16709,28%-0,07
43,62% 0,10
51,95% -0,03
7067,32% -0,70
11686,79% 0,16
TOPLUMUN PSİKOLOJİSİ ve ŞİDDETİN NORMALLEŞMESİ
Günümüzde ulusal haberlerde karşımıza çıkan cinayetler, hırsızlıklar ve şiddet olayları, toplumun ruh hâlini derinden etkiliyor. Öfke ve tahammül seviyesi giderek düşmekte; en basit sorunlar bile hayat kaybıyla sonuçlanabiliyor. Yol verme kavgaları, bıçaklamalar ve cinayetler sıradan hale gelirken, vatandaşın psikolojik durumu her geçen gün daha da kötüleşiyor. Özellikle yaşanan ekonomik zorluklar, toplumun psikolojik sağlamlığını tehdit eden en önemli unsurlar arasında yer almakta.
Ekonomi, toplumun genel ruh hâlini etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Türkiye’de artan iflaslar, kapanan fabrikalar ve iş yerleri, insanları belirsizliğe ve kaygıya sürüklüyor. Gelecek kaygısı, bireylerin sinir sistemlerini yıpratıyor. İnsanlar, geçim sıkıntısı içinde çırpınırken, bir yandan da sürekli olumsuz haberlerle karşılaşıyor ve bu durum ruhsal açıdan daha da zorlayıcı hale geliyor.
Mesela sabah yayınlanan programları düşünün. Hangi programlar olduğunu tahmin edersiniz.
Bu programlar, toplumda yaşanan vahim olaylara ışık tutuyor gibi görünse de, bu durumun toplum üzerindeki etkileri düşündürücü. Korkunç olaylar, sabah kuşaklarında izleyicilere sunulurken, toplumun kanı donduruluyor. Ancak, bu programların izlenme oranlarının yüksekliği, insanların yaşadıkları sorunları merak etmelerinden öte, bir tür şiddet normalleşmesi yaşandığını gösteriyor. İnsani değerlerin gerilemesi ve şiddetin medyada yaygınlaşması, toplumda huzursuzluk yaratan bir kısır döngüyü tetikliyor.
Şiddet içeren mafya dizileri, izleyicilerin ilgisini çekerken, bilimsel ve eğitici içeriklerin geride kalması dikkat çekiyor. Bu tür programlar ve diziler, genç neslin rol modelleri haline gelebiliyor. Şiddet ve suç içeren davranışların özendirilmesi, Türkiye gibi bir toplumda psikolojik sorunları daha da derinleştiriyor. Renkli televizyon dünyası, izleyicileri gerçek hayatta karşılaşacakları olaylardan uzaklaştırmak yerine, onları bu tür davranışlara teşvik ediyor.
Sonuç olarak, toplumun ruh sağlığını korumak adına, medya üzerinden şiddetin normalleştirilmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. İnsani değerlerin yüceltilmesi, psikolojik dayanıklılığın artırılması ve toplumsal barışın sağlanması adına daha yapıcı programların teşvik edilmesi önem arz ediyor. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve mutlu bir toplum bırakmak için, bu sorunlar üzerinde yeniden düşünmek ve çözüm yolları üretmek hayati öneme sahip.
Kalın sağlıcakla...
