir sezon giymediğim bütün kıyafetlerimi temiz pak ihtiyaç hissedenlerin kullanımına sevk ettim.

Huzuuuur. Bu öylesi hafifleten, öylesi rahatlatan bir huzur ki denemeden anlayamayacağınız. Sonrasını hatırlamıyorum bile. Kıyafetle başlayıp bardak çanakla devam eden, lâzım olduğunda bulamayıp verdiğimi hatırladığımda kendimden başkalarına sağladığım yararı anımsatan ve yüzümdeki gülümsemeyle bana geri dönen sonsuz huzur.

Hissettiğim huzur ve mutlulukta taşındığım evin payını reddetmek haksızlık olur. Ben Barış İnşaatın yaptığı konutlardan birinde oturuyorum.

Ve ben, üstelikte sahip olduklarımı paylaşarak azaltmaktan zevk aldığım bir dönemde, itiraf etmem gerekirse hayatımda ilk kez bu evin benim olmasını istedim.

İstiyorum, çünkü bu yalnızca bir ev değil,

İstiyorum, çünkü yaşadığım bu mekân beni benimsedi,

İstiyorum, çünkü uzaklaştıkça adeta beni çağırıp bir girdap gibi içine çekiyor.

Yaşadıklarım kulağıma bu evlere yapım aşamasında bol miktarda sevgi iksiri katıldığını fısıldıyor. İşini severek yapmanın mucizevi sonucu bu olsa gerek diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Beni bu düşünceye sevk eden tek şey elbette sade ve sadece hissettiklerim olmamalı. Ufak tefek sorun denilemeyecek kadar küçük olsa da bazı aksamaların düzeltilmesi için Orhan Barış'ı aradığımızda hemen ve bizzat kendisi gelerek zorla değil zevkle ilgileniyor. Bu bana sorun çıkaran mesela muslukla ilgilenen bir müteahhitten çok yere düşen küçük çocuğunu koşup yerden kaldıran ve dizlerini elleri ile temizleyen bir babanın sevgisini anımsatıyor.

Yaşadıklarım bana Mahatma Gandhi'nin 'Sevginin olduğu yerde hayat vardır.' sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

 

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.