Çocuklar, bizim çocuklarımız, geleceğimizi teslim edeceğimiz miniklerimiz bugün karne alacaklar. Sevinenler de olacak üzülenler de elbette. Ama asıl önemlisi karneler aileler için ne ifade edecek? Daha da önemlisi çocuk getirdiği karne karşılığı ne kazanacak ya da kaybedecek?
Üç beş yıl önce karne alma zamanı geldiğinde çocuklarımızın karne hediyesi için bizimle pazarlığa oturması son derece rahatsızlık vericiydi. Adeta kendi hayat başarıları için değil de bizi mutlu edip, bu oranda hediye kazanmak adına karne almaya başlamışlardı. Düşündüm, bu karneyi kendileri için almalarını sağlamanın bir yol olmalıydı. Ya da hayatlarını beni mutlu etmeye çalışarak geçirecek çocuklar yetiştirmiş olacaktım ki, bu da benim işime hiç mi hiç gelmiyordu.
İyi bir karne getirip gittikçe artan dozda ödül bekleyen çocuğu tatmin etmek kadar, kötü karne getiren çocuğu cezalandırmak da içinden çıkılmaz bir sorun haline gelince ebeveynlerin şapkalarını önlerine koyup düşünme zamanı gelmiştir bence.
Düşünmeliyiz, çünkü bu çocuklar bizim yapmak isteyip de yapamadıklarımızı gerçekleştirmek için yaşamıyorlar,
Düşünmeliyiz, çünkü bu çocuklar bizim hayatta ıskaladıklarımızı on ikiden vurmak için bizim çocuklarımız olmadılar,
Düşünmeliyiz, çünkü bizim asli görevimiz onların akademik başarıların peşinden koşup yorulmalarından çok hayat başarısını yakalamalarını sağlamak.
Okulda başarısızsa hayatta da başarısızdır, etiketini çocuğunuza yapıştırmadan önce durun ve bu kez bir düşünün. Bu yolla elde edeceğimiz tek şey başarısızlığı kabullenmiş çocuklar yetiştirdiğimiz gerçeği ile burun buruna gelmiş olmaktan ileri gitmez, gidemez.
Oysa anne baba olarak önce bizim çocuklarımız olduğu için onlara koşulsuz sevgimizi akademik başarılarıyla koşullamadan göstermemiz gerekmez mi? Okul konusunu bir kenara bırakıp, diğer yeteneklerini ve becerilerini ön plana çıkararak onlarla gurur duyduğumuzu göstermeyi denesek. Sizce? Sizce de onları hayat başarısını elde etmeleri adına yüreklendirmiş olmaz mıyız?
Gelelim yarıyıl karnesine... Bütün bu söylediklerimden sonra karne konusunda ne düşündüğümü tahmin edebilirsiniz. En önemlisi de karneyi biz ebeveynlerin değil çocuklarımızın aldığını kabullenmekle başlayabiliriz. Yine de siz bilirsiniz ama bence çocuğunuzun karnesi kötüyse onu korkutmamanızı naçizane tavsiye ederim. Zaten utanarak karnesini size getiren çocuğunuzu, birde siz aşağılarsanız başarısızlığı kabullenir ve derslerini düzeltmek için hiçbir çaba harcayamaz duruma gelebilir. Bu nedenle çocuğunuz karnesini getirdiğinde ders notları düşükte olsa, hatta ne olursa olsun sizin küçük kızınız, biricik oğlunuz olduğunu hissettirebilirsiniz. Notları düşük olduğu dersleri için " Artık ikinci dönem biraz daha fazla çalışarak düzeltirsin" diyerek moral verip, " Ben sana güveniyorum ikinci dönem daha güzel olacak, daha başarılı olacaksın" gibi sözlerle yüreklendirerek geleceğimiz evlatlarımıza inandığımızı ve güvendiğimizi göstererek hayat başarılarına destek verebiliriz.
Anne baba olarak yapmamız gereken de budur işte. Onların geleceğine yön vermek yerine, bu yolda yıkılmaz bir destek olmak. Unutmayın adı üzerinde "YARIYIL TATİLİ". Bırakalım çocuklar gönüllerince eğlensin, dinlensinler.
Bütün çocukların tatili eğlenerek ve dinlenerek geçirmesi dileğiyle.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 28.01.2011 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
yarıyıl,
tatil,
öğrenci,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.