İnsanlar karınları doyduğu sürece söylenenleri doğru anlar ve doğru yorumlarlar.
Bu ifadelerim cin fikirliler için geçerli değil. Doğrunun yönünün de her zaman doğru olması için sabah bereket dualarıyla açılan evlerin cümle kapısından ama kendi işi ama özel bir sektördeki işi ama devlette ki işine "Haydi hayırlı işler" dileklerinin fazla olmasıdır.Burada bir eksiklik varsa huzursuzluk aileden başlayıp topluma, oradan da ülkeye yansır. Türkiye aş ve iş sorununu çözmediği sürece guruldayan midelere, kan şekeri düşen vücuda ve bunun neticesinde asabileşen kafalara bir şey anlatamaz. Kapatılan DTP'ye göre Kürt açılımı, Hükümete göre Demokratik Açılım'dan netice almanın en asli ve doğru yolu aş ve iş barışıdır. İşsizliğin sokakta gezen her yüz kişiden 22'sini kapsadığı yerlerde huzur nasıl sağlanacak? Bakın son araştırmalara göre işsizliğin en düşük olduğu yerler; %3.7 ile Ardahan, %4.1 ile Kars. Az veya çok ama bir iş ortamı var. İnsanlar sabah düşük bir paranın peşinden koşsalar da evlerinden işim var diye uğurlanıyorlar. Bu bir huzurdur. İnsanı manevi olarak rahatlatan, kafasına hin ve cin fikirler sokmayan tatlı bir huzurdur. Ama aynı huzuru ".1 işsizlik oranıyla Şırnak'ta, .9 işsizlik oranlarıyla Tunceli ve Siirt'te yine işsizlerin iş bulma umuduyla hücum ettiği ülkemizin önemli metropollerinden Adana'da ile bulamazsınız.
Bakın ekmek kapısı umuduyla göç alan Adana'da yavaş yavaş huzursuzlaşan kentler arasına giriyor. Şırnak, terörün en yoğun yaşandığı bölgelerden biri. Çünkü burada açlık var. Onun olduğu yerde mutluluk olmaz. Şimdi ülkenin bu önemli gerçeğini ortaya koyduktan sonra DTP'nin niçin bu objektif açılımların peşinden koşmadığına anlam veremiyorum. Parlamento da bölgelerine iş ve aş imkanını çoğaltacak, sosyal yaşamı kolaylaştıracak, hangi teklifi vermişler, hangisinin arkasında durmuşlar? Bölgelerine yatırımcıları ve bölgenin ekonomik anlamda kalkınmasında hangi arzulu adımları atmışlar? İşte o bölgenin asli sorununun önüne açılım diye ayrışma varacak. Ve ülke insanları arasında derin fikir ayrılıkları oluşturacak hayallerin peşinden koşarsanız her şeyden önce o bölgeye ve o bölgenin değerli insanlarına karşı büyük bir haksızlık yapmış olursunuz. DTP, o bölgeye daha çok kalkınma hamlesi, daha çok yatırım amacıyla çalıştığından veya bu istek ve arzuları hararetli bir şekilde dile getirdiğinden değil terör suçlaması ile kapatıldı. Bakın partinin katılmasından sonra Ankara Cumhuriyet Savcılığı, dokunulmazlığı kaldırılan ve anayasa mahkemesinin gerekçeli kararının resmi gazetede yayınlanmasından sonra milletvekilliği düşecek olan Ahmet Türk'e bölücü başı Apo'yu öven sözleri nedeniyle bunun suçu ve suçluyu övmeyle halkı tahrik suçları kapsamında değerlendirerek soruşturma açtı.
İşte tablo bu... Bölge insanının mutluluk ve huzur için beklediği iş ve aş formülünün dışında oldukları için aslında PKK ve yandaşlarının yine o bölgede yaptıkları eylemlerden ve şiddet hareketlerinden nefret ettikleri de bir gerçek. Çünkü bakın Güneydoğu'da eylem yapanlar yine Güneydoğulu kardeşlerimizin ev ve işyerlerini taşlıyor, araçlarını yakıyorlar. Kendilerine yüz vermeyen ve arka çıkmayan bölge halkına da saldırıyorlar. Bu da gösteriyor ki birileri asında bölgenin kalkınması yerine ayrılmasından yanalar. Eğer öyle değilse neden partileri kapatıldıktan sonra dahi bölücü başına Sayın deyip Öcalan'ın parlamento zemininde kalın telkinleriyle milletvekillikten istifa etmediklerini söylüyorlar.
Şimdi bir başka hayata geçirilip parlamentoda grup oluşturulmaya çalışılacak. Ama talimatlar tamamen İmralı'daki bölücü başı Apo'dan geliyor. Bu nasıl olacak, böyle bir şeyi Türkiye'nin kabul etmesi mümkün değil. Güneydoğu'ya özerklik isteyip bunun anayasal güvenceye kavuşturulma talebinde onlalar Kürtçenin de bu bölgede resmi dil olmasını ve eğitiminde Kürtçe olmasından yana tabur açıklayıp Türkiye'nin üniter yapısını değiştirecek taleplerde bulunuyorlar. İşte bu başta Güneydoğu'da bölücülere yüz vermeyen kardeşlerimiz olmak üzere Türk kamuoyunun da büyük tepkisini çekiyor. Onunla da kalmayıp büyük bir nefret oluşturuyor. Talimatlarını bölücü başı Apo'dan alıp onun istek ve direktifleri doğrultusunda hareket edenler bir adım daha atarak Apo için af istiyorlar. Hiç böyle şey olur mu? Samimiyet bunun neresinde? Ben yine Güneydoğu'da ki Kürt sorunu talebiyle ortaya çıkan ve şimdi bağımsız kalan milletvekillerine bu zamana kadar parlamento da niçin kalkınma hamleleri projelerinde yer almadınız diye soruyorum. Bölgenin gerçek sorununun iş ve aş olduğunu bile bile neden açılım konusunda bölücülüğe varan taleplerde bulunuyorsunuz bunları bu millet bilmek ister.
Birkaç söz de askerlerimiz için söyleyelim. Yanlış yapanın hiçbir kurumda yeri olmamalıdır. Ama bu ordu Cumhuriyet'i kuran ordudur, bu ordu Türk milletinin bağrından çıkmıştır. Sapla samanı karıştıracak ifadelerle orduyu karalama çabası içersinde olanlar aslında en büyük kötülüğü milletimize ve devletimize yapmaktadır. Türk ordusu her zaman güvenilir, cesaret ve feragat sahibi asil ve milletimize yakışan bir ordudur.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 23.12.2009 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
terör,
dtp,
apo,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.