Tehlikeli Oyunlar Ve Gelişmeler

[-]Normal[+]

"Dakika bir, gol bir" gibi gelişmeler oluyor.

Sabah erken kalkan, yorumlara başlayıp gece yarılarına kadar farklı konumlarda yorum yapmaktan gına getiriyor.

Bir günümüzün rahat geçtiğini söylememiz mümkün değil.

Hani "Acı var mı, acı?" diye sorduğunuzda işte cevap "Elazığ" Kerpiçten yapılan evlerin altında bile bile ölüme giden 65 yurdum insanı.

Yazık değil mi onlara? Bu bile bile "Lades" ve "Büyük acı" değilse ne?

Elazığ'a hemen komşu Diyarbakır'da yaşanan futbol terörü su götürmez bir "Bile bile konçertodur" O kadar taş oraya nasıl ve hangi mağrifetle girdi?

Önce bu sorunun cevabını bulmak, ondan sonra da olayları irdelemek lazım.

Taşların nasıl girdiğini ilgililere bırakıp, Diyarbakırspor Futbol Şubesi sorumlusu Sayın Özmen'in "Diyarbakır küme düşerse, Türkiye kaybeder" sözlerine fazla takıldım.

Türkiye Futbol Federasyonu'nun Riva'daki tesislerinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçına hazırlanan Diyarbakırspor mutlaka ülkemizin en güzide ekiplerinden biridir.

Ancak oradaki olayların sorumlusu Diyarbakırspor değilse, kimdir?

Bu sorunun cevabının içinden tabii ki Diyarbakırsporlu futbolcuları çıkartıyorum. Çünkü onlar ellerinden geldiğince oyun içinde centilmen davranmaya büyük özen gösterdiler.

Futbol Şube Sorumlusunun sözleri ne manaya geliyor diye düşünüyorum, kafam karışıyor.

O ne demekmiş, "Diyarbakırspor küme düşerse, Türkiye kaybeder" lafı? Yani Denizlispor küme düşerse, Türkiye kazanmış mı oluyor?

Bu nasıl bir mesajdır? Üstelik İstanbul'da oynanacak önemli bir maç öncesinde söylenen sözler açık açık "Bizi kümede bırakın" demek değilse nedir?

Yani siz, hiç kimsenin tasvip etmediği olayları yaşayacaksınız, sonra da Diyarbakır küme düşünce Türkiye kaybetmiş olacak.

Evet burada şöyle samimi bir itiraf ta olabilir. Türkiye'yi karıştırmak isteyen terör yanlıları, Diyarbakır'daki futbol enerjisini bitirip, futbol sevgisini yok ederek sporun kardeşlik ve barış duygularını perçinlediği anlayışını Diyarbakır'dan uzaklaştırmaktır. Gençleri kendi kötü amaçları doğrultusunda farklı mecralara yöneltmek. Belki bunu söylemiş olabilir Diyarbakır'ın sevgili Futbol Şubesi Sorumlusu. Yani, bundan tabii ki Türkiye kaybeder.

Ancak tedbir başka bir şey. Siz de lütfen  tedbirlerinizi alacaksınız.

O kadar taşların stadın içerisinde ne aradığını ve nasıl girdiğini açıklamak ve bu konuda ihmali olanlar hakkında da gerekli işlemleri yapmak ve bunu da kamuoyuyla paylaşmak durumundasınız.

Yoksa her lig sonuna doğru baktınız ki küme düşme potasına doğru gidiyorsunuz, ortaya çıkıp "Diyarbakır küme düşerse, Türkiye kaybeder" gibi sözlerle küme düşen takımlara da büyük haksızlık yapmış olursunuz.

O zaman bu ligde mücadele etmenin ne manası kalır ki. Biri de yarın çıkıp "Bizim takım şampiyon olmazsa, Türkiye kaybeder" derse ne yaparız?

Durumu Amerika Birleşik Devletlerine doğru getirelim.

Biz ABD için ne diyoruz, "Stratejik ortağınız" Peki ABD Türk askerinin başına ne geçirdi? "ÇUVAL" O zaman bu nasıl bir stratejik ortaklık?

Ermeni'lerin oyununa gelerek Sözde Soykırım tasarısının onaylanması nerede oldu? ABD Temsilciler Meclisi'nde. Peki bu nasıl bir stratejik ortaklık? Dostumuz ABD'nin Adana İncirlik'teki üssü açık mı? "Açık"

Buradan Okyanus ötesinin çıkarlarına hizmet ediyor mu? "Ediyor"

O zaman bu nasıl bir stratejik ortaklık? Şimdi diyoruz ki bu konuda Türkiye'yi üzen hareketler devam ederse, Büyükelçimizi geri göndermeyebiliriz.

Yani, ABD'ye olan küskünlüğümüzü büyük bir tepkiyle ifade etmeye ve anlatmaya çalışıyoruz.

Ee, o zaman bu nasıl bir stratejik bir ortaklık?

Tarihi yargılamanın tarihçilerin işi oldu tezi öncelikle çağdaş ve medeni ülkelerin en büyük öngörüsü ve kabullenmesidir.

Bu işin siyasilere bırakılamayacağının ne kadar önemli olduğunu en iyi bilmesi gereken ülke de ABD'dir.

İşi siyasete dökerseniz, Kızılderililerin hesabını ne kendinize, ne de dünyaya veremezsiniz.

Kaldı ki, oradaki Kızılderilileri asimile edilmediği direk yok edildiği tarihi ir gerçekken biz de bu konularda ahkam kesmezken, bir Sözde Soykırım'la alakalı olarak ucube bir tasarıyı kabul etmenin izahını yapamadığımız gibi Türk halkı da buna "Bu nasıl bir stratejik ortaklıktır?" dediğinde, ne cevap verirsiniz?

Türkiye gerçekten büyük bir ülke. Sadece coğrafyası ve nüfusuyla değil, yapısı ve organizmalarıyla da büyük bir ülke. Bizim stratejik ortaklıktan bir büyük ülke olarak anladığımız her iki ülkenin de çıkarlarına zarar vermeden ilişkilerimizin sürmesi ve devamlılığıdır.

Neticede ABD bu "ucube" tasarıları her yıl aynı şekilde bir orta oyunu gibi oynayıp, sonra da perdeyi "Caydım" diye kapattığına göre, çaydanlıkta suyu kaynatıp- buhar çıkarmanın hiç bir manası yok.

Ustalık; çayı demleyip, her iki tarafın da içebileceği kıvamda tutmak ve içine tuz katmamaktır.

Biz madem ki, stratejik ortaksak ne Büyükelçiliğimizi geri çekme gibi bir durumumuz hasıl olması, ne de ABD'nin sürekli bizi kızdıracak tavırları sergilemesi.

Türkiye biraz sinirlenip, duygularıyla hareket etse ve dese ki "Ermenilerle olan ilişkilerimizi donduruyoruz. Zaten 1992 yılından bu yana yoktu. Bundan sonra da olmasa olur ve İsviçre'de imzalanan protokolleri de geri çekiyoruz. Zaten Avrupa Kupası gurup elemelerinde de Ermenistan bizim gurup olmadığına göre ne bizim Sayın Cumhurbaşkanımızın Erivan'ı ziyaret etmesine, ne de Ermenistan Cumhurbaşkanının Türkiye'yi ziyaret etmesine gerek de yok" Peki o zaman ne olacak?

Adama sormazlar mı "Bu kadar yoğun diplomasiye o halde neden gerek duydunuz?"

Bu soruların hiç bir cevabını ABD veremez.

O zaman biz dostumuza, sevgili dostumuza şunu sormakta haksız mıyız? "Peki biz, sizinle nasıl stratejik ortağız?"

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.