Bugün yollarında gezdiğiniz Amiral Sağlam Caddesi'nin 40 yıl önceki halini bilemeyebilirsiniz. Özellikle genç nesiller, hiç bilmez. Ama duyarlar. Caddenin en önemli mekanı, Yüksek Kahve idi. Şimdi Akbank binasının bulunduğu yerde bir zamanlar Yüksek Kahve vardı. Gölcük'ün ekabir takımı orada buluşur, tavlalar oynanır, okey taşları şakır şukur sesleri ile kulakları çınlatırken, bir taraftan da pişti sesleri yankılanırdı.
Değirmendere'de okey oynuyoruz. Masa oldukça renkli. Mimar Nejat Dışpınar, eşi değerli arkadaşım Oya okuldan arkadaşım olduğu için ben ona enişte derim. Yüzbaşılar Mahallesi Muhtarı dost insan Haydar Akgüngör, emekli Astsubay arkadaşım Atıf Küçükberber, emekli Astsubay Sait Küçük, Teneke Mahalle'den Osman Karabacak, eski Mal Müdürü Ali Biçer, İcra Müdürümüz Erdem bey ve bendeniz hararetli bir oyuna oturduk. Şansım yaver gidecek ya, oyunda çift yapıp çok öne geçince enişte Nejat Dışpınar "Şenemre bunlar bizim Yüksek Kahve kültürü aldığımızı bilmezler" dedi. Doğrudur, Yüksek Kahve'nin kültürünü aldık. Neticede oralarda oyun oynamadık ama zaman zaman yaşımız gereği oyun oynayan büyüklerimizi kendilerinden izin alarak izledik. Aslında Set Kahve kültürü daha çok sohbet içerikli olduğu için bizi cezbeder büyüklerin sohbetini dinlemek için fırsat bulduğumuzda ve izin verildiğinde mekana koşardık.
Yüzbaşılar Mahallesi'nde ki Salon 8'de Yüksek Kahve gibi bir yer. Müşterisi bol ama inanın çok ağırbaşlı ve vakur insanlar. Benim için oyunda galip gelmekten daha çok ki ilk oyunu söylüyorum, üç oyun oynadık. Birini kaybedip ikisini kazandım. O anda Galatasaray'ın Bursaspor'a yenilmesi beni daha çok heyecanlandırmıştı. Evet sevgili dostlar Salon 8'de ki manzaradan 40 yıl önceki Yüksek Kahveye gittik ki, bir adı da Set Kahvesi olan Yüksek Kahvenin mazisi 60 yıl öncesine dayanır. Doğal olarak bir bölümünde bendeniz de dünyaya daha merhaba bile dememiştim.
VAN minute
Van'la başlayan ilk sözü biz çok vurgulu olarak Davos'ta sayın Başbakanın birlikte konferansa katıldığı İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez ile olan diyaloğu sırasında kendisine müdahale etmek isteyen moderatöre kızarak "VAN Minute" sözü ile duymuştuk.
Aslında One yazılıp Van olarak okunan bir cümle bir dakika anlamını taşır. Bizde ise Van deyince aklımıza ilk önce Van Gölü ve doğal olarak Van şehri gelir. Hatırlarsınız Van eşsiz tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra bir zamanlar camışların yol açtığı kargaşanın gizeme büründürülmesinden sonra Van canavarı olarak karşımıza çıkmıştı. En son ise 7.2'lik büyük deprem ile kahredici bir acı olarak karşımıza çıkan Van, aradan geçen onca zamana rağmen farklı acılarla yine Türkiye'yi üzmeye hatta kahretmeye devam ediyor. Gün geçmiyor ki, Van'da bir çadır yangını nedeni ile hayatını kaybeden insanların haberini duymayalım. Malum kış şartları ve Van karakışın en şiddetli yaşandığı bölgelerimizden biri. İşte burada bir VAN Minute dememiz lazım. Yani ne oluyor arkadaş, bir dakika hala orada çadır yangınları devam ediyorsa demek ki hala eksik bir şeyler var. Demek ki hala önemli bir konuyu çözüme kavuşturabilmiş değiliz ki, Van şimdi de çadır yangınlarıyla sarsılıp Türkiye'ye VAN Minute dedirtiyor.
Evet kış şartları, yoğun karakış ülkeyi fena vurdu. Güneydoğu ve Doğu illerimiz bile donuyor. Hatta Batı da bile hava sıcaklıkları eksinin çok altında seyrediyor. Bütün bunlar evet olumsuz hava şartları tamam hepsini anlarız ama çadırda yaşayayım derken yangınla son bulan hayatlar için de artık VAN Minute diyelim.
Spor
Ruh ve beden sağlığının gelişimi için en iyi araç olan spor, son zamanlarda futbolda yaşadığımız kargaşa ve kaosun ardından kabusa dönünce, seyir zevkimiz yavaş yavaş tükenirken, keyfimizin de süratle kaçtığını hissediyorum. Bir anda başlayan şike iddiaları ve ardından gelişen olaylar Türk futbol seyircisini hem sahalardan hem de televizyon ekranlarından geri çekerken, futbol federasyonunun son toplantısında UEFA'nın da onayladığı küme düşme yerine puan silme önerisinin reddi, dönüp dolaşıp krizi kucağında bulan Mehmet Ali Aydınlar'ın istifa sürecine kadar geldi. Eder mi etmez mi bilemeyiz. Ancak bilinen bir şey var ki, 7-8 aydır bu krizin iyi yönetilemediği hatta derinleştiğidir.
Üç büyük kulüplerinde aynı fikirde buluşmadığı, gerek kulüpler birliği başkanı ve aynı zamanda Beşiktaş'ın Başkanı olan Yıldırım Demirören'in de Galatasaray'ın Başkanı Ünal Aysal'ın farklı söylemleri ile gün yüzüne çıkmış durumda. Eğer ülkede futbol bu işin lokomotifi olan üç büyüklerin birbirine düştüğü bir ortamı da karşımıza koyarsak, önümüzdeki günlerde krizin ne kadar derinleşeceğinin de mesajı alınmış gibidir.
Bundan böyle ne tür bir karar alınırsa alınsın o karar bir tarafı yarı tatmin ederken bir diğer tarafı da yarı tatminsiz edecektir. Yani karar hiç kimseyi memnun etmeyecektir. Dünyanın en büyük şovu olan futbolda eğer böylesine bir kaosun içerisinde sürüklenirsek, bundan sadece ülke futbolu değil sporun zeki, çevik ve ahlaklı insanlar tarafından düşünülerek yaşatılan bir uğraş olduğu da zarar görecek, neticede Türkiye itibar kaybedecektir.
Bu yazı Gündem bölümü’nde 31.01.2012 tarihinde yayınlandı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Etiketler:
v an,
minute,
türkiye,
Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.