Hiç sevmediğim bir söz vardır. Kimileri hangi akla hizmetse ona özlü söz der; "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." Bu olsa olsa duygu ve düşüncelerden yoksun olanların, bu dünyaya ot gelip saman gitme sevdasında olanların sözüdür. Ben bunu hiçbir zaman kabul etmem.
Ama duyarsızlaşmaya başladığımızda bir vakadır. Bakın, önceki gece Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş bir saldırıya uğradı. Hem de an acı günde hiçbir zaman anlam veremeyeceğimizi düşündüğümüz bir saldırıya. Bir kere bu saldırıyı kabul etmiyoruz. Çok da ayıp olduğunu ifade ediyorum. Gölcük, Türkiye'ye yanlış bir imaj verdi. O genç sarhoştu, üstelik Başkan'ı da tanıyordu. Faturası on yıl önce kesilen bir hesabın diyetini Ellibeş ödedi. Ancak şunu da düşünmemiz lazım. Her ne kadar hareket yanlış olsa da insanlar durup dururken o noktaya gelmiyorlar.
Zor oyunu bozar beyler. Zorun delikanlılığı da olmaz. Hesap bozuldu mu ayarlar da kaçar ve bir daha tutturamazsınız. Ben yıllardır buralardan "Gelin canlar bir olalım, zoru kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu Gölcük hepimize yeter" dedikçe gözü doymayanlar kulaklarını tıkadılar. Ama öyle olmadığını ne yazık ki görüyoruz. Gölcük'te oluşturulacak olan güç birliğiyle büyük işler başarabileceğimiz gibi sorunlarımızı da kökünden halledecekken küçük olsun benim olsun mantığı bizi bu günlere getirdi.
Vurdum duymazlığın toplumları sonunda erozyona uğratıp duyguları da körelttiğini bilmemiz lazım. Şimdi şu vurdum duymazlık lafını açalım. Belediye Başkanı'na yapılan bu saldırıdan donra beklerdim ki gazetemiz faks yağmuruna tutulsun. Gölcük'te ne kadar siyasi parti, sivil toplum örgütü ve spor kulüpleri dahi ne varsa bu işe şiddetle karşı çıksınlar. Ama gördüğünüz gibi bu konuda da sessizliğe büründük. Böyle mi olmalı? Bu gün Belediye Başkanı'na kalkan el yarın sokakta yöneticiyim diye kalkan herkese kalkar. O zaman hiç düşünüyor musunuz Gölcük'ün hali nice olur diye?
Sokakta yürüyen hiç kimsenin doğal olarak güvenliği garanti altında olmasa da doğal olan bir şey vardır ki o da Belediye Başkanı'nın saldırıya uğramaması. Ama ne oldu? Başkan hiç ummadığı bir anda ve hiç ummadığı bir yerde üstelik şehitlere rahmet dilerken saldırıya uğradı. Ama tık yok. Ne var, aman benim işim tıngır mıngır yürüyüsün de gerisi beni ilgilendirmez var. Yani vurdum duymazlık almış başını gidiyor. Bu gidiş iyi gidiş değildir beyler.
Konumuz Kocaelispor
Bir zamanların süper ekibi, üç büyüklerin korkulu rüyası ve ligin tozunu atan Kocaelispor ne yazık ki Bank Asya Ligi'nde mücadele verecek.
Bugün Türkiye'nin en borçlu kulübü haline gelen Kocaelispor'da tüm bu olumsuzluklara rağmen başkanlık için taliplerin çıkması sevindirici. Osman Nuri Yaman ile Adnan Sipahioğlu başkanlık için uzlaşı arayışı içinde. Bu son derece önemli. Dolayısıyla insanların Kocaelispor'a sahip çıkmada ısrarlı olmaları aslında Kocaelispor'un ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu da gösteriyor. O zaman bu uzlaşı arayışını tarihi bir fırsat olarak değerlendirerek Kocaelispor'un üzerindeki ağır yükten kurtulup yeniden hayata dönmesi adına ben Kocaeliliyim diyen herkes de sorumluluğu yüreğinde hissetmeli.
Biz neyiz amca?
Eskiden bizlerin "Ben nasıl dünyaya geldim?" sorumuza anne ve babamız veya dedemiz ve ninemiz "Seni leylekler getirdi" gibi cevaplar verirdi. Şimdi artık bunları yeni nesil çocuklar yemiyor.
Eskiden biz kimiz diye sorduğumuz da büyüklerimiz bize "biz Türk'üz" diye cevap verirdi. Onun için büyük Atatürk'ün Ne Mutlu Türküm diyene sözlerine de rahatlıkla anlardık. Şimdi Kürdüm, Türküm, Çerkezim, Lazım, Abazayım, Gürcüyüm diyen hiç kimseden rahatsız olmasak da küçük bir çocuk bana "Biz neyiz amca" diye soruyor. Ben ona "Biz Türk'üz evladım desem de o zaman bu tartışmalar ne diye tekrar soruyor. Her gün gazetelerde Kürt-Türk tartışması var. Ben o çocuğa "Evladım Türk milleti hepimizi kapsar. Bizim milli kimliğimizdir. Gürcü de olsan, Laz da olsan, Çerkez de olsan, Kürt de olsan, Arap ta olsan, Aphaz da olsan bu bizim Türk milleti olduğumuz gerçeğini değiştirmez" diyorum. "Çünkü hepimiz bu milletin bir parçasıyız. Dolayısıyla herkes kendi etnik kimliğini çok sever ama Türk milletinin bir parçası olmayı da daha çok sever." Dedim.
Hepimizin bir tek devleti var. Onun adına da Türkiye Cumhuriyeti Devleti diyorlar. Hepimiz iki elin parmakları gibiyiz. Hiç birimiz birbirimizden ne farklıyız nede ayrıyız. Şarkıda olduğu gibi hepimiz bir fidanın güller açan dalıyız. Bunun başka türlü izahı yok. Çünkü bu toprakları birlikte kan dökerek yurt yaptık, birlikte mücadele vererek devlet olmayı başardık. Onun içindir ki tartışmaların adı ne olursa olsun bu açılım derken aramızı açmamalı.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 19.08.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
gölcük,
deprem,
belediye başkanı,
türk,
millet,
kocaelispor,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.