Veda etme zamanı gelince...

[-]Normal[+]

Evet, veda etme zamanı gelince insan bir garip oluyor. Ayrılmak; bulunduğun işyerini, yaşadığın yeri, sevdiğin insanları, dostlarını, arkadaşlarını geride bırakıp gitmek kadar zor bir şey yok...

Ayrılık, daha doğrusu veda etmek bence en kötü duygu, yaşanılması en zor anlardan biri. Gün gelir herkes veda etmek zorunda kalır. Önemli olan vedanın güzel olması, duygulu ve mutlu olması; aslında geride senin için güzel şeyler dileyen birilerinin kalmasıdır.

Geçtiğimiz günlerde gazetede peş peşe duygulu anlar yaşadık. Gazetede kısa süre çalışmasına rağmen bizlere hemen alışan Hanife evlenip işten ayrılırken gözyaşlarıyla bizleri terk etti. Hepimiz üzülsek mi sevinsek mi anlamadık ama mutlu bir olay için aramızdan ayrıldığı için fazla üzülemedik. Hanife'ye mutlu bir yaşam diliyoruz...

Derken bir gün bizim Nurdan Özselek, asık ve neredeyse dokunsan ağlayacak bir yüzle gazeteye girdi. Doktor olan eşinin uzmanlık sınavını kazandığını ve 15 gün içinde tayinlerinin çıkacağını söyledi ve başladı ağlamaya. Üç yıldır bizlerle birlikte çalışan, Gölcük'e alışmak için uzun ve sıkıntılı günler geçiren Nurdan şimdi de ayrılacağı için gözyaşları döküyordu. Dünya bir garip, dostluklar ve dostlar arasındaki sevgi bağları kurulunca insanlar ne hale geliyor?

Birkaç gün içinde bizden ayrılıp gideceği gün gelip çattı. Gazeteye geldi veda için, iki gözü iki çeşme ağlamamak mümkün mü, herkes ağlıyor. Kısa bir veda yaptık sonra masasını boşalttı. Ağlayarak aracına bindi eve doğru yola çıktı. Nurdan da iyi ve hayırlı bir olay için bizlerden ayrıldı. Eşi uzmanlığı kazanma başarısını göstermiş, gelecekleri için çok önemli bir başarıydı bu. Öyle bir ikilemde kaldık ki, sevinsek mi üzülsek mi bilemedik ama tabiî ki aramızdan ayrıldığına çok üzüldük.

Son gece eşyalarını yükledi, kamyon yola çıktı. Annesi, eşi ve minik kızları ile birlikte arabaya binip Gölcük'ten ayrılma zamanı geldi. İşte o an ayrılık gözyaşları sel oldu. Nurdan ayrılamadı, biz ayrılamadık. Özselek ailesini İrem ve Yasin kardeşlerim ile birlikte yolcu ettik. İrem ağladı, Nurdan ağladı. Biz erkeğiz ya ağlamadık... Ve üç yıllık Gölcük macerası sona erdi. Nurdan arkadaşımız ve eşi Süleyman Bey harika insanlardı. Geç kaynaştık ama özellikle son yıl dostluklarımız harika oldu. Onları çok sevdik, dostlardan ayrılmanın hüznünü biz de yaşadık ama artık dünya küçüldü. Birbirini özleyen bindi mi aracına 4 saatte Ankara'da ya da Gölcük'te... Özselek ailesine yeni memleketlerinde mutlu ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz. Onları asla unutmayacağız. Ne zaman olacağı belli olmaz gün gelir belki bizler de dostlarımıza veda eder bir yerlere gideriz.

KIRILAN KALPLER ...

Gençlerde son yıllarda moda olan kırık kalpler ve terkedilmiş filmini andıran yaşamları, onları olduğu kadar çevrelerine ve dostlarına da büyük üzüntü veriyor.

Birbirlerini seven gençler daha doğrusu sevdiğini sanan gençler daha sevginin ne olduğunu anlamadan birbirlerini terk edince büyük bir acı çekiyor. Acı çeken yürekler çaresizlik içinde çırpınırken kendilerine destek verecek güzel birkaç söz söyleyecek dost arıyor.

Ayrılığı ölüm sanan, dünyanın sonu sanan gençler bir karış surat ve hüzün içinde ayakta kalmaya çalışan yıllara meydan okumuş asırlık çınarlar gibi sallanıp duruyor.

Ayrılan gençler  yüreği boşalmış Çınarın dalları gibi yapraklarını tek tek dökerken, kurumuş dalları da kendini terk etmeye devam ediyor. Sevdiğini sandığı insandan ayrılınca bu dünyada sanki bir daha seveceği kimseye rastlayamayacakmış gibi kendini oradan oraya savurarak tutunacak bir sarmaşık aramaya devam ediyor.

Sevginin ne olduğunu bilmeyen genç kardeşler dünyaya daha geniş bakmalı ve sevecek çok şeylerin olduğunu kendi gibi ayrılmak zorunda kalanların çektiği acıları görmeli.

Zamanı gelince ağaçlar çiçeklerinden, kendini süsleyen ve koruyan yaşamını sağlayan yapraklarından ayrılmak zorunda kalmıyor mu. Anneler yavrularından, koyunlar kuzularından, balıklar denizden, çiçekler dallarından, beraber büyüyen arkadaşlar, kan kardeşler birbirinden ayrılmıyor mu. Ayrılık ölüm değil hepsinin çaresi var, çaresi olmayan  ölüm. Sevmenin aşık olmanın ne olduğunu ayrılık olunca anlayan genç kardeşler bağlanmadan iyi düşünmeli  hesabını yapmalı. Karakaş ve sırma saç ile aşk olmuyor önemli olan yürek..

Şimdi bunu neden yazdığımı merak ediyorsunuz son günlerde yüreği yaralı çok genç kardeşimizi gördüm, onların durumlarına üzüldüm bir şeyler anlatmaya çalıştım ama dedik birkaç satır daha yazalım,biraz değişiklik olsun belki okurlarda onların yüreklerine biraz olsun su serperiz.. Mutlu ve güzel bir gün diliyorum.

 

 

Geri izlemetrackback
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.