14407,81%1,00
43,04% 0,05
50,33% -0,22
6131,05% 2,34
10159,48% 0,61
Gölcük Esnaf Odası seçimlerinin 31 Ocak’ta yapılacak olmasıyla birlikte ilçenin ticari nabzı bir kez daha sandıkta atmaya hazırlanıyor. Geçen seçimde olduğu gibi bu dönem de sahnede iki isim var: Mevcut başkan Necmi Kocaman ve yeniden adaylığını açıklayan Tuncay Yıldız. Yıllardır Gölcük’te yazlıktan Ulaşlı’ya kadar uzanan geniş bir bölgede ticaretin yükünü omuzlayan yaklaşık 2.500–3.000 esnaf var. Ancak ne gariptir ki bu kadar kalabalık bir kitleden, başkanlık için yalnızca iki isim çıkıyor.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Onca dertle boğuşan, ekonomik sıkıntıların tam merkezinde duran, her gün kepenk açıp kapayan bu kadar esnafın içinden neden her seferinde aynı isimler aday oluyor? Neden 3.000 kişilik bir kitleden sadece iki kişi “Ben bu sorumluluğu üstlenirim” diyebiliyor?
Bu tablo, aslında birkaç gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Birincisi; esnafın yükü çok ağır. Siftahsız kapatılan dükkanlar, günü zor kurtaran işletmeler, artan maliyetler, azalan kazançlar… Böyle bir ortamda insanlar, evine ekmek götürme telaşındayken bir de oda başkanlığı gibi zor, yıpratıcı ve herkesin derdini sırtlanan bir göreve talip olmayı göze alamıyor. Çünkü esnaf odası başkanı olmak yalnızca bir makam koltuğuna oturmak değil; her gün yüzlerce telefon, onlarca şikâyet, beklenti ve çözüm arayışıyla boğuşmak demek. Bu da ciddi bir zaman, enerji ve psikolojik dayanıklılık gerektiriyor.
İkincisi; cesaret meselesi. 3.000 kişinin içinde adaylığını açıklayan iki ismi, bu açıdan ayrıca bir kenara koymak gerekiyor. Necmi Kocaman ve Tuncay Yıldız, eleştiriye, beklentiye, hatta zaman zaman haksız yargılara rağmen çıkıp “Ben varım” diyebiliyor. Bu, küçümsenecek bir şey değil. Medeni cesaret, özellikle de herkesin uzaktan izlemekle yetindiği, “Ben karışmayayım, ne olacaksa olsun” dediği ortamlarda daha da kıymetli hale geliyor. Bu nedenle mevcut başkan Necmi Kocaman’ı ve aday Tuncay Yıldız’ı, sadece aday oldukları için bile ayrı bir yere koymak gerekiyor.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Yeni isimlerin çıkmaması, taze yüzlerin, genç esnafın, farklı bakış açılarının sahneye gelmemesi de üzerinde durulması gereken bir durum. Bu, yalnızca cesaret eksikliğinin değil, aynı zamanda esnafın odasına bakış açısının da bir göstergesi. 3.000 esnafın olduğu bir yerde, başkanlık sorumluluğuna talip olan kişi sayısının ikiyle sınırlı kalması, “Esnaf odası gerçekten ne ifade ediyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Esnaf, odadan çok şey bekliyor; haklı olarak yanında bir güç, bir destek, bir yol gösterici görmek istiyor. Fakat iş odayı yönetmeye, taşın altına elini koymaya geldiğinde aynı istekliliği göstermiyor. Bu da esnaf-oda ilişkisindeki mesafenin, aslında göründüğünden daha derin olduğuna işaret ediyor.
Gölcük esnafı, bu ilçenin mihenk taşı. Ekonominin can damarları, her sabah ışığını yakan dükkanların ardındaki emekçiler. Bir ilçede çarşı canlıysa, sokaklar hareketliyse, vitrinler aydınlıksa, orada hayat var demektir. İşte bu hayatı ayakta tutanların en önemli kurumsal dayanaklarından biri de esnaf odası. Bu yüzden oda seçimleri, yalnızca bir başkanın kim olacağı meselesi değil; ilçenin ticari geleceğinin, dayanışma kültürünün ve ortak akıl anlayışının da turnusol kağıdıdır.
Yaklaşan seçim sürecinde umulan; tartışmaların kırıcı değil yapıcı olması, gruplaşmaların değil birlik duygusunun öne çıkması, farklı görüşlerin bir zenginlik olarak görülmesidir. Sandığa giden yolun kavga değil, adeta bayram havasında geçmesi Gölcük’e yakışandır. Çünkü günün sonunda kazananın sadece bir isim değil, Gölcük esnafının tamamı olması gerekir. Adaylar projelerini, kadrolarını, hedeflerini yakın zamanda hem Gölcük halkına hem de odaya kayıtlı esnafa anlatacaklar. Bu tanıtım süreçleri de aslında esnafın odasına olan güvenini tazelemek, “Bu oda bizim” duygusunu yeniden canlandırmak için bir fırsattır.
Belki de bu seçimler, yalnızca iki adayın yarıştığı bir süreç olarak kalmamalı; Gölcük esnafının kendine şu soruyu sormasına vesile olmalı:
“Biz sadece eleştiren miyiz, yoksa gerektiğinde yönetime talip olabilecek kadar sorumluluk alan bir topluluk muyuz?”
Bugün sahnede iki isim var, yarın belki daha fazlası olacak. Ama hangi isim kazanırsa kazansın, önemli olan esnafın sesinin daha gür çıkması, sorunlarının daha cesur ifade edilmesi ve çözümlerin daha ortak akılla üretilmesidir. Bu yüzden bu seçimde kaybeden olmadan, kırgınlıklar doğurmadan, kimseyi dışlamadan, gerçekten bir bayram havası içinde sürecin tamamlanması en büyük temenni olmalı.
Son sözüm;
Mevcut başkan Necmi Kocaman’a ve aday Tuncay Yıldız’a gösterdikleri medeni cesaret için tebrikler.
Sandıkta tercihiniz ne olursa olsun, umarız bu seçim; esnafın birliğini güçlendiren, odanın itibarını artıran, Gölcük’ün ticari hayatını canlandıran bir dönüm noktası olur. İyi olanın, çok çalışanın, gerçekten esnaf için dertlenenin kazanması dileğiyle…
Kalın Sağlıcakla…
*Vecdi ŞENEMRE

